<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-6862466</id><updated>2011-07-08T16:27:30.161+03:00</updated><title type='text'>u y u m s u z n o t l a r . . .  postkapital bir paylaşımdı.</title><subtitle type='html'>Mutluluk Köşesi: 

"En acı ıstırap hak edilmiş, en tatlı mutluluk hak edilmemiş olandır."

Georg Simmel</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://uyumsuznotlar.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://uyumsuznotlar.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><link rel='next' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default?start-index=101&amp;max-results=100'/><author><name>Ayva§A</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05660263762853173661</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_H3qKw7X8q8c/SRtUJoiLR-I/AAAAAAAAAAM/NJimUvw8G0o/S220/_DSC1669_9.JPG'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>240</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6862466.post-2773767157928438604</id><published>2006-11-21T22:41:00.006+02:00</published><updated>2009-02-25T20:01:21.443+02:00</updated><title type='text'>Ey Yolcu;</title><content type='html'>&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Şu anda bulunduğun bu yerde yazılanlar 2006 senesi Nisan ayında son buldu. Dört yıldan uzun bir süre tam bu noktada yazıldılar. Bir seneden fazlası Blog tarafından yitirildi. Bu yazılar birer karalama notu gibi, üzerlerinde hiç düzeltme yapılmadan güncel duygusal düşünsel izlenimler olarak bir zaman kayda geçirildiler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her okuyucunun onları okumasındaki farklı beklentiler gibi yazar da bu esnada kendi düşünsel duygusal haritası üzerinde çalışma fırsatı buldu. "Son Zar" başlığı altındakiler bu niyetin bir başka ifadesini betimliyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer buraya kadar ulaştıysan, bu satırlar sana da sonsuzluk yolunda gönenen keşifler dilesin, sağlıcakla...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belki devamı belki değil... ussaldekadanslar: &lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.akashazone.com/index.php?option=com_content&amp;task=category&amp;sectionid=5&amp;id=19&amp;Itemid=43"&gt;www.akashazone.com&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6862466-2773767157928438604?l=uyumsuznotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/2773767157928438604'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/2773767157928438604'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://uyumsuznotlar.blogspot.com/2008/11/ey-yolcu.html' title='Ey Yolcu;'/><author><name>Ayva§A</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05660263762853173661</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_H3qKw7X8q8c/SRtUJoiLR-I/AAAAAAAAAAM/NJimUvw8G0o/S220/_DSC1669_9.JPG'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6862466.post-114445403206919127</id><published>2006-04-08T22:45:00.000+03:00</published><updated>2006-04-08T18:38:53.970+03:00</updated><title type='text'>Son Zar</title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/5380/393/1600/PIC_0022.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger/5380/393/200/PIC_0022.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Yüreğin gerçeğini özleyen, arayan, hayatın getirdiği problemleri çözmeye çabalayan, şeylerin ve olayların özüne ve kendi varlıklarının içine nüfuz etmeye çalışan sorgulayıcı zihinler vardır. Bir insan sağlam şekilde muhakeme eder ve düşünürse, bu problemleri çözerken hangi yolu takip ederse etsin, kaçınılmaz şekilde kendisine dönmeli ve işe, kendisinin ne olduğu ve içinde bulunduğu dünyadaki yerinin ne olduğu probleminin çözümüyle başlamalıdır.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;G. I. Gurdjieff&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son Zar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;seni ellerimle savurduğumda&lt;br /&gt;bileklerimi öpmeyi öğrettin bana&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ben kendi(siz)liğimi bilirim&lt;br /&gt;iz ki bu çok bilinen rüya&lt;br /&gt;tiz ki bu kendine yoksul anlam&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;zar sırasını bekleye dursun&lt;br /&gt;sır durma(z) yaz(ar)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hangi bilgiyi bana dikte edebilecek o bahar? Ditrambos rahibeliği; ne var ki, artık geçmiş bir yazgı. Artık kendini kandıran liderlere, kendileri gibi kanmış zavallılık hüküm sürmeyecek. Kan hükmünü sürdüremeyecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine de yolunu süreceksin, çünkü başka bir var oluş bilemezsin. Sözlerini, o “sen” say ve bil bakalım kimler seni duyar? Benim duyduğum kavram dışı, kısa devreli yaratıklar. O denli basit yani. Basit olan, neden sen değilsin diye bu direnişi kırar gibi davranacaksın… yinelemek gerekir bunu: Benim kadar sen de basitsin. Özündeki kaypak iktidar hırsını gizleyemezsin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçek aydınlık, zamanı yaratmaktır. Oysa göz göze gelirsin, bakar da gözüne kendi siluetin adına kıpırdarsın. Çünkü bu hükmün başına vurulan çekiç, sendeki “o”nun canını yakar. Sonra sorarsın: neden bu öfke? Sen, ne kendin kalmıştın, ne de o olarak gitmiştin aslında. Oldukça uzun yollar seçtin, gitmeyi gelmek sandın, yaklaşmayı ise gitmek. Oysa yakın adımsızlık ister. Adını karalamadan, uzaksız kalmalıydın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi sahnede kanunsuz afişleme eylemi. Sözde öfke, sözde yen… kol kırık değil ki yen içinde gizli kalsın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte bu satırlar yüz yüzelik olanağı kullanılmayan illegal bir denemedir. Aşüfte bir bahar, ne de olsa insanın başına hıdrellezler örer. Ateşler ekler. Serinleri yaratan vahalara böyle zamanlarda gerek var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;durmaz yaz(ar)&lt;br /&gt;durma yaz ar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diyorum ki; sana sen olarak seslenirsem sesimi sandığın gibi duyarsın. Sesim sandığındır kimi zaman ama sandık seni hep böyle kapsamaz. Emeğim kadar kalıcı başka nen var? Söylemle eylem farkları arasında gidip gelirken eprimiş bir doku mu bu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öyleyse:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sırayı tahtaları dizerek oluştur. Senin gibiyim. Beni kırıp yakabilirsin, ısınırsın o zaman. Her kıvılcım kendi ateşinin kundakçısıdır. Bütün ağaçlar bu olguyu sezer ama söylemezler. Tercihleri, sıradan değildir. Söylemleri sessizliğin ederidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zar yandı. Dumanı, sonsuzluğu tütsüleyen bir ayazdı. İlkyazdan olan, basit bir mevsimi, sen de yazmalısın. Oysa kandilinde yangın barındıran küçük alevler var!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve hâlâ kin: Tüm öz eleştirilerin, dışında kalma direncin. Her ne varsa, önce kendinden bilmelisin. Ormanın dilsizliğini kuşlarından başka kimse, tam olarak anlayamaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Varlığına yeni sahneler kur. Zakkum yığınlarının içinde çiçekleri unutarak, yol al. Sadece “ben” i sorgula ama kullanma. Ve serin sular, senin kendine yarattığın balıksız nehirlere akarlar. Hatta bütün balık fosilleri senin tarihini yazarlar o egoist nehirde. Bu, kendi seçimin olan yazgındır. Bu, senin ellerinde balıksız kalan oltandır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gittiğin sürece, yol da var. “Sen” deyip durmaktasın. Bu, yalan. Aslında sen “ben” deyip durmaktasın. Öylece kalmayı bil ki, yolda bir adım olmak yerine yolun kendisi ol. Bakışların doğası gereği içeriden dışarıya doğrudur. Bu, doğuştan var olandır. Yani ilkeldir. Kendini bırakmalısın. Gözlerinden başlayan bakış yolculuklarının, görme eylemiyle, eşyadan sana dönen sonuçlar olduğunu anlamalısın. Dönüşün hakkını ver. Senden dışarıya doğru görülecek bir şey yok. Görüp bileceğin ne varsa dışarıdan içe doğrudur. Dönüşler evrimin basamaklarıdır. Yanmakta olan veya sönmüş yıldızlar, galaksiler, gezegenler ve tümüyle kozmos, bu eylemin içindedir. Bu dönüş, öyle anlara ulaşır ki, dönüşüm başlar. Gerçek eylem dönüşmedir. Bu da bir başka döngünün başlangıcından ibarettir elbet. Varmak için başla, hiç başlamamış gibi var ol.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sana öyküler anlatabilirim. Öyküler gezegenlerin uydularına benzerler. Bağımlı oldukları yapıdan daha küçüktürler ve daireleri tek bir çekime tutukludur. Gezegenden gökyüzüne bakanlar, onun çeşitli hallerini görürler. Bedeninden yansıyan ışık kırılmaları, türlü şekillere bezer onu. Ne var ki döngüsü, gezegenin tutuklusu olduğudur. Gezegen, bu duruma egoist bir ad koymuştur. Ona uydu der. Fakat gezegen de ona bağımlıdır. Ben özgürlüğün anlatıcısıyım. Ne tutuklu ne de tutuklayandır sözlerim. Sana öykülerden işte bunun için bahsetmek istemem. Uydu bile olsam özgürlüğü bilirim. Yörüngeyi anlarım. Onun dışına çıkarsam, ne sen kalırsın, ne de ben. Yol işte bundandır. Yokluğun anlamı bu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Olduğun yerdesin. Ne çok uzakta, ne de yakın, aradığın her şeydesin. Ancak aradığın her şey, seni daha tanımlayamıyor. “Sen” deyip durma. Bu, yalandır. Aslında sen “ben” diyorsun ya… bu, senin yolculuğundur. Değil dünyada, galaksilerde bile yol alsan “ben” den başka “sen” bulamazsın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Denizleri konuşalım seninle. Onun yapısındaki su da başka bir yol hikâyesidir. Bu yol sürekli bir aşağıya gidişin hikâyesidir. Zirvelerde var olsa da uzun veya kısa katedişlerin ardından çukurlara varırsın. Aşağılara birikişlerin öyküsüdür su. Onun için hüznün gözlerinde onunla beden bulur, aşağılara akar yaş. Hüzün aşağıların yolcusudur. Ve oradan başlamıştın sen. Denizliğini konuşalım. Birinci çoğul şahıslığını da konuşalım. Ardışık eylemlerin dalgalara benzer. Hep bir kıyı, hep bir koy ararsın. Çukurlarda birikmişliğin, kıyıya vuruşlarını hazmetmek istersin. Onun için dışına yönelirsin. Kıyıya vuran bir dalgadır hüznün. Oysa bir dağın eteğinin ucundadır o kıyı. Suyunu ona ser. Denize akışını izle yeniden. Çekilişini gör ki; dışındaki dağın, senden başladığını kavra. Denizleri konuşurum seninle, suyu bilirsen.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öyleyse dağları da konuşurum seninle. Yücelikten değil. Bütünlükte seviye yoktur çünkü. Dağda sevgi de yoktur nefret de. Bunlar senin dışındaki şeylerdir. Sen artık dışarıdan bakıyorsun. Onlar, ardında kalmıştır çoktan. Dağı gördün mü? Sevgi de nefret de bütünü zedeler. Bunlar seni sürekli bir arayışa sürüklemekten başka bir işe yaramaz. Dağı gördün mü? İşte oradasın sen.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bense şimdi susuyorum. Ararsan eğer, suya dön, yeniden başla. Ben de başlarım yeniden, sesindeki “sen” ile konuşmaya.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SON&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu dönüşüm belgeseli, burada sona erdi.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6862466-114445403206919127?l=uyumsuznotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/114445403206919127'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/114445403206919127'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://uyumsuznotlar.blogspot.com/2006/04/son-zar.html' title='Son Zar'/><author><name>Ayva§A</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05660263762853173661</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_H3qKw7X8q8c/SRtUJoiLR-I/AAAAAAAAAAM/NJimUvw8G0o/S220/_DSC1669_9.JPG'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6862466.post-114324193957122875</id><published>2006-03-25T01:05:00.000+02:00</published><updated>2006-03-25T01:12:19.806+02:00</updated><title type='text'>Ah</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos1.blogger.com/blogger/5380/393/1600/Nude%20on%20a%20beach%20%28P.Picasso%29.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/5380/393/320/Nude%20on%20a%20beach%20%28P.Picasso%29.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ah bu bana kendini anlatan boşluk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ah kendini bilemeyen bu uçurum, bu bir uçkurluk bilmecenin temizlenme umudu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ah bu bana kendini diken boyun, ah bu boyunlara vuran kılıç benliğim. Ah bu düşen kelleler yerlere.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine,yine, yine, yine…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ah bu ben kendimi nerelere koysam? ( bir Mazhar Alanson şarkısıdır bu)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sen beni tanımazsın. Çekilsem sahillere, hayallerle.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mi kursam...(diyez ve bemollerle)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(zor olsa da bir şarkı var, yerle gök arasında bir yerlerde)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6862466-114324193957122875?l=uyumsuznotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/114324193957122875'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/114324193957122875'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://uyumsuznotlar.blogspot.com/2006/03/ah.html' title='Ah'/><author><name>Ayva§A</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05660263762853173661</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_H3qKw7X8q8c/SRtUJoiLR-I/AAAAAAAAAAM/NJimUvw8G0o/S220/_DSC1669_9.JPG'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6862466.post-114289807815528266</id><published>2006-03-21T01:16:00.000+02:00</published><updated>2006-03-21T01:41:18.546+02:00</updated><title type='text'>Bu Kapı</title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/5380/393/1600/nude.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/5380/393/320/nude.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kapıyı kim açacak?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kapıyı sen açacaksın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belki içini bir kürtaj kazıyacak, ama o kapıda sen olacaksın. Sen iki satırlık bir faili meçhulün kazıkazan umudu bile olamazken, o kapıyı. Açacaksın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;bu kapı o&lt;br /&gt;o kapıda sen&lt;br /&gt;açılacaksın&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;Herkesin soruları var. Egon sınırı geçtiğinde sen açılacaksın. Bütün kapılar kapalı kalsa bile. Geçip gideceksin. Ardında kimin umduğu var? Ama umurunda gölgesi kalmış bir de ar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Merhaba bahar (nevruz)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6862466-114289807815528266?l=uyumsuznotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/114289807815528266'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/114289807815528266'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://uyumsuznotlar.blogspot.com/2006/03/bu-kap.html' title='Bu Kapı'/><author><name>Ayva§A</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05660263762853173661</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_H3qKw7X8q8c/SRtUJoiLR-I/AAAAAAAAAAM/NJimUvw8G0o/S220/_DSC1669_9.JPG'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6862466.post-114246472392567249</id><published>2006-03-16T00:16:00.000+02:00</published><updated>2006-03-16T01:27:17.326+02:00</updated><title type='text'>Ne</title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/5380/393/1600/84555_l_25.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/5380/393/400/84555_l_25.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;[Ben]i okuyanlar, sizler dilimi anladığınızdan emin misiniz? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;Jorge Louis Borges&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;Hiçbir şeyden haberleri yok. (genelde paranoya[k]lar için dünya kendilerinden ibaret)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendiyle bütünleşirken sorduğu bir soruyu anımsıyor. Anım…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;An’ ı sormuştu… &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Ben ne yapacağım şimdi” .&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;Bak görüyorsun, kendimizle yapacak şeylerdir de yaşamak…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ondan yazmakla yetiniyorum şimdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hiçbir şey yapmıyorum yani.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne yapmalıydım sahi?&lt;/blockquote&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6862466-114246472392567249?l=uyumsuznotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/114246472392567249'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/114246472392567249'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://uyumsuznotlar.blogspot.com/2006/03/ne.html' title='Ne'/><author><name>Ayva§A</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05660263762853173661</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_H3qKw7X8q8c/SRtUJoiLR-I/AAAAAAAAAAM/NJimUvw8G0o/S220/_DSC1669_9.JPG'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6862466.post-114073632411880692</id><published>2006-02-24T00:47:00.002+02:00</published><updated>2009-02-25T20:00:26.978+02:00</updated><title type='text'>Alt Yapı</title><content type='html'>Meselesi darp.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vurduğunda şiddeti kurşuna eş değer bir tepkiye hazır olmalı insan. Ama hangi tetik, hangi vurgun, hangi mesele? Her gaip için bir saygı duruşu, sıkı yönetimce serbest bırakılan. Kıyıda bir midye var diyelim, teneke üstünde pişirip yiyelim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tükenirken tarih, hani usulca uyuyorken insan. Hafifliğin beklentisine geliştirdiği usa (ABD) da, aynı zamanda kendinden öncekine son verirken; doğru.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu mesele giyotine giden bilim adamını çağrıştırır. Gidince kelle varsa bilinç gözlerimi kırparım der. Kalırsa kelle gidişinde gözümü bile kırpmam ben.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kısacası mesele hara&lt;strong&gt;b&lt;/strong&gt;. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gözlerim nerede?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kelle nerede?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alt Yapı başımızı tutacak diyebilmeye; başka bir ülke kendini yaratamaz. Çünkü ülkelerin alt yapısında bütün sınırlarıyla global küspelere inanmışlık var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alt Yapı meselesi darp.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diyemem.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mesel &lt;strong&gt;b&lt;/strong&gt;(a)har.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6862466-114073632411880692?l=uyumsuznotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/114073632411880692'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/114073632411880692'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://uyumsuznotlar.blogspot.com/2006/02/alt-yap.html' title='Alt Yapı'/><author><name>Ayva§A</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05660263762853173661</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_H3qKw7X8q8c/SRtUJoiLR-I/AAAAAAAAAAM/NJimUvw8G0o/S220/_DSC1669_9.JPG'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6862466.post-114012922165555990</id><published>2006-02-16T23:56:00.000+02:00</published><updated>2006-02-17T01:07:28.553+02:00</updated><title type='text'>Eskiler</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos1.blogger.com/blogger/5380/393/1600/eskiler.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/5380/393/200/eskiler.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Derler ki eskiler: Sen yürürsün ama mesafeden haberin yok. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Asırlardır aynı şeyi sayıklar egoizm. Sen yürürsün ama... mesafen yok. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adını yol koyduğumuz ince şeritler aynı zamanda kaypak zeminlerdir. İnsanlığı kurtarmaya doğru yol aldığını gördüğümüz tüm ünlü patikalar aslında çoktan kapitalistleşmiştir. Çünkü biz gelene kadar her şey demokraside tükenir. Popüler pencerelerde hiç bir vadi yoktur. Vadi vadiyse yalın ve sessizdir ve bundan avam habersizdir. Onlar duymazlar. Kulaklarında kendi sevdalarının küpeleri...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Dünya sen öyle olduğun için öyledir" de derler. Bu doğrudur. Öyledir de.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Koşmaya, uçmaya, gitmeye durursunuz gidip gidip uçurumlara ama, görürsünüz ki (görebilirseniz) ne uçurum öyle ne de uçmaya durduğunuz kesit (siz [s]iz)... izinizi sürerler ki; yok yoktur onlarda, randevunuzu kaydederler ve siz telefonun ucuna savrulursunuz. Ucube bir kesitin sizi otlattığı çayırları balo salonu sayarsınız üstelik de... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama biz açtık, bir damla su içtik??? Hayır öyle değil. Siz açtınız ama biz o bir damla suda egoizminizi boğduk. Bu da "hiç yerimiz kalmadı" demek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kesit yalandır. Bu kesit paradır. Bu kesit çıkardır. İçinde insanlık aramak safdillik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eskiler derler ki: Sen yürürsün ama mesafeden haberin yok. Aradığın köyü az önce çiğneyip geçmiş(tin)iz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İz ağırlığın sonucudur. Hafifledikçe hissedecek(sin)*iz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sıradan bir hikayedir bu. Yıllardır şarkılara güfte olmuştur. Sesini savurduğunda kalbini aklına çarpamayan her kimse, onun telefonunu beklemiştir. Üstelik ödemiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine de aynı hikayede buluşmak yeter.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*sin= mezar&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6862466-114012922165555990?l=uyumsuznotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/114012922165555990'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/114012922165555990'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://uyumsuznotlar.blogspot.com/2006/02/eskiler.html' title='Eskiler'/><author><name>Ayva§A</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05660263762853173661</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_H3qKw7X8q8c/SRtUJoiLR-I/AAAAAAAAAAM/NJimUvw8G0o/S220/_DSC1669_9.JPG'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6862466.post-114004736062395858</id><published>2006-02-15T22:28:00.000+02:00</published><updated>2006-02-17T00:46:42.356+02:00</updated><title type='text'>Antagonis</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos1.blogger.com/blogger/5380/393/1600/mor.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/5380/393/200/mor.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;"ihanetin boğazladığı yabanıl kuşlar&lt;br /&gt;sadakatin tutunduğu cennete uçar&lt;br /&gt;‘gık’ ı çıkmaz kanatların&lt;br /&gt;av saati başlar&lt;br /&gt;oysa bahşiş gibi toplar&lt;br /&gt;vurgunu av köpekleri&lt;br /&gt;deli ormanın tabanından"&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;blockquote&gt;Ayvaşa&lt;/blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kadınlar unutur&lt;br /&gt;erkekler unutur ve&lt;br /&gt;bizler unutkanlığı hatırlarız&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yeniden yazmaya başlar ki kalem&lt;br /&gt;hokkalarındaki mor mürekkeple onlardan hep&lt;br /&gt;usulca sokularak varsıllığa&lt;br /&gt;ve asıl rezilliklikleriyle&lt;br /&gt;kendilerinden bildikleri sofralara aç&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;oysa aç bir kurt&lt;br /&gt;bir benliğin ısındığı gaz yağı&lt;br /&gt;gibi çokça sömürülmüş örümcek ağları&lt;br /&gt;gibi kavrularak öz sularına&lt;br /&gt;kalem, kal, hiç&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ağrılıdırlar &lt;br /&gt;ve saldırırlar önüne gelenlere&lt;br /&gt;usulca sokulanlara &lt;br /&gt;yanlarında bir şeytanla&lt;br /&gt;ısınır yatarlar sol &lt;br /&gt;taraflarına dayanarak&lt;br /&gt;uykularının bölünmesine karşı soğuyarak&lt;br /&gt;sağladıkları kuralsızlıkları&lt;br /&gt;işte buralardadır&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;‘gık’ ı çıkmaz kanatların&lt;br /&gt;av saati başlar&lt;br /&gt;oysa bahşiş gibi toplar&lt;br /&gt;vurgunu av köpekleri&lt;/blockquote&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6862466-114004736062395858?l=uyumsuznotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/114004736062395858'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/114004736062395858'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://uyumsuznotlar.blogspot.com/2006/02/antagonis.html' title='Antagonis'/><author><name>Ayva§A</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05660263762853173661</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_H3qKw7X8q8c/SRtUJoiLR-I/AAAAAAAAAAM/NJimUvw8G0o/S220/_DSC1669_9.JPG'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6862466.post-113978836395701048</id><published>2006-02-13T01:50:00.000+02:00</published><updated>2006-02-13T02:02:43.596+02:00</updated><title type='text'>Küçük Balad</title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/5380/393/1600/bugdaylar.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/5380/393/320/bugdaylar.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;Geri dönmeyi hiç ummadığım için&lt;br /&gt;Küçük balad, sen git&lt;br /&gt;Toskana’ ya, yumuşak ve hafif,&lt;br /&gt;Doğrudan kadınıma,&lt;br /&gt;Nezaketi gereği&lt;br /&gt;Saygıyla o karşılar seni&lt;br /&gt;Guido Cavaldanti&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;bebeğin&lt;br /&gt;nezaketi gereği başlar yürümeye&lt;br /&gt;sen git, o kalsın &lt;br /&gt;böyle iyi&lt;br /&gt;kaçıncı senfonide ölmüştün sen?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kaç kez ağlamaklı olunur&lt;br /&gt;bilinmez ki&lt;br /&gt;nefesiyle büyünmesi gerek&lt;br /&gt;ağladıkça sen, fon&lt;br /&gt;o ciğerleri gelişen yiğit &lt;br /&gt;bir kısrağa binmeli&lt;br /&gt;kaçıncı senfonide sen ne bilesin?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sen git, çocuk kalsın &lt;br /&gt;ey bulunmaz vakitlerin yolcusu&lt;br /&gt;ey karmaşık vadilerin bülbülü&lt;br /&gt;geceye dikildiğinde&lt;br /&gt;ya nezaketin genleşecek&lt;br /&gt;bil ki özgürsün artık&lt;br /&gt;özlediğin uğraşların için ya&lt;br /&gt;bu kaçıncı senfoni&lt;br /&gt;bilemeyeceksin artık&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;böyle iyi&lt;br /&gt;artık avunman sahnenden&lt;br /&gt;nezaketin gereği&lt;br /&gt;iki yönlü bir yol olsun&lt;br /&gt;birine gökten kırmızı bir elma düşsün&lt;br /&gt;diğerine “pardon” kalsın ikilik&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;meğer ki sözdür söyler&lt;br /&gt;dildir besler&lt;br /&gt;affedersin&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6862466-113978836395701048?l=uyumsuznotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/113978836395701048'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/113978836395701048'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://uyumsuznotlar.blogspot.com/2006/02/kk-balad.html' title='Küçük Balad'/><author><name>Ayva§A</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05660263762853173661</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_H3qKw7X8q8c/SRtUJoiLR-I/AAAAAAAAAAM/NJimUvw8G0o/S220/_DSC1669_9.JPG'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6862466.post-113935599989180483</id><published>2006-02-07T12:37:00.000+02:00</published><updated>2006-02-08T01:46:45.093+02:00</updated><title type='text'>Kimlik</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos1.blogger.com/blogger/5380/393/1600/hindi.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/5380/393/320/hindi.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;“Nasıl bakarsa sürüye dağdan bir canavar, &lt;br /&gt;pencereden dışarıya öyle baktım.”&lt;br /&gt;Arif Damar&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ihanetin boğazladığı yabanıl kuşlar&lt;br /&gt;sadakatin tutunduğu cennete uçar&lt;br /&gt;‘gık’ ı çıkmaz kanatların&lt;br /&gt;av saati başlar&lt;br /&gt;oysa bahşiş gibi toplar&lt;br /&gt;vurgunu av köpekleri&lt;br /&gt;deli ormanın tabanından&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yaz saati&lt;br /&gt;kış saati&lt;br /&gt;derken geçer mevsim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Nasıl bakarsa sürüye dağdan bir canavar”&lt;br /&gt;öyle bir tehlike içindedir (k)imlik&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6862466-113935599989180483?l=uyumsuznotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/113935599989180483'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/113935599989180483'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://uyumsuznotlar.blogspot.com/2006/02/kimlik.html' title='Kimlik'/><author><name>Ayva§A</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05660263762853173661</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_H3qKw7X8q8c/SRtUJoiLR-I/AAAAAAAAAAM/NJimUvw8G0o/S220/_DSC1669_9.JPG'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6862466.post-113927046609377167</id><published>2006-02-07T00:49:00.000+02:00</published><updated>2006-02-07T02:21:25.613+02:00</updated><title type='text'>Son Uç</title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/5380/393/1600/sonunda.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/5380/393/400/sonunda.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuç olarak cogito’ nun sadece iki düzeyde var olanlara nakli vardır ve varlık' ın özü kendisine büyük ölçüde meçhul kalandır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuç: Bir Antinomi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böylece, bugün kendimizi bir antinomi (çelişik iki önermenin oluşturduğu dizge) karşısında buluyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sanırım yıllarda saklıdır her şey, çok uzun süredir yapılıyor olmasına karşın felsefe içinde kuşkulu olmayan bir şey bulamadığımızı, bir konu üzerinde, yalnız birinden fazlası asla doğru olamayacağımız durumlarda öne sürülen birçok görüş olduğunu biliriz. Üstelik öteki bilimlerin de ilkelerini felsefeden aldıkları için kuşku ile düşündüğümüzü söyleyebiliriz. Ya kendiliğimizi böylesine büyük bir kuşkunun içinde bulunca ne yaparız?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çaresizlik… Nasiruddin Tusi kendine göre bir kestirme yol bulmuş. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"O kavimler ki hakikî yolu buldum sandı / ermeden doğru yola hepsini susturdu ölüm / öyle bir ülkede ki halletmedi bir kimse onu / vurdular hepsi düğüm üstüne bir bir başka düğüm!'"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim yolumda sanılan şiir midir? Sığındığım, sağıldığım şiir midir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendime sözlerimdir:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendini bir varlık önyargısından kurtar! Belli bir soyut sözcüğün (romantizm) tek bir töze uyması gerektiğine inanma! Her şeyi kapsayıcı biçimde görebileceğin bir iç görü (vizyonsenschau) yoktur. Ama bu seni karşıt bir noktaya sürükleyip bu hataya da düşürmesin: Çok derinlerde önceden kurulmuş bir oyun olduğu ve bu oyunun bilinen yanlarının bize çift anlamlılık ve alacakaranlık içinde açık olduğunu unut! Önceden konulmuş böyle bir oyun yoktur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yalıtım (Isolation) önyargısından sakın! Ne Platon'dan beri rasyonalistlerin kabul ettiği gibi özel bir var oluşa sahip geneller (Universeller) vardır; ne de nominalist ve empiristlerin inandığı gibi sadece tek tek şeylerin varlığı söz konusudur. Genel ve tekil, sadece çok yönlü bağımlılıklar içinde ortaya çıkan anlam ve varlıklara sahiptir “her” ler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yalınlık önyargısından sakın! Bizlere basit görünen şeyler, çoğu kez, oldukça karmaşıktır. Bu nedenle, bizler karmaşık şeyleri basite parçalayabiliriz; ama buradan en basit öğeye kadar gidebileceğimiz sanılmamalıdır. Fiziğin atomları da, Locke ve izleyicilerinin insan düşüncesinin kendilerinden oluştuğuna inandıkları "basit idealar" da, aslında son derece karmaşıktırlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sözde-özdeşleştirme önyargısından sakın! Olgularda değişik olan şeyi özdeş görme! Benzerlik ya da analojiyi özdeşlikle karıştırma! Madde=yer kaplama, felsefe=tarih (Croce), mantık=matematik (Russell), düşünce=dil (dil çözümlemecileri) gibi eşitliklerin verimli ve öğretici oldukları doğru olsa da, bu gibi eşitliklerin yanılgı içerdiklerini unutma! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kesinlik ve geçicilik savlarını bir yana at! Evrenin yapısı üzerine a priori zorunluluk taşıyan önermeler konumlayabileceğine inanma! Böyle bir şey olsa olsa, tanrısal sezgiye sahip bir kavrayışa sahiptir, sonlu insan kavrayışına değil! Söyleyeceğin her şey geçicidir ve gelecekteki deneylerce düzeltilir ve bilginin ilerlemesiyle değişir. İlerle, yanılmak uğruna bile olsa, ilerle.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her defasında şunu göz önünde tut ki, sen sadece tek bir açıdan hareket edebilirsin, oysa mutlaka başka seçenekler de vardır! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her şeyden önce de, bilmediğin şeyi bildiğini savunma ve fantastik, romantik ya da tümüyle anlamsız düşlere kapılma! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendi metafıziğinin ilk felsefe ya da temel bilim olduğunu sanma; tersine, aynı savı güden öteki üç disiplini, yani; mantığı, bilgi kuramını ve felsefı antropolojiyi düşün! Metafizikle birlikte bu dört disiplin göreli bir bağımsızlık içinde olmalıdırlar ve buna karşılık aralarında çok yönlü bir ilişki bulunmalıdır. Bugün düşünürün görevini her zamankinden daha güç kılan nokta da budur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benliğin bu mudur?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Artık yazılarında Heidegger, dilin insana ait bir şey olmadığını, tersine insanın dile ait bir şey olduğunu öne sürer; bu anlamda insan dili değil dil insanı konuşuyordur. Yani, Heidegger’e göre geleneksel olarak savunulanın tam tersine düşüncenin dili belirlemesinden çok dilin düşünceyi belirlemesi söz konusudur. Belirle. Konuştuğun kadar mısın, yoksa konuşacak mısın?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Artık değil… Yarısı ki yarın, dünya senin sessizliğindir, yarın.&lt;br /&gt;Um ki; sözlerini sen değil de dostlarına göndersin dostlar "bir dost" olarak. İsimsiz bir dost olarak. Evlat gibi koksun buran buram. Evet koksun evlat.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evrende tekrar etme ve yenilik vardır. Tekrar dene…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Masum ve asi cümlelerle, ne yaptığını bilmeden neden yaptığını sormamalısın artık!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yorgunluğumu bağışla&lt;br /&gt;yağmur kara dönmüş&lt;br /&gt;soğuk ezelden gelip&lt;br /&gt;ebedine giden olmuş hep&lt;br /&gt;sözde savaşçı bunlar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve hepsinden habersiz kışların&lt;br /&gt;eskiden kıyısında martılar uçmazdı diye&lt;br /&gt;deneyimini çok görme&lt;br /&gt;körlük iyidir el yordamı&lt;br /&gt;gözlerinde bileklerinin mil çekmişliği var&lt;br /&gt;acı&lt;br /&gt;sözle savaş&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;göz kapaklarında din&lt;br /&gt;dinlen artık&lt;br /&gt;imansız dünya&lt;br /&gt;şiirde her zaman beşinci tekil şahıs var&lt;br /&gt;ama şiirse gerçekten&lt;br /&gt;gerçekten şiir&lt;br /&gt;dua et ki&lt;br /&gt;geçti hep&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6862466-113927046609377167?l=uyumsuznotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/113927046609377167'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/113927046609377167'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://uyumsuznotlar.blogspot.com/2006/02/son-u.html' title='Son Uç'/><author><name>Ayva§A</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05660263762853173661</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_H3qKw7X8q8c/SRtUJoiLR-I/AAAAAAAAAAM/NJimUvw8G0o/S220/_DSC1669_9.JPG'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6862466.post-113892715367472212</id><published>2006-02-03T01:05:00.000+02:00</published><updated>2006-02-03T23:29:24.556+02:00</updated><title type='text'>Bu Sefer</title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/5380/393/1600/haydi.4.gif"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/5380/393/320/haydi.2.gif" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;"Gönül verdin derlerdi o delikanlıya&lt;br /&gt;En sonunda varmışsın bir Erzincanlıya&lt;br /&gt;Bilmem şimdi hala bu ilk kocanda mısın&lt;br /&gt;Hala dağları karlı Erzincan'da mısın&lt;br /&gt;Bırak geçmiş günleri gönlüm hatırlasın&lt;br /&gt;Hatırada kalan şeyler değişmez zamanda&lt;br /&gt;Ne vefalı komşumuzdun sen Fahriye Abla"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ahmet Muhip Dıranas &lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;O yazsın... tüm tarihler adına!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6862466-113892715367472212?l=uyumsuznotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/113892715367472212'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/113892715367472212'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://uyumsuznotlar.blogspot.com/2006/02/bu-sefer.html' title='Bu Sefer'/><author><name>Ayva§A</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05660263762853173661</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_H3qKw7X8q8c/SRtUJoiLR-I/AAAAAAAAAAM/NJimUvw8G0o/S220/_DSC1669_9.JPG'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6862466.post-113745809492116172</id><published>2006-01-17T02:12:00.000+02:00</published><updated>2006-01-18T01:57:17.150+02:00</updated><title type='text'>Sadece Zaman</title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/5380/393/1600/bekle.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/5380/393/320/bekle.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;haydi bekle&lt;br /&gt;sen beni bir kümeste&lt;br /&gt;yılgın atların nal darbelerinde&lt;br /&gt;yitirmiştin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;grip sorun değildi ama&lt;br /&gt;sahteliğini sunduğun virüs de hani&lt;br /&gt;konuşmuştu yeterince&lt;br /&gt;kuşunu yitirmiştin öncelikle&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;tek toynaklı bir risk taşıyorduk&lt;br /&gt;çok oynak tek yüzlülük bir de çoğulca&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sadece zaman&lt;br /&gt;onları kendine vurduğunda&lt;br /&gt;ben yelkovan olacaktım&lt;br /&gt;kimseden bahsetmeyecektim&lt;br /&gt;hâla da öyle&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bekle haydi&lt;br /&gt;zaman böyle geçer&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sabahı sabah ettiğimiz içimizdi&lt;br /&gt;içinde kıvılcım tutunan kayalarda&lt;br /&gt;yılgın bir sabahçı kahvesine rastladı&lt;br /&gt;içinden çağdaş çırpınmalar ile geçen içimize&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;geçiyorduk &lt;br /&gt;uğradık&lt;br /&gt;sadece zaman ebe&lt;br /&gt;sadece&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;seni balık sanmışlardı&lt;br /&gt;gavsomanda kırmızı varmış&lt;br /&gt;teleklerinde ateş yakmışsın hani&lt;br /&gt;ateş seni savunmamış&lt;br /&gt;yanmışsın&lt;br /&gt;kimin umrunda ya&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;uçup gittiğinde&lt;br /&gt;kalan&lt;br /&gt;sadece zaman&lt;br /&gt;bir uçucu yanmış&lt;br /&gt;kimin umrunda kavrulmuşluğun halveti&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6862466-113745809492116172?l=uyumsuznotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/113745809492116172'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/113745809492116172'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://uyumsuznotlar.blogspot.com/2006/01/sadece-zaman.html' title='Sadece Zaman'/><author><name>Ayva§A</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05660263762853173661</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_H3qKw7X8q8c/SRtUJoiLR-I/AAAAAAAAAAM/NJimUvw8G0o/S220/_DSC1669_9.JPG'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6862466.post-113728101387054991</id><published>2006-01-15T00:38:00.000+02:00</published><updated>2006-01-15T02:41:54.196+02:00</updated><title type='text'>Yaz</title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/5380/393/1600/kalem.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/5380/393/320/kalem.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimi yazıların parçası bile bulunmaz nitelikte. Çok yüksekten savrulmadan önce dağılmaya başlamış bir kar tanesi düşü, belki de düşüşü. Ağırlığınca salınacak, eridikçe genleşecek bir damla su nihayeti. Bir öncelik hakkı. Bir sıradanlık hikâyesi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sanatını dudaklarına oyan dülgerin öznesi nerede? Birinci tekil şahıs mı, ikincisi mi yoksa? Bana göre hiç biri değil...çünkü. Bütün işaretler olumsuz. Küçük bir yarış yapsın bizimkisi, hemen sırnaşma katipliğinin odağı oluverir. İşte o zaman özne belirginleşir. Herkese bir "selam" herkese bir "klarnet". Ben önceden bilirim. İkinci çoğul hali. Ne çok bilirim. Ne cahilce şu benimkisi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Varoluş yeterince var olabildiğinde sana seni getiriyor. Yokoluş yeterince yok olabildiğinde bana beni... vicdanı azabından kurtarabiliyor. Bu gece rahat hiç değlse. Artık suç çoğul ünvanını kazanıyor. Oysa beraatimi hep bildim. Aslında suç falan da değil, çocuk çocuk oyunculuk hepsi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yırtılan sokaklardan geçerken filozofu anmıştım geçenlerde. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"görkemin iziyle şaklat kırbacını &lt;br /&gt;ve konuş&lt;br /&gt;kurbanın hırıldayışıyla nefesinde &lt;br /&gt;kıvran ve sus" (Meraklısına ben.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Bir koru rüzgârlandı göğüs boşlugumuzda sanki &lt;br /&gt;Uzaklaştı ağaçlar birbirlerinden &lt;br /&gt;Yakınlaştı ağaçlar birbirlerine &lt;br /&gt;Yani her soluk alıp verişimizde bizim &lt;br /&gt;Bir mekik gibi kalbin &lt;br /&gt;Bir mekiki gibi kalbim &lt;br /&gt;Işleyip durdu bu yitikliği yeniden. " (Edip Cansever/Bitti O Sevda)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Garip bir karışımın içine atılır sonra karman çorman olursunuz. Herkesin çorbası kendinedir ama kahredici olan, kaşığı kırandır. Dibi tutmuş tencerenin içine hepsi yaraşır. Bu hazin ve leziz bir öyküyle kendini ihbar eder. Ederi de işte böyle anlarda mozayik pastanın kremasından arta kalanlarda gizlidir. Yani parmakta. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yala dilim... bir kurbanın gırtlağından uzarsın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstersen yaz...kimi yazıların parçası bile bulunmaz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6862466-113728101387054991?l=uyumsuznotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/113728101387054991'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/113728101387054991'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://uyumsuznotlar.blogspot.com/2006/01/yaz.html' title='Yaz'/><author><name>Ayva§A</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05660263762853173661</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_H3qKw7X8q8c/SRtUJoiLR-I/AAAAAAAAAAM/NJimUvw8G0o/S220/_DSC1669_9.JPG'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6862466.post-113650529046629295</id><published>2006-01-06T01:45:00.000+02:00</published><updated>2006-01-06T15:19:19.070+02:00</updated><title type='text'>O</title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/5380/393/1600/bilbul.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/5380/393/320/bilbul.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hepimizin içinde &lt;br /&gt;ama&lt;br /&gt;görünmez&lt;br /&gt;âmâ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sıradanlığı kabul ettiğimizde işkence&lt;br /&gt;kör olacak gibi&lt;br /&gt;çözülmemekle yetinelim&lt;br /&gt;ruh mu ateş&lt;br /&gt;yoksa o gözler mi yıldırımın ruhu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ne der eskiler&lt;br /&gt;"ruh gözlerde ikâmet eder"&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6862466-113650529046629295?l=uyumsuznotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/113650529046629295'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/113650529046629295'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://uyumsuznotlar.blogspot.com/2006/01/o.html' title='O'/><author><name>Ayva§A</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05660263762853173661</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_H3qKw7X8q8c/SRtUJoiLR-I/AAAAAAAAAAM/NJimUvw8G0o/S220/_DSC1669_9.JPG'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6862466.post-113615606533676851</id><published>2006-01-02T00:48:00.000+02:00</published><updated>2006-01-02T00:54:25.756+02:00</updated><title type='text'>Bir Konu Üzerine Düş(ün)düm</title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/5380/393/1600/kursun.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/5380/393/320/kursun.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kurşun kaleme benzemiyor&lt;br /&gt;denedim&lt;br /&gt;ve zafer&lt;br /&gt;hayat kalınca seslenebiliyor&lt;br /&gt;ne savaşarak yazılıyor&lt;br /&gt;ne yazılarak savaşılıyor&lt;br /&gt;ölüm&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;belki bilirsiniz&lt;br /&gt;bu bir dahası kadar her&lt;br /&gt;o her dahası kadar geç çatışmalardan&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;denedim&lt;br /&gt;tüm acemiliğimle şöyle demiştim:&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;"yabana sevdaladım hasretimi"&lt;br /&gt;ama savaştan sonraydı&lt;br /&gt;önce tetiğin bilgeliğine danışmıştım&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;insan tek başına bu kadar&lt;br /&gt;hayat kalabiliyor&lt;br /&gt;ta ta ta taaaaa...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6862466-113615606533676851?l=uyumsuznotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/113615606533676851'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/113615606533676851'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://uyumsuznotlar.blogspot.com/2006/01/bir-konu-zerine-dndm.html' title='Bir Konu Üzerine Düş(ün)düm'/><author><name>Ayva§A</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05660263762853173661</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_H3qKw7X8q8c/SRtUJoiLR-I/AAAAAAAAAAM/NJimUvw8G0o/S220/_DSC1669_9.JPG'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6862466.post-113589860713232084</id><published>2005-12-30T01:22:00.000+02:00</published><updated>2005-12-30T01:48:53.666+02:00</updated><title type='text'>Ve</title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/5380/393/1600/papatya.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/5380/393/320/papatya.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her hayat kendi çiçeğini açar.&lt;br /&gt;Mutlu yıllar çiçek.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6862466-113589860713232084?l=uyumsuznotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/113589860713232084'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/113589860713232084'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://uyumsuznotlar.blogspot.com/2005/12/ve.html' title='Ve'/><author><name>Ayva§A</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05660263762853173661</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_H3qKw7X8q8c/SRtUJoiLR-I/AAAAAAAAAAM/NJimUvw8G0o/S220/_DSC1669_9.JPG'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6862466.post-113589672457289033</id><published>2005-12-30T00:20:00.000+02:00</published><updated>2005-12-30T01:13:23.466+02:00</updated><title type='text'>Bitmemek Daha Çok</title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/5380/393/1600/insan.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/5380/393/320/insan.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yorucu bir yolu var. Ama değer. Sonunda ısınıyorsunuz, kendi kemiklerinizi yakarak. Daha ne olsun? Dahası delice bir yargı. Aynştayn' ın dediği gibi delilik: Her defasında aynısını yapıp, bu defa başka bir sonuç beklemek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bitmemesi çok daha doğru çook. Ağır hayat, hafif gerçeklik. Harika...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ki bitmesi;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;olguyu öznelleyenler olduğu için&lt;br /&gt;özneyi tüzelleyenler de &lt;br /&gt;biçim biçim&lt;br /&gt;her seferinde ki&lt;br /&gt;seferindeki gibi&lt;br /&gt;denizci&lt;br /&gt;aynı sonuç aynı keder&lt;br /&gt;gerekecek&lt;br /&gt;bitmesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bana devrik bir cümlenin iktidarından bahsetmeyin. Küçük dilinize mil çekmem gerekebilir. Bana varlık için düştüğünüz iktidardan bahsetmeyin, inançsız girdabınıza düşmem gerekebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bitmemek daha çok, söylenecek çok sözden vazgeçmek demektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kişi değil, kimlik değil, kimselik değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İyi yıllarınız olmasını dilerim. Başlamasını değil, bitmemesini kutlayacağınız yıllarınız olmasını dilerim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eminim çoğu zaman yalnız hissediyorsunuz. Ama yalnızlık bu değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mutlu yıllar insan.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6862466-113589672457289033?l=uyumsuznotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/113589672457289033'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/113589672457289033'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://uyumsuznotlar.blogspot.com/2005/12/bitmemek-daha-ok.html' title='Bitmemek Daha Çok'/><author><name>Ayva§A</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05660263762853173661</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_H3qKw7X8q8c/SRtUJoiLR-I/AAAAAAAAAAM/NJimUvw8G0o/S220/_DSC1669_9.JPG'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6862466.post-113555285970684810</id><published>2005-12-26T01:20:00.000+02:00</published><updated>2005-12-26T01:21:00.043+02:00</updated><title type='text'>Başlamamak ile ilgili</title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/5380/393/1600/sonsuz.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/5380/393/320/sonsuz.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;başladığımız yerde bittik&lt;br /&gt;aynı zaman aynı hikaye&lt;br /&gt;insanın bıraktığı yerden başlaması&lt;br /&gt;başladığı yerden bırakması &lt;br /&gt;bu mu acaba?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6862466-113555285970684810?l=uyumsuznotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/113555285970684810'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/113555285970684810'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://uyumsuznotlar.blogspot.com/2005/12/balamamak-ile-ilgili.html' title='Başlamamak ile ilgili'/><author><name>Ayva§A</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05660263762853173661</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_H3qKw7X8q8c/SRtUJoiLR-I/AAAAAAAAAAM/NJimUvw8G0o/S220/_DSC1669_9.JPG'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6862466.post-113450964760621745</id><published>2005-12-13T23:11:00.000+02:00</published><updated>2005-12-14T11:56:45.296+02:00</updated><title type='text'>Hastalık Kapma Sanatı</title><content type='html'>Ben de yolcuyum biliyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hangi kalbin esrarına saplanıp kalmış ki yılışık arayış? Bu gün bir meze rakılık, yarın bir kızıl başlı ejder mağarası. Kaçamakların hainliği, pusuların zevzek mermileri ile eğlenen gösteri merkezleri. İklimlerin değiştiği kırlık zamanların içinden geçip, yaramaz çocukların arsalarına doğru; yolcuyum ben de, biliyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tutunun ama öylece bırakın: Şartım bu! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendine yalancı insanlığın gözlerine bakmıyorum artık. Onlar “hah hay, lay lay” bu bahar kırmızı o bahar semiz lüfer oltalarına asılacaklar. Evet, tutunun ama öylece bırakın: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şartım bu!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir satıra elimi dokunsam da beste olsa demiştim. Şarkıların böyle satırlardan ezgilenmediğini bilmiyordum oysaki.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi biliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Artık ince bir sicim bulabiliriz. İki ucu iki ayrı tepeye gerilecek. Ve yürünecek, yürünecek, yürünecek…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yolculuğumun farkındayım&lt;br /&gt;ne “bir ceviz ağacı gibi” &lt;br /&gt;“Gülhane Park’ında”&lt;br /&gt;ne de masalarda yalanlanan&lt;br /&gt;geçitlerin çarkında&lt;br /&gt;küçücük bir im benimkisi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özgürlüğünü bilenlerin yoluna kafes konmaz. Ama ne yazık ki kafesteki hayvanlar da mutsuz insanlar da. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dileniyorlar kendi tutukluluklarına &lt;br /&gt;yemlikler ah yemlikler&lt;br /&gt;yetmiyor kimseye sulanan otlar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Bütün sadakalar merhamet yüzünden verilseydi, dilenciler açlıktan ölürdü” diyor ama Nietzsche.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir şiir yeter pencereme. Cama dökülen harflerden geçen bakışlarım tüm denizlere yeter.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;CAM SALTANATI&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;/ Ilgın ağaçları masal anlatmaz &lt;br /&gt;Deden sana yalan söylemiş / &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilen beri gelsin &lt;br /&gt;Irmakların ne’ye yandığını &lt;br /&gt;Ve kocaman adamları korken bağrına &lt;br /&gt;Toprağın neden ağladığını &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Destanlar doğru mu söyler? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bitti sevda kuşatması &lt;br /&gt;Annesizdir kristal kalbim &lt;br /&gt;Bir kez solumda atar &lt;br /&gt;Bin kez yolunda… &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Ahh şarap olmaz, ezilmeyince üzümler… &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yolum da yol değildi hani &lt;br /&gt;Sızımda aklandı aşk, eflâtun yitti &lt;br /&gt;Papatya ağaçlarım olsun isterdim &lt;br /&gt;Bir bardak okyanus içmek ellerinden &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Gerçeğin elbisesini, hangi akıllı diker? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geldiğim ve gideceğim gibi &lt;br /&gt;Çıplaksa yalanı bile sevdim &lt;br /&gt;Kırılmaktan geçtim nihayet &lt;br /&gt;Hiçlik kapısında sıramı bekledim &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Beni uğurla… &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Esra Güzelipek&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;Bu şairlik denen şey, sanırım hastalık kapma sanatı. Veya hastalıklı derecede bir başkası olabilmek.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6862466-113450964760621745?l=uyumsuznotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/113450964760621745'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/113450964760621745'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://uyumsuznotlar.blogspot.com/2005/12/hastalk-kapma-sanat_13.html' title='Hastalık Kapma Sanatı'/><author><name>Ayva§A</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05660263762853173661</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_H3qKw7X8q8c/SRtUJoiLR-I/AAAAAAAAAAM/NJimUvw8G0o/S220/_DSC1669_9.JPG'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6862466.post-113399845671826569</id><published>2005-12-08T01:33:00.000+02:00</published><updated>2005-12-08T01:34:16.913+02:00</updated><title type='text'>Anlam Hasatları</title><content type='html'>Irmak orada. Ağırdır bu yollar. Ama unutmadan önce unutulmaya razı biri daha var. Ziya kendini haklı çıkar. Işığında kendine kavuş artık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Telaşlı kalabalıkların iç duvarlarına tutunuşuna aldırmadan ilerle, dehlizlerin içinde sıkıca tuttuğun eller, sıkıca kavradığın o eller, evet onlar, hafiflikle yön verir ruhunun girdabına.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğerleri kendi dışındaki sen, sense içindeki diğerisin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kurtulmak istediğinde dışına çık, orada bir sen bul ve elini tut. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seçim sensin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğerleri seni kendileriyle kutsadıklarında sen de kutsayacaksın kendini.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Düşler gerçeklerin eskizleridir. Herkesin tutabileceği kalemlerle, herkesin yapabileceği resimlerdir. Yaşamın istinası yoktur. Silgi de kullanılmaz, olağanüstü kusursuz resimler yapabilirsin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yalnız sen, ne denli istesen de kâbusta kalamazsın, tefekkür evinin taş duvarları eridi artık. Sonunda açıktasın. Eylemine devinim ver. Evrenine yuvarlan. Kuyrukluyıldız yörüngelerinden çıktın. Artık tarlalarda hasadına yönelmiş bir buğday sapısın. Ekmeğini bulacağın kapılarda harmanlansın tozların.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O uzaktaki güçlü sesin haykırdığı cesarete yakınlaş ve güven; açıkça görmekten ve görülmekten korkma.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6862466-113399845671826569?l=uyumsuznotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/113399845671826569'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/113399845671826569'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://uyumsuznotlar.blogspot.com/2005/12/anlam-hasatlar.html' title='Anlam Hasatları'/><author><name>Ayva§A</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05660263762853173661</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_H3qKw7X8q8c/SRtUJoiLR-I/AAAAAAAAAAM/NJimUvw8G0o/S220/_DSC1669_9.JPG'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6862466.post-113356633570331697</id><published>2005-12-03T01:29:00.000+02:00</published><updated>2005-12-03T01:32:16.043+02:00</updated><title type='text'>O Orada</title><content type='html'>Uykusuzlukla boğuşan&lt;br /&gt;O orada bütün uykuları satan...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzunca bir zamandır insanı anlatan.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6862466-113356633570331697?l=uyumsuznotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/113356633570331697'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/113356633570331697'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://uyumsuznotlar.blogspot.com/2005/12/o-orada.html' title='O Orada'/><author><name>Ayva§A</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05660263762853173661</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_H3qKw7X8q8c/SRtUJoiLR-I/AAAAAAAAAAM/NJimUvw8G0o/S220/_DSC1669_9.JPG'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6862466.post-113277748191434139</id><published>2005-11-23T22:22:00.000+02:00</published><updated>2005-11-23T22:28:45.516+02:00</updated><title type='text'>İşte Bu Mavi Su</title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/5380/393/1600/mavisu.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/5380/393/320/mavisu.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzunca bir zaman geçtiği söylenir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hâtıranın ardında kalan bir fona salınır us. Bize sunulan hangi zamanı silebilir uyuşuk girdaplar? Hiçbir şey yok ki, yanıtsız kalsın oysa, her şey yanıtsız bir anlamda. Ağır ağır dönerek çekildiğimizde aynı fona salınır döner iç içe ya, mavi su.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzunca bir zaman geçmiştir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hatırlanası öyle çok an birikmiştir ki, kısaca unutmaya kaçar yüz. Diğer yanında perdenin, farkındalık adına işlenmekte olan bir suçun mahcubiyeti. Bir diğer yanda aynı konu aynı mesele, yazıtların dizildiği Atlantik kıyıları, Santa Clara’nın memeleri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzunca bir zaman…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erdemleri üzerine serildiği topraktan alan yaprak;  evet uzunca bir zaman, evet yıkıntı bir orman gibi, evet son güz, son yüz, son ağıt.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzunca;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir birikimi olduğundan değil, kısaca bulanık bir suya dokunan şamanın bildiği o dönüşümden. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;sadece içimizdeki denizdir yüzdüğümüz&lt;br /&gt;içindeki bizliğimizin kaldırma gücü&lt;br /&gt;ağır ağır dönerek çekildiğimizde aynı fona&lt;br /&gt;üç beş dize sığar&lt;br /&gt;salınır döner iç içe ya &lt;br /&gt;mavi su&lt;br /&gt;işte bu&lt;/blockquote&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6862466-113277748191434139?l=uyumsuznotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/113277748191434139'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/113277748191434139'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://uyumsuznotlar.blogspot.com/2005/11/ite-bu-mavi-su.html' title='İşte Bu Mavi Su'/><author><name>Ayva§A</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05660263762853173661</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_H3qKw7X8q8c/SRtUJoiLR-I/AAAAAAAAAAM/NJimUvw8G0o/S220/_DSC1669_9.JPG'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6862466.post-113252461708775393</id><published>2005-11-21T00:09:00.000+02:00</published><updated>2005-11-21T00:31:04.496+02:00</updated><title type='text'>Boyut</title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/5380/393/1600/ayrilik.gif"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/5380/393/320/ayrilik.gif" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrılık sonrası yeni birliğe doğru kısalırken zaman;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İç yüzümü sana döndüğüm anlarım var. Kısa hüzün nöbetlerine izin veriyorum içimde. Geçecek biliyorum. Geçecek ayrı kaldığımız bu zaman. İşte bak incelmeye başladı bile vakit. Sana özel o bakış, o tılsımlı urağan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrılık sonrası yeni birliğe doğru kısalırken zaman;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tenin, gözlerin ve yüzündeki melekler var. Küçük endişe titreyişleri yüklenmeme izin veriyorum. Geçecek biliyorum. Geçecek ıssız yaban gecelerinde biriktirdiğim o anlar. İşte bak kırılmaya başladı bile gece. Sökülüyor bağrım gibi tan, göklerin nefesinde durağan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrılık sonrası yeni birliğe doğru kısalırken zaman;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hâlâ o yabancı kenttesin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türlü uğraşların olacak, belki bir bildik yara daha. Sonra yemek bitecek, şöyle keyifle tüterken kahven, iç yüzüne dokunacağım. İşte o an duman kokacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bil ki:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben, O, tanıdık; çocuk sevinçlerine neşe ateşlerinde yanan…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6862466-113252461708775393?l=uyumsuznotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/113252461708775393'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/113252461708775393'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://uyumsuznotlar.blogspot.com/2005/11/boyut.html' title='Boyut'/><author><name>Ayva§A</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05660263762853173661</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_H3qKw7X8q8c/SRtUJoiLR-I/AAAAAAAAAAM/NJimUvw8G0o/S220/_DSC1669_9.JPG'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6862466.post-113235279243177108</id><published>2005-11-19T00:23:00.000+02:00</published><updated>2005-11-19T00:26:32.663+02:00</updated><title type='text'>Yol Yorgunu</title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/5380/393/1600/direnmeli.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/5380/393/200/direnmeli.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;nefes nefese&lt;br /&gt;vadilerin dumanlı kıyılarından &lt;br /&gt;geçtik&lt;br /&gt;saçılmış&lt;br /&gt;adressiz koyaklara&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yol yorgunu yüzleşmelere&lt;br /&gt;sarıldı sisler&lt;br /&gt;dertop edilmiş yeşilinde mevsimin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;vadilerin dumanlı kıyılarından &lt;br /&gt;adressiz koyaklara &lt;br /&gt;zaman gibi&lt;br /&gt;başka bir dilde &lt;br /&gt;başka bir sezgide&lt;br /&gt;direndik&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6862466-113235279243177108?l=uyumsuznotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/113235279243177108'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/113235279243177108'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://uyumsuznotlar.blogspot.com/2005/11/yol-yorgunu.html' title='Yol Yorgunu'/><author><name>Ayva§A</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05660263762853173661</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_H3qKw7X8q8c/SRtUJoiLR-I/AAAAAAAAAAM/NJimUvw8G0o/S220/_DSC1669_9.JPG'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6862466.post-113200752645441492</id><published>2005-11-15T00:30:00.000+02:00</published><updated>2005-11-15T00:32:06.646+02:00</updated><title type='text'>Sıradaki</title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/5380/393/1600/DSC00309.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/5380/393/320/DSC00309.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;blockquote&gt;benim bir sevincim var yüzün artık akşam &lt;br /&gt;bir çocuğun gülüşünü görüyorsun nereye baksam&lt;/blockquote&gt;&lt;/em&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;blockquote&gt;Turgut Uyar&lt;/blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;strong&gt;yine de öncesi var&lt;br /&gt;bulutlar, mavi ve kuşlar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yine de gece geçer&lt;br /&gt;yorgunluk, karanlık ve aylar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yine de yaşamak direnir&lt;br /&gt;sancı, an ve zamanlar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;benim de bir sevincim var sakınılacak sabah&lt;br /&gt;kuşların göçe toplanışı ne zaman göğe baksam&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kısa süren gürültüler&lt;br /&gt;rayların üzerinde kaybolan vagon&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;incecik bir akşam&lt;br /&gt;incecik an&lt;br /&gt;sırası geldikçe sonsuz&lt;br /&gt;bezirgân bülbül yamaca doğru&lt;br /&gt;bir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sıradaki ile&lt;br /&gt;sıradan&lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6862466-113200752645441492?l=uyumsuznotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/113200752645441492'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/113200752645441492'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://uyumsuznotlar.blogspot.com/2005/11/sradaki.html' title='Sıradaki'/><author><name>Ayva§A</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05660263762853173661</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_H3qKw7X8q8c/SRtUJoiLR-I/AAAAAAAAAAM/NJimUvw8G0o/S220/_DSC1669_9.JPG'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6862466.post-113157244637847755</id><published>2005-11-09T23:19:00.000+02:00</published><updated>2005-11-09T23:40:46.380+02:00</updated><title type='text'>Ağaç Perdeler</title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/5380/393/1600/yasliagac.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/5380/393/400/yasliagac.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sesinden bir şiirim oldu &lt;br /&gt;hiç tanımıyorlardı seni&lt;br /&gt;ezgini bir lir eşiğine koymuştun&lt;br /&gt;kundağını aralayıp baktılar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kendini duyurdukların hep aynı şeyi söyledi&lt;br /&gt;çok derindeydi sesin&lt;br /&gt;uzun yollar kendini gecelere bırakır ya&lt;br /&gt;işte öyle ağladı günlerin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;artık büyüdün&lt;br /&gt;gölgesinde görkemli ağaçların yetiştiği&lt;br /&gt;bulutların ışığısın&lt;br /&gt;sıkça karanlıkları aralayıp&lt;br /&gt;fenerlerle bakıyorsun bana&lt;br /&gt;agaç perdelerde&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6862466-113157244637847755?l=uyumsuznotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/113157244637847755'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/113157244637847755'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://uyumsuznotlar.blogspot.com/2005/11/aa-perdeler.html' title='Ağaç Perdeler'/><author><name>Ayva§A</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05660263762853173661</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_H3qKw7X8q8c/SRtUJoiLR-I/AAAAAAAAAAM/NJimUvw8G0o/S220/_DSC1669_9.JPG'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6862466.post-113086022278112777</id><published>2005-11-01T17:38:00.000+02:00</published><updated>2005-11-02T01:34:21.920+02:00</updated><title type='text'>Düşünce Mevsimleri</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos1.blogger.com/blogger/5380/393/1600/direnc.0.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/5380/393/320/direnc.0.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;span style="font-style:italic;"&gt;Saçak döven yağmurlara.&lt;/span&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;Sizi hangi kıyıya savurdu ganimet, böyle akşam akşamsınız? Ağırlaşmış omuzlara yüklenen yağmurdan ibaret düşüncelerin sakıncası yok, siz sayılabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sizi hangi fener aradı derininde, böyle upuzun sahiliniz. O kargaşa ki, kimi zaman sütliman görünen bir deniz. Böyle birsiz. Başımızdan geçip giden kuyruklu yıldızlar…&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Huylu huyundan vazgeçer mi? Yağmur yağmaktan, sis sarmaktan, azot ağlatmaktan, vazgeçer mi? Kalemin de görevi bu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yağmayı, kandil seyrinden ayırıp, acı adına toplayıcılığa kalkışmak normalse de, korsan işidir ve böyle bir hakkın platin yüzeyine ıslak resimlerle yapılmak değildir. Örneğin Irak, hani barış George?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ezerse tank, ezer bedeni; hangi yasa bu kibar kalıbın ünleyeni olacak? Bulanık bir usun yorgun kalplere bakıp bakıp gülümsemesi gibi dönüşür protez, işte ilk kurbanlar. Ve o an ezemez tank, ezemez bedeni; yasa, kibar kalıbın ünleyeni olur. Örneğin o “yasa dışı” direniş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yağma, seferden ayrı görülmemeli. Beklemek için eskimeyi göze almak; şu dünyanın yaşamak uğraşından başka ne ki? Gözler illa yolda ama, yol sanılan gözlere sürme yerine “hiç” çekmek de mümkün. Örneğin, 1992 de bu gün Vatikan, dünyanın güneş etrafında döndüğünü söyleyen Galileo'nun haklılığını ancak teslim etmiştir. Batılılaşmak için sabırlı olmak gerekir. Sabırla itinayla beklenir, Lozan’ da olmamıştır ama şimdi bir daha denenebilir. Böl parçala sat, yap işlet devlet. Biz yemeyiz George ve emperyalist sülalesi !&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ah! hangi kıyı kim bilir?! Ki bunca bakış adına bu ganimet ve dansöz denizler. Çağdaş cesaretlere alıştırılmış esaretler, yeminler, sürüngenlikler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;span style="font-style:italic;"&gt;Saçak döven yağmurlara. &lt;/span&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;Bir daha.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;Bir gün dalgalara kıran çekerse erdem, denizi küçültür bizliğimiz. Boğulmak eğer böyle bir karanlığın çamuruysa, güneş bütün denizlerde maviye soyunmuş simlerden ibarettir.&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Keşke; ganimet sadece korsanın olsa, ama artık bütün kıyılar korsana vurur olmuş. Korsan kıyılara güneşlikler konmuş. Turizm patlamaları havai fişekleri ateşliyor. Bulaşıkçı yevmiyesine “bir hafta her şey dahil” tatiller, gel gör ki sahil şeridine girmek için Şengen Vizesi gerekiyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu bitmemiş bir savaş. Direnişi, eylem yakmaktan ibaret, orada ne aşk var; ne kin… Sadece yaşamak zafer. Yaşamak, yaşatmak. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte hain kodlarla ölümsüz duygulardan bir sunak: Hergele biraz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her gelene biraz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kurban, düşünce mevsimleri.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6862466-113086022278112777?l=uyumsuznotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/113086022278112777'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/113086022278112777'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://uyumsuznotlar.blogspot.com/2005/11/dnce-mevsimleri.html' title='Düşünce Mevsimleri'/><author><name>Ayva§A</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05660263762853173661</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_H3qKw7X8q8c/SRtUJoiLR-I/AAAAAAAAAAM/NJimUvw8G0o/S220/_DSC1669_9.JPG'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6862466.post-113002386221021873</id><published>2005-10-22T23:44:00.000+03:00</published><updated>2005-10-23T11:34:34.940+03:00</updated><title type='text'>Sürüyor Sıradan</title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/5380/393/1600/adsz.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/5380/393/320/adsz.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1945 senesinde bu gün Fransa'da kadınlar, ilk kez oy kullanma hakkı elde ettiler. Bizde ise bu hakkı kadınlar 5 Aralık 1934 günü kazanmışlardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadınlarımıza bu hakkı veren zihniyeti aynı kadınlarımızın çocukları dışarıdan gelen eller ile 1999 senesinde yine bu günde infaz ettiler. İnfaz edilen ise öğretim üyesi ve gazeteci yazar Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı idi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aynı günler ve aynı günlerin düşündürdüklerinin ardından;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hepimiz alaşmıştık o merdivenlerde&lt;br /&gt;hepimiz uçurumları tanımıştık&lt;br /&gt;bu birimizin eylemi değildi&lt;br /&gt;söylemi de&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;soğuğun katıldığı an değildi bu&lt;br /&gt;ateşin kavurduğu o vadi de&lt;br /&gt;siz isleniyordunuz kendinize &lt;br /&gt;yanılgı bizim suçumuzdu belki&lt;br /&gt;yanıldığında dumanlar &lt;br /&gt;sınadı bizi sizliğinizde&lt;br /&gt;vurdunuz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bırakmak gerek&lt;br /&gt;bu ocak düşkünlüğünü&lt;br /&gt;bu dağ kaçkını karanlığı baykuş seslerine&lt;br /&gt;yaktınız siz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sizi bizden ayrı tutan bir su vardı&lt;br /&gt;bizi sizinle sürükleyen bir de nehir&lt;br /&gt;ama şimdilik&lt;br /&gt;boğulmak diyordunuz buna ya&lt;br /&gt;ya siz&lt;br /&gt;iflah olmazlığınız&lt;br /&gt;biz buna dağ dedik&lt;br /&gt;ne bileceksiniz&lt;br /&gt;ya&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;nefesimizi avuçlarımızdan koklarız&lt;br /&gt;biz buharlarız satırlara&lt;br /&gt;onları koklamak için dizelerin içine&lt;br /&gt;sizinle&lt;br /&gt;gömülür ve yarın diğerlerinden olan başka bir günle hep&lt;br /&gt;unutululan bu benzer zamanların taçlarında&lt;br /&gt;baharları anımsarız&lt;br /&gt;çiçeklere bezer gibi hepiniz&lt;br /&gt;diyen bir umutsuz ses duyulursa&lt;br /&gt;sizin sanmayınız&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ama şimdilik&lt;br /&gt;hepimiz alaşmıştık o merdivenlerde&lt;br /&gt;ya&lt;br /&gt;hepimiz uçurumları tanımıştık&lt;br /&gt;bu bizim eylemimize düşmüşlük değildi&lt;br /&gt;ya&lt;br /&gt;söylemi şiir karşılamaz&lt;br /&gt;dağlarda buzul eksik &lt;br /&gt;mi&lt;br /&gt;lavlarda ateş de öyle &lt;br /&gt;mi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gelenekçi şairlere soralım&lt;br /&gt;dergi, kitap, fuar falan derken&lt;br /&gt;en iyisi iki kadeh atıp unutsunlar&lt;br /&gt;varlığa adam olsunlar söz ile&lt;br /&gt;en verici olsunlar&lt;br /&gt;en “ver” olsunlar mesela&lt;br /&gt;o da gelenek olsun&lt;br /&gt;yani geçmiş yani bayat&lt;br /&gt;gelenekçi&lt;br /&gt;boş verin cami duvarı diyelim&lt;br /&gt;eceli gelene &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bulutlar yalan söylüyor&lt;br /&gt;açık bir dünya için dönüyor eksen&lt;br /&gt;görmek için bakmayı silmek gerek&lt;br /&gt;sundu sunak serseri dönmeyi &lt;br /&gt;bilmek gerek&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kan yetti can çekti&lt;br /&gt;sundu sunaklar bitmedi&lt;br /&gt;iching yasası&lt;br /&gt;metin olmalıyız&lt;br /&gt;celallenmemeliyiz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ateşi rüzgar&lt;br /&gt;mevsimi küçük bir köy sildi&lt;br /&gt;şehirleri başlattı böylece anakentler&lt;br /&gt;umdu&lt;br /&gt;karabasan korkulardan savrulan fırtınaları&lt;br /&gt;siyaseten&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne işiniz var sizin böylesiyle, zalim, katı, acımasız, gecelerin pencerelerinde. Önemli bir suç gözlemciliği. O görür ve gördüğünü de söyler. Ama yakalanan bazıları bundan hiç hoşlanmaz zeytinyağı olmak ister. Sonra sözde nutuklar, nutuklar tutuklanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne işiniz var sizin böylesiyle.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gidin…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O der ki:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hepimiz alaşmıştık (-0) merdivenlerde&lt;br /&gt;hepimiz uçurumları tanımıştık&lt;br /&gt;bu birimizin eylemi değildi&lt;br /&gt;söylemi de&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;El belli eli işletense, işte söze oraların kadınlarıyla başlamıştık.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6862466-113002386221021873?l=uyumsuznotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/113002386221021873'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/113002386221021873'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://uyumsuznotlar.blogspot.com/2005/10/sryor-sradan.html' title='Sürüyor Sıradan'/><author><name>Ayva§A</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05660263762853173661</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_H3qKw7X8q8c/SRtUJoiLR-I/AAAAAAAAAAM/NJimUvw8G0o/S220/_DSC1669_9.JPG'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6862466.post-112965717321830528</id><published>2005-10-18T20:29:00.000+03:00</published><updated>2005-10-18T22:45:24.376+03:00</updated><title type='text'>Yazdım</title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/5380/393/1600/image003.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/5380/393/320/image003.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir kırlangıcın peşinden&lt;br /&gt;yürüdü&lt;br /&gt;adımlarına kanatlar düştü &lt;br /&gt;düştün&lt;br /&gt;o yürüdü &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;eski bir berber dükkanı&lt;br /&gt;üç dilenci çocuk&lt;br /&gt;yerde birkaç damla  kan izi &lt;br /&gt;geçti&lt;br /&gt;düştün&lt;br /&gt;bir çocuğun kalbi kırıldı&lt;br /&gt;o yürüdü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bilemedi&lt;br /&gt;başına yağan yağmur muydu&lt;br /&gt;kuşların çırpınan gölgeleri mi&lt;br /&gt;bir telefon çaldı&lt;br /&gt;dağıldı&lt;br /&gt;düştü&lt;br /&gt;o&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kumlara bir dal ile yazıldığı belliydi&lt;br /&gt;sahte bir kalem gibi tükenmiş izleri&lt;br /&gt;toplayıp hokkama doldurdum ben&lt;br /&gt;yazdım&lt;br /&gt;bir mecburiyet hissi&lt;br /&gt;bütün bir mevsimin neyi varsa&lt;br /&gt;biliyordum&lt;br /&gt;sakladığı içinde neyi&lt;br /&gt;varsa yazdım ben&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;güneşle günler yazdım&lt;br /&gt;yıldızlarla geceler&lt;br /&gt;sevdalı ayak izleriyle ıssız yollar&lt;br /&gt;yeni başlayan aşklarla umutlar&lt;br /&gt;maceracı kıyıları öpen yakamozlarla düşler&lt;br /&gt;yazdım&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kırlangıçlar göçlerini erteledi&lt;br /&gt;kanatlar bütün bütün toplanıp açıldılar&lt;br /&gt;acemi bir şiir gibi bölük pörçük&lt;br /&gt;detone seslerin bitiremediği&lt;br /&gt;bir vadiyi seçip koca kentler kurdular&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;her şey sahile varan bir bulvarın bittiği yerde&lt;br /&gt;kumlarda başlamıştı&lt;br /&gt;bir kırlangıcın peşinden&lt;br /&gt;mevsimler geçti&lt;br /&gt;yazdım ben&lt;br /&gt;şimdi kış geldi&lt;br /&gt;ama yine geleceğim&lt;br /&gt;yazdım ben&lt;br /&gt;yazdım çünkü&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6862466-112965717321830528?l=uyumsuznotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/112965717321830528'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/112965717321830528'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://uyumsuznotlar.blogspot.com/2005/10/yazdm.html' title='Yazdım'/><author><name>Ayva§A</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05660263762853173661</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_H3qKw7X8q8c/SRtUJoiLR-I/AAAAAAAAAAM/NJimUvw8G0o/S220/_DSC1669_9.JPG'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6862466.post-112933288587934954</id><published>2005-10-15T01:00:00.000+03:00</published><updated>2005-10-16T01:37:37.373+03:00</updated><title type='text'>Bitmedi</title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/5380/393/1600/doktor45_piyano.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/5380/393/400/doktor45_piyano.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu deniz&lt;br /&gt;Gaçaaar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gel ey seher!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6862466-112933288587934954?l=uyumsuznotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/112933288587934954'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/112933288587934954'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://uyumsuznotlar.blogspot.com/2005/10/bitmedi.html' title='Bitmedi'/><author><name>Ayva§A</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05660263762853173661</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_H3qKw7X8q8c/SRtUJoiLR-I/AAAAAAAAAAM/NJimUvw8G0o/S220/_DSC1669_9.JPG'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6862466.post-112915746553846987</id><published>2005-10-12T00:49:00.000+03:00</published><updated>2005-10-13T18:38:38.883+03:00</updated><title type='text'>Kalmalı</title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/5380/393/1600/den1.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/5380/393/400/den.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br&gt;&lt;br /&gt;&lt;br&gt;&lt;br /&gt;&lt;br&gt;&lt;br /&gt;&lt;br&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;burada kalmalı&lt;br /&gt;sıradan mahcup sade&lt;br /&gt;burada çevrilip kızıllığına yaz çiçeğinin&lt;br /&gt;geniş zamanlı ufkunda &lt;br /&gt;kalmalı kimselere görünmeyip&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;altından zaman çekilmeli&lt;br /&gt;gerekirse dişleriyle çimenin&lt;br /&gt;gerekirse buradan sade&lt;br /&gt;sıradan mahcup bir depremin&lt;br /&gt;kalmalı harabe&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;er zaman der zaman&lt;br /&gt;lâf-ı güzel&lt;br /&gt;kal harab&lt;br /&gt;ama olmalı böyle&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6862466-112915746553846987?l=uyumsuznotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/112915746553846987'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/112915746553846987'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://uyumsuznotlar.blogspot.com/2005/10/kalmal.html' title='Kalmalı'/><author><name>Ayva§A</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05660263762853173661</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_H3qKw7X8q8c/SRtUJoiLR-I/AAAAAAAAAAM/NJimUvw8G0o/S220/_DSC1669_9.JPG'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6862466.post-112872046999773128</id><published>2005-10-07T11:06:00.000+03:00</published><updated>2005-10-09T22:46:43.430+03:00</updated><title type='text'>Dilenilmeler</title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/5380/393/1600/bwin1.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/5380/393/200/bwin.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında sen de haklısın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendinden başkayı ne görecek halin var ne bilmek derdin. İçindeki lavı boşaltmalısın aslında. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sen de haklısın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu gün bir çocuk stratejik dilencilik oyunundaydı örneğin. Bilir misin nedir? İstiklal’ e (bu İstanbul’ da bir caddedir) çıktığında duvar diplerinde, yere uzanmış (sözde) ders yapan çocuklar görürsün. Onlar, varsa yüreğine iki salto çekip cebindeki paranın derdindedirler. Ne ders yaparlar ne de dilenirler gerçekte. Sen vermeden geçersin. Elbet vermeyeceksin. Sakın yeme bu duygu sömürülerini. Her şeyden önce hiç düşünme bu durumları. Kafan karışır kendini kaybedersin. Sıkı tutun kendine. Dilenilmeler ağırdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama bir şair iki satır yazsa yalnızlığını…dikelirsin ya. Hani var mı sana da bir mektup? İstesem de bilemem, dilenilmeler ağırdır ya.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında sende hak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bireysel mızmızlıklar ne hüzünlüdür. Kendine ağlayan şairler de. Nasıl da katılırsın koroya, nasıl da ararsın onu. O bildiğin de belki bir zamanlar dilenmişti. Dilenmek para istemekten ibaret değildir. İnsan kendi köhneliğine de el açabilir. Ama ne önemi var. Şimdi büyüdü serpildi “o” oldu. Hele sendeki “o” hali yazdıysa tamam. Sana yazmış kadar sevindin. Ulaşırsan bir şekilde tüm boyalarını çıkar ve onu yaldızla. Kolların yıldızlara bile yeter. Belki sana döner duygusal yüzünü ve o süngersi mırıltısına devam eder. Ama sen “sen” olursun böylece, ne ala.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendinden başkayı görecek halin yok. Başkasını değil “kendinden başka” yı dedim. Çünkü sen daha bir nesnesin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başkası olduğunda görüşmek dileğiyle… yani birey. Yani bir, ey insan!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6862466-112872046999773128?l=uyumsuznotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/112872046999773128'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/112872046999773128'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://uyumsuznotlar.blogspot.com/2005/10/dilenilmeler.html' title='Dilenilmeler'/><author><name>Ayva§A</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05660263762853173661</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_H3qKw7X8q8c/SRtUJoiLR-I/AAAAAAAAAAM/NJimUvw8G0o/S220/_DSC1669_9.JPG'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6862466.post-112853292156928117</id><published>2005-10-05T19:41:00.000+03:00</published><updated>2005-10-07T01:58:02.173+03:00</updated><title type='text'>Saftanem</title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/5380/393/1600/bakis1.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/5380/393/320/bakis1.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;.&lt;br /&gt;.&lt;br /&gt;.&lt;br /&gt;.&lt;br /&gt;.&lt;br /&gt;.&lt;br /&gt;.&lt;br /&gt;.&lt;br /&gt;.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sorsam ah sana&lt;br /&gt;ağırsa, bulanıksa suyum neden&lt;br /&gt;fikrini sorsam söyler misin&lt;br /&gt;tüm simli adlarını değil onları biliyorum&lt;br /&gt;adlarınla biliyorum ki kokun sinmiş yaseminlere&lt;br /&gt;nişlere kondurulmuş bütün kuşların tutunduğu&lt;br /&gt;esrik kışların içine işlemiş zemheri&lt;br /&gt;menzilinin sıcağında mı yanıyorum söyle&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ah yine sorsam&lt;br /&gt;şiirini değil onu biliyorum &lt;br /&gt;kalplerin bedenine sıvanmış aklını, güzelliğini&lt;br /&gt;ısıtıyorsun biliyorum her sabah yeniden&lt;br /&gt;nasıl da içilecek bir hayatın bütünüsün&lt;br /&gt;ılgın ötüşlü martı ordularının çığlığısın nasıl da&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;özlemim misin söyle&lt;br /&gt;rahvan adımlarımı coşturan kanım mısın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bütününü ev umutlarının sorsam sana&lt;br /&gt;akarsız köprülerin altından çıkmış, yıpranmış&lt;br /&gt;natamam giysileriyle sıcağa koşanlardan&lt;br /&gt;anlat bana öğrenmeliyim, şefkatini esirgeme&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sızım oluyor kimi zaman kar&lt;br /&gt;ardında bırakıp çekildiğinde kışımı&lt;br /&gt;ritmini kim bozuyor mevsimlerin söyle&lt;br /&gt;ılığıma kin mi bağlıyor yılların&lt;br /&gt;lirik sesimi yanıtla&lt;br /&gt;ağlamadan duy nefesimi&lt;br /&gt;yaban bir kara parçasından&lt;br /&gt;ırmak olup ör vadilerimin yeşilini&lt;br /&gt;mabedimi ör öncesizliğinle sonrasızlığınla&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;seni giyinip uzansam sonsuza&lt;br /&gt;ayrık güz düşlerini gördüğüm gecelerden&lt;br /&gt;neden ama neden bu döngü&lt;br /&gt;ah seni giyinip uzansam&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;örülüp&lt;br /&gt;rüzgârlara&lt;br /&gt;üşütmeden&lt;br /&gt;lezzetinle&lt;br /&gt;üfürüp&lt;br /&gt;parlasam&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;uzansam&lt;br /&gt;zamanın koyulttuğu o mevsimle&lt;br /&gt;ahlat kökünden uzayan meyveler&lt;br /&gt;nisan sürgünleri bir de&lt;br /&gt;an’a seni giyinip yağmur inceliğinde&lt;br /&gt;yalın ama ağır ağır&lt;br /&gt;ıtır sargını buram buram&lt;br /&gt;mağrur düşlerimle &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sana&lt;br /&gt;an’ a&lt;br /&gt;nazlanmadan&lt;br /&gt;ağlamadan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Not: Şiiri çözen ruhu bağlar ve o bağlar artık onun bileklerine kenetlidir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6862466-112853292156928117?l=uyumsuznotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/112853292156928117'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/112853292156928117'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://uyumsuznotlar.blogspot.com/2005/10/saftanem.html' title='Saftanem'/><author><name>Ayva§A</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05660263762853173661</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_H3qKw7X8q8c/SRtUJoiLR-I/AAAAAAAAAAM/NJimUvw8G0o/S220/_DSC1669_9.JPG'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6862466.post-112769036822878361</id><published>2005-09-25T23:14:00.000+03:00</published><updated>2005-09-26T02:19:28.233+03:00</updated><title type='text'>Kuruyamazdın</title><content type='html'>bir ormanın yabandan kollarını&lt;br /&gt;geceye dikilmiş zavallı ayakçılığını&lt;br /&gt;tutunup kesen bir el varsa&lt;br /&gt;her budağın yüzüne diyelim&lt;br /&gt;zifiri bir asfalt dökülürse de&lt;br /&gt;gör betonsudur yollar &lt;br /&gt;serttir tutunulup&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;şimdi hepsi yosun,yeşili&lt;br /&gt;ne külden  ne nehirden&lt;br /&gt;ve hatta anlayışsızlıktan olsun kendini bile&lt;br /&gt;ötesi zifiri&lt;br /&gt;berisi aydınlık olsun&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ilk kopya olması adınadır aşk&lt;br /&gt;ah o ilk kopya olmasa&lt;br /&gt;kuruyamazdın bile&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;koruyamazdın bil&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6862466-112769036822878361?l=uyumsuznotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/112769036822878361'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/112769036822878361'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://uyumsuznotlar.blogspot.com/2005/09/kuruyamazdn.html' title='Kuruyamazdın'/><author><name>Ayva§A</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05660263762853173661</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_H3qKw7X8q8c/SRtUJoiLR-I/AAAAAAAAAAM/NJimUvw8G0o/S220/_DSC1669_9.JPG'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6862466.post-112751103462023922</id><published>2005-09-23T11:47:00.000+03:00</published><updated>2005-09-26T01:48:22.176+03:00</updated><title type='text'>Zorumuz Gücümüz</title><content type='html'>Gün çıkar ininden. Gün çıkar çelimsiz yağışların ardından kükreme ihtimali olmayan sellerin apansızlığıyla. Kolayından başlayabiliriz biz de. Dolmuş, servis, otobüs, trafik…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçimizde tuttuğumuz dilekler, burulur. Gün düşleri henüz öldürmüştür. Döngü sıradanlığın sesindedir oysa, ufukta yeryüzü şekilleri ve kimileri gibi şarkılara tutunmuşluğumuz. Gözlerimizin önünde bağıran bir dünya, bulanık havalardan kopmayı başarmış bir yel, sorgusunun son sözcüğünde, son şamarında: en kestirme şekilde yanıtla onu der. İşte o yanıt:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;şiirdir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hani sözleriniz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hani gözlerinizin önündeki tüm nehirler &lt;br /&gt;görecektiniz &lt;br /&gt;ya bu kör boğuluş ne?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir kurtuluş mücadelesinde&lt;br /&gt;bozguna iki yönden "dur" denilir&lt;br /&gt;ya ileri ki ölümdür&lt;br /&gt;ya firar ki lanet&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;üzülmeyiniz&lt;br /&gt;vedaları ceplerine doldurmuş çocuklar&lt;br /&gt;oyun bahçelerine varana kadar çıkarıp&lt;br /&gt;çıtlama çekirdeklerini yiyeceklerdir&lt;br /&gt;o bahçelerde&lt;br /&gt;ararsanız kendinizi &lt;br /&gt;bulabilirsiniz siz de&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hani bizliğimiz?&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;Ancak böyledir. Kalemi tutulmadan yazılmaz hayatın. Karalayalım sözün başını, sonunda unutmak pahasına da olsa. Yaz, alımlı bir kıştan geliyorsa tadını onurla taşır başındaki baharının.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doya doya içtiğiniz suların tersini bir çocuğun kırık kalbinden bilirseniz boğulma ihtimalinizi susabilirsiniz. Bundan sonra bilmelisiniz ki, ilk sözünüzde kör ses riski yüklendiniz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet böyledir, kalemini tutmalısınız hayatın. İçimizdir o, eğer yazabildiyseniz. İçimiz, ne bir iltifat bekler ne de ileniş. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O biz ki;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gücümüzü zorumuzdan alan biz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6862466-112751103462023922?l=uyumsuznotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/112751103462023922'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/112751103462023922'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://uyumsuznotlar.blogspot.com/2005/09/zorumuz-gcmz.html' title='Zorumuz Gücümüz'/><author><name>Ayva§A</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05660263762853173661</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_H3qKw7X8q8c/SRtUJoiLR-I/AAAAAAAAAAM/NJimUvw8G0o/S220/_DSC1669_9.JPG'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6862466.post-112700155648255690</id><published>2005-09-18T02:52:00.000+03:00</published><updated>2005-09-18T02:59:16.490+03:00</updated><title type='text'>Ejder</title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/5380/393/1600/ejder.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/5380/393/200/ejder.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kalabilir böyle, tüm yanıklarıyla ejder. Dağın ardına kadar inen bir bozmavi ve perdeye dönüşen o dolunay. Issız patikalarda dumanı tüten taze toprak ve onu kapıp götüren rüzgâr, kalabilir böyle.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ağır aksak yollara sapan ecinni… pencereleri yıpratan kendine batmışlık. Gözleri bile camlara sürünerek neredeyse kör olan şimşek. Ve buğu buzmavi ile ay ışığı olan ejder. Küçük bir damla, yere doğru kendini boşluğa bırakan durağanlık. Ve bu böyle devam eden sıradanlıktan ibarettir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bedeli yoktur. O ise çoktan bedelden ibadeti seçmiştir. İki ay kısa bir süreçtir. Üç ay uzun olmaktan daha ileri gidecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama bir şeyleri düşünecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hiç değilse bir şeyleri düşünecektir o dolunay ejderi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim hatam olarak bile olsa düşünecektir. İnsan kendini kendi kadar düşünene dek, düşünecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ejder onu yemeye devam edecektir, düşerek.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6862466-112700155648255690?l=uyumsuznotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/112700155648255690'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/112700155648255690'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://uyumsuznotlar.blogspot.com/2005/09/ejder.html' title='Ejder'/><author><name>Ayva§A</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05660263762853173661</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_H3qKw7X8q8c/SRtUJoiLR-I/AAAAAAAAAAM/NJimUvw8G0o/S220/_DSC1669_9.JPG'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6862466.post-112682124408715088</id><published>2005-09-16T00:25:00.000+03:00</published><updated>2005-09-16T11:36:24.400+03:00</updated><title type='text'>Sürmeli ki Zaman</title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/5380/393/1600/s%3F%3Frmeli1.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/5380/393/400/s%3F%3Frmeli1.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;zaman dar ama her an dar olmuyor zaman&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sessiz kalma&lt;br /&gt;anlatmalısın&lt;br /&gt;anlamalısın&lt;br /&gt;ki zaman&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;aktığında suyun yürüdüğü kadar&lt;br /&gt;duman mavisine uçtuğunda kül&lt;br /&gt;harın kara döndüğü zaman dar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ama her an&lt;br /&gt;geceye doğru kesilen rüzgâr &lt;br /&gt;gündüze yürüyen ay&lt;br /&gt;bağıran çayır “ağustos” diye&lt;br /&gt;dağları yağmurlar aldığından beri&lt;br /&gt;aldığından beri geri&lt;br /&gt;her an&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;evet kıyıya&lt;br /&gt;kıyıya vurdum pahalı balıklar gibi&lt;br /&gt;çocuklarca toplanıp mutfaklara&lt;br /&gt;getirilmiş katma değer harçlıklar kadar&lt;br /&gt;vurdum ama affedilmemeliyim&lt;br /&gt;elleriyle yenilmeliyim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;evet dayanmak&lt;br /&gt;tencereyi sudan önce kavramak&lt;br /&gt;tam kaynama noktasında&lt;br /&gt;nar közü mutlu etmeli&lt;br /&gt;meşe ateşi kavramalı&lt;br /&gt;ellerinden yenilmeliyim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;tam o sıra&lt;br /&gt;bir yıldız da&lt;br /&gt;kaymalı çırılçıplak bakışlarından&lt;br /&gt;tam o sırada&lt;br /&gt;akarken su&lt;br /&gt;adımları tanımlamalı yüzün&lt;br /&gt;“biz yandık” diye&lt;br /&gt;bağırmaya teğet geçen&lt;br /&gt;aç bir çakalın kokladığı&lt;br /&gt;kemikler de yanmalı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sonra yol sürmeli&lt;br /&gt;geyiklerin adımları için&lt;br /&gt;çünkü&lt;br /&gt;zaman dar ama her an dar olmuyor zaman&lt;br /&gt;sonra ayrılıp&lt;br /&gt;gidilmemeli öyle&lt;br /&gt;sürmeli yani&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sessiz kalma&lt;br /&gt;olmasam da&lt;br /&gt;anlatmalısın&lt;br /&gt;anlamalısın&lt;br /&gt;ki zaman&lt;br /&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6862466-112682124408715088?l=uyumsuznotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/112682124408715088'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/112682124408715088'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://uyumsuznotlar.blogspot.com/2005/09/srmeli-ki-zaman.html' title='Sürmeli ki Zaman'/><author><name>Ayva§A</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05660263762853173661</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_H3qKw7X8q8c/SRtUJoiLR-I/AAAAAAAAAAM/NJimUvw8G0o/S220/_DSC1669_9.JPG'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6862466.post-112648011323225576</id><published>2005-09-12T01:03:00.000+03:00</published><updated>2005-09-16T00:24:33.440+03:00</updated><title type='text'>Düşünce</title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/5380/393/1600/dus.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/5380/393/320/dus.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Düşüncedir gerçek. Düşünce gerçek, düş ince gerçek. Satırların sürüklendiği girdap gerçek. Neler gerçek değil ki? Bir Süpermen gibi uçan güç mesela. Uzak maviye ses hızında mafya sevdalı bir hengâme. Dizinde kendini koyduğun şarjör patlayacak korkarım. Kurşunun izinde yürüyen insanlık bununla da vurulacak alnından bir gün. Kime ne? Kim? Eee, ne yani?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ey küheylan sarnıcından su içememiş ceylan! Aslında hiçbir anlamın yok senin. Bunu ben bilirim ama sen bilemezsin. Ben senden çok bilirim. Benim babam senin babanı döver bir kere… (alt not açıklayacak)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her şey bir yana… eylemek, sözü geçen sarnıçlarda kaç çapariye verdi kendini tanrı bilir. Kaç parakete dip sularının bulanıklığında kendini yemledi? Bunu bilmek olası değil. Ama şu bilinir: Bir sahil çocuğu büyüdü. Sana gelmeyen balık, onun oltasına vurdu. Ve denizde kara, bir sahillik akşam oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hemen ama hemen, batır kayığımı. Benim düşüncem, düşünce gerçek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Düş ince gerçek. Bak şimdiden söylüyorum. Ayıkla beni ki;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;sıradan başlanan bu yolda&lt;br /&gt;hızla sürünen araçların motor devri&lt;br /&gt;bir yudum çay gibi&lt;br /&gt;seni de yutsun&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;Altnot: aslında biliyorsun ne sen varsın ne de ben…düşünce.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6862466-112648011323225576?l=uyumsuznotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/112648011323225576'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/112648011323225576'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://uyumsuznotlar.blogspot.com/2005/09/dnce.html' title='Düşünce'/><author><name>Ayva§A</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05660263762853173661</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_H3qKw7X8q8c/SRtUJoiLR-I/AAAAAAAAAAM/NJimUvw8G0o/S220/_DSC1669_9.JPG'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6862466.post-112604060922244539</id><published>2005-09-06T23:33:00.000+03:00</published><updated>2005-09-14T01:48:36.630+03:00</updated><title type='text'>Saptama</title><content type='html'>&lt;blockquote&gt;İçimi dışıma vurduğumda kaybettiğimi anladım. Bu nedenle artık içimi içime gömüyorum. (Sevgili Ruh)&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öyle bir gerçeği geçeriz ki, bizde sıradan ne varsa bir kıvılcımla küle döndürebilir o. Öyle ki, ateşi yalnız o icat edebilmiştir. Aktif bir kraterin gözlerine yalnızca o bakabilmiştir. Yine de o kendine göredir. Kendini gördüğü kadar gösterebilir. Vizyonda bir film gibi görünebiliriz biz de. Oysa...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha ne kadar sürer bilmiyorum. Hayatlarımızın köşebaşlarında çarpışmaları geçeli çok oldu biz. Biz izleri üzerimizde bir dövme gibi taşırken anaların inşaa ettikleri yıldızlı gecelerde kapılara yürüdük. Tavanımızı yukarıdaki o güzel sözlerin mucidi boyasın istedik. Ama sözler kendini aştığında bu halüsinasyonları anlatabilmenin de bir yolu yoktu. Yine de o kendine göre satır aşırı denizlere güvendi. Kendimizi gördüğümüz kadar görülebildik biz de. Saptamalar, beş yelkeni birden yel doldurdu. Değirmen kendine döndü. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimi dağın bir yüzünde çalıştık, kimi şimdi anlatılası olmayan geceler geçtik. Yine de söylesek tanıdık gelir. Oysa olma ihtimalleri bile yoktur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saptama:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsan ne olduğunu anlamak için ne olmadığını bilmelidir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6862466-112604060922244539?l=uyumsuznotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/112604060922244539'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/112604060922244539'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://uyumsuznotlar.blogspot.com/2005/09/saptama.html' title='Saptama'/><author><name>Ayva§A</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05660263762853173661</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_H3qKw7X8q8c/SRtUJoiLR-I/AAAAAAAAAAM/NJimUvw8G0o/S220/_DSC1669_9.JPG'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6862466.post-112603726604234562</id><published>2005-09-06T22:54:00.000+03:00</published><updated>2005-09-06T23:07:46.046+03:00</updated><title type='text'>Tanımlamalar</title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/5380/393/1600/beyazzz2.jpg"&gt;&lt;img style="CURSOR: hand" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger/5380/393/400/beyazzz2.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6862466-112603726604234562?l=uyumsuznotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/112603726604234562'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/112603726604234562'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://uyumsuznotlar.blogspot.com/2005/09/tanmlamalar.html' title='Tanımlamalar'/><author><name>Ayva§A</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05660263762853173661</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_H3qKw7X8q8c/SRtUJoiLR-I/AAAAAAAAAAM/NJimUvw8G0o/S220/_DSC1669_9.JPG'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6862466.post-112560584970397096</id><published>2005-09-01T23:11:00.000+03:00</published><updated>2005-09-01T23:17:29.710+03:00</updated><title type='text'>IV’ ncü Sahne</title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/5380/393/1600/bulunamadi.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/5380/393/200/bulunamadi.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne kadar sessiz… sessizlik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;“Bütün kalabalıklar hükmünü yitirdi. Ete kemiğe büründün. Yarı saydam pencerelerin ardından puslu resimler gibi değil, doğrudan dağın kalbinde. Olması gereken yerdesin, anladım. Fakat ben bütün ömrümü yalnız yaşamışım.” (Ö.S.)&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;“Seviyorum seni… ne çıkar yoksul bir balıkçı kızıysan”  (Kavafis)&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;Sahne.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;I&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bol yıldızlı bir akşamdır. Omuzlarına yıldız yağarken kıyıda iki gölgenin, dizleri göğsünde bir adam ve ürkek bakışlı bir kızın. Kız gezegenin en uzak adasından, adam içinde durduğu bütün nemrut gecelerden. Bir kısıtlı zaman, bir kaçkın meltem bir de saatlerin doğmasına fırsat vermediği dolunay yankısı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sahildir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kocaman bir düşünce okyanusunda ışık, yüksek karanlıklardan yağıyordur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;II&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fırtına kopmadan önce son hatırladıkları ceplerinde aradıkları elleridir. Ve dokunduklarında birbirlerine bütün nehirleri akıtırlar, bütün zirveleri geçerler, bütün ateşleri yakarlar. Saçılır kıyıya Pandora Kutusu. Kız üçüncü tadı öğrenir, adam dördüncü sahneyi yaratır. Belki de adam üçüncü tada boğulur, kız dördüncü sahneyi doğurur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;III&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belirsizdir. Bunu belirlemek spiral bir şeritte kaymak gibidir. Döngü düzlemde hep aynı hizadan geçer ama asla aynı noktaya değmez. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;IV&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  &lt;blockquote&gt;gözlerin anısına&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;yakarsa yaşam ışığını&lt;br /&gt;bütün yüzler onda parıldar (Ö.S)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Perde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ya olanlardan sonra öğrenilecek yeni şeyler varsa? Ya uzak bir daha hiç olmayacaksa?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kapanır sahne. Belki gelecek sefere, belki asla.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün kalabalıklar hükmünü yitirir. “Gerisi sessizlik” [(Hamlet) Shakespeare].&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Düşün ki, tüm bunlar bir düş. Ve düş ki, aynı uyanışa doğrul yerinden.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6862466-112560584970397096?l=uyumsuznotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/112560584970397096'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/112560584970397096'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://uyumsuznotlar.blogspot.com/2005/09/iv-nc-sahne.html' title='IV’ ncü Sahne'/><author><name>Ayva§A</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05660263762853173661</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_H3qKw7X8q8c/SRtUJoiLR-I/AAAAAAAAAAM/NJimUvw8G0o/S220/_DSC1669_9.JPG'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6862466.post-112543555025767882</id><published>2005-08-30T23:51:00.000+03:00</published><updated>2005-08-31T22:56:35.496+03:00</updated><title type='text'>Sıradandır Aslolan</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos1.blogger.com/blogger/5380/393/1600/100_5431.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/5380/393/200/100_5431.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Küçük hüzünler büyük umutların habercisidir. Yürürüz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet geçtik artık, köprüyü yakabiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte o zaman viranelerin üzerindeki uğursuz baykuşların sesleri müjdeye dönüşür. Uğursuz, siyah kargaların sevinç ve mutlulukla feryat ettiğini doğrular oluruz. Kışın soğukluğu, yeşillerin solmuşluğu, anne kucağına düşen yüzlerce açılmamış goncanın açılması, bizleri sevindirmiş ve her yere doğruluğumuzu sağlamış olur artık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz o zaman ayrı kalırız. O kadar ayrı kalırız ki o zaman: Yine de öyle sananlar olmasın diye biz yeryüzünü bitkin ve solgun görmeyiz, göstermeyiz de. Gökyüzünün kısa ve basık tavanını göğsümüzde hissetmeye aldırmayız. Yine de yürür, ilerler yavaşça gözden yiteriz. Bu, bir ufukta her akşam görülen ince bir çizgiden ibarettir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve bir yolcunun gelip de geçtiği o bitkin ayak izlerindedir adımlarımız. Taban tabana basarak iki ayrı yönden aynı doğrultuda asırlara uyanışın tazeliğini açıyor oluruz ayaklarımıza. Coşkulu ve ağrılı bir yorgunluktur o, yükleniriz sırtımıza.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve köhne bir hanın duvarlarına yaslanırız günün birinde. Dinlenmek için değil, dirimleşmek için. Yeni zamanları okumadan önce o evrenin şarkısında boğularak verdiğimiz nefeslerin üzerinden yükseliriz. Yükselir gideriz uçarak, yanmadan kalmış benzin göletleri gibi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Betin benzin attığı nice şarkıların kavrandığı belimiz büküldüğünde, kıyının birinde oturmuş gri ufka kendi anlamında bakmaya dalmış bir köhnelik olarak görülürüz. Ve bilmezler kendi gözlerinin de nirengisini çizdiğimizi o griye.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilemeyiz artık menzilimizde daha kaçıncı ölüme doğduğumuzu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Küçük hüzünler büyük umutların habercisidir. Yürürüz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet geçtik artık, köprüyü yakabiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslolan sıradandır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6862466-112543555025767882?l=uyumsuznotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/112543555025767882'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/112543555025767882'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://uyumsuznotlar.blogspot.com/2005/08/sradandr-aslolan.html' title='Sıradandır Aslolan'/><author><name>Ayva§A</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05660263762853173661</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_H3qKw7X8q8c/SRtUJoiLR-I/AAAAAAAAAAM/NJimUvw8G0o/S220/_DSC1669_9.JPG'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6862466.post-112518439050163107</id><published>2005-08-28T01:07:00.000+03:00</published><updated>2005-09-01T15:59:53.780+03:00</updated><title type='text'>Hani Şimdi?</title><content type='html'>hani şimdi yürünen yol?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;uzun ve naif yanlarından koparılan bir çiçek&lt;br /&gt;çünkü değil ol... ol değil&lt;br /&gt;yol&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sadece olmak da değil&lt;br /&gt;yol yataksız yatabilmekti&lt;br /&gt;ol yataksız &lt;br /&gt;tüm kendinelik öykülerini&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6862466-112518439050163107?l=uyumsuznotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/112518439050163107'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/112518439050163107'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://uyumsuznotlar.blogspot.com/2005/08/hani-imdi.html' title='Hani Şimdi?'/><author><name>Ayva§A</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05660263762853173661</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_H3qKw7X8q8c/SRtUJoiLR-I/AAAAAAAAAAM/NJimUvw8G0o/S220/_DSC1669_9.JPG'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6862466.post-112475234315319639</id><published>2005-08-24T01:01:00.000+03:00</published><updated>2005-08-25T02:34:18.240+03:00</updated><title type='text'>Kırılmaz Bu Şiir</title><content type='html'>kendini bilemezsen dur ve düşün&lt;br /&gt;aşksız dünyana aşk hali yaratma gereksinimini&lt;br /&gt;hüzünle birlikte düşün&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bedenini var edebilme savaşını yok edebilirler&lt;br /&gt;uluma özgürlüğüne karşı değildirler&lt;br /&gt;kitapsızlığı göze alabilme yetinle&lt;br /&gt;her anı uygulayabilirler kendilerine&lt;br /&gt;ve hepimize&lt;br /&gt;hepimizin bildiğini sanarak senin gibi&lt;br /&gt;yitebilmeyi öğrenmiştik kendi harflerimize&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yürü&lt;br /&gt;ruhunu &lt;br /&gt;belki de akarken bulursun&lt;br /&gt;sen kırılırsın &lt;br /&gt;ama kırılmaz şiir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;anımsa yitebilmeyi &lt;br /&gt;öğrenmiştik kendimize önce&lt;br /&gt;öğretilmiştik&lt;br /&gt;ismi lazım &lt;br /&gt;değilleri suçla&lt;br /&gt;ma bir su tanrıçasıdır&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;figüranı olduğun yasa işte böyle&lt;br /&gt;öğrenmen için değil&lt;br /&gt;unutman için bu çaba&lt;br /&gt;bir hakkın var&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;üç yanlışını götürecek&lt;br /&gt;haydi kazan&lt;br /&gt;kazan artık üç günlük dünyanı&lt;br /&gt;kaz an&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Not: Bu satırlar bir daha tüketilemezler. Çünkü önüne gelen alınıyor. Önünü bilmeyen de alınıyor. Öyleyse yön yok.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6862466-112475234315319639?l=uyumsuznotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/112475234315319639'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/112475234315319639'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://uyumsuznotlar.blogspot.com/2005/08/krlmaz-bu-iir.html' title='Kırılmaz Bu Şiir'/><author><name>Ayva§A</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05660263762853173661</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_H3qKw7X8q8c/SRtUJoiLR-I/AAAAAAAAAAM/NJimUvw8G0o/S220/_DSC1669_9.JPG'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6862466.post-112458331029864894</id><published>2005-08-21T01:10:00.000+03:00</published><updated>2005-08-21T14:13:07.570+03:00</updated><title type='text'>Satır Başı</title><content type='html'>satır başı&lt;br /&gt;üfle&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir çocuğun bayram etmesi gibi&lt;br /&gt;hunhar ve yetersiz kalabilir bu satırlar&lt;br /&gt;şiire dairliği olanaksız&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir de bana sor&lt;br /&gt;ne denmesi gerektiğini&lt;br /&gt;ama öteleme &lt;br /&gt;titrek geçmişini&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir berhudarın duçar olması&lt;br /&gt;yetersiz çocukluğundan geçer&lt;br /&gt;alem uyar el oynar&lt;br /&gt;çocuğa ne yeter ki?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;geçer takıntılar efsane öykülere&lt;br /&gt;ama sen öküzgözünde hunhar&lt;br /&gt;kendini önemsersin de&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ah çalı kuşu&lt;br /&gt;ne çok ölüm var&lt;br /&gt;ne çok yaşanabilir hayat bulabildiklerin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;anımsamasan anım da kalmazdın&lt;br /&gt;anımsın anımsamadım diyebilirim&lt;br /&gt;beni deli etmen de harici bir saçma elbet&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;neden böyle kitab ül ekber gibisin?&lt;br /&gt;neden böyle kitlen salâh&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;elbet sınırı geçerse satırlar&lt;br /&gt;ki sansür maaşallah&lt;br /&gt;allah ne verdiyse&lt;br /&gt;sensin…ve ne diyebilirsen kendine&lt;br /&gt;kim  diyebilirsen onu de&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;harfleri bozuk bir defter mi&lt;br /&gt;içine nifak düşmüş bir ezber mi&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;ezberimden silsem seni&lt;br /&gt;affeder misin beni?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ama sormuyorum&lt;br /&gt;olanaksızlığını artık&lt;br /&gt;bu senden&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;senden belli&lt;br /&gt;üfle su ile&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6862466-112458331029864894?l=uyumsuznotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/112458331029864894'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/112458331029864894'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://uyumsuznotlar.blogspot.com/2005/08/satr-ba.html' title='Satır Başı'/><author><name>Ayva§A</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05660263762853173661</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_H3qKw7X8q8c/SRtUJoiLR-I/AAAAAAAAAAM/NJimUvw8G0o/S220/_DSC1669_9.JPG'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6862466.post-112440755983397483</id><published>2005-08-17T01:12:00.000+03:00</published><updated>2005-08-31T01:41:29.626+03:00</updated><title type='text'>Üfle Su İle</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos1.blogger.com/blogger/5380/393/1600/Resim-059.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/5380/393/320/Resim-059.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bak şimdi yazacağım çok sihirlidir. Filanca falanca değer yargımı kışkırtıyorum ama ben işe yaramazım, biraz da hödüğüm. Adına ne deniyordu… sözlük istiyorum sözlük.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başımı çoktan boş bırakmasan sana tek sözüm olmazdı, gözlük kafiye olsun diye, yoksa valla sorun değil. Özlük içinden akıyor ama boğuluyorsun nehir nehir… bak, demiyorum… şimdi yazacağım. Sihirlidir, çok sihirlidir. Yazacağım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazmak denince içimin bir kenarında kalmış leke değil. Yazmak diyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“bir yerlerden sürüp gidiyor" işte&lt;br /&gt;hayat&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bendeki&lt;br /&gt;mi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;eski ve tanıdık bir korku” (Tuncay Takmaz)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diyorsa öyle&lt;br /&gt;Böyle akıp gider bu mısra(lar)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;17 Ağustos depreminde de aktılar…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DEĞİRMENDEREYE&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;    Ece ile başlıyorsa…Türkgün, İnkılâp ve Ege’ nin olsun&lt;br /&gt;    &lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;oraya &lt;br /&gt;artık komşuların&lt;br /&gt;yan bahçelerin&lt;br /&gt;arkadaşların &lt;br /&gt;salıncak kurulan cevizlerin&lt;br /&gt;ilk aşkımsılara gölge eden çam ağaçlarının &lt;br /&gt;olmadığı yerde öten&lt;br /&gt;tüm ağustos böceği şarkılarına&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;içimden bir nehir geçer&lt;br /&gt;bir yandan akar uslu&lt;br /&gt;bir yandan sessiz sinsi&lt;br /&gt;kavramak isterim kıyısını &lt;br /&gt;bu henüz sözcük olmamış bir şey&lt;br /&gt;bu henüz notasız bir şarkı &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;umarım öğle sonraları&lt;br /&gt;ait olduğum yerlerde&lt;br /&gt;öten bülbülü duyacak&lt;br /&gt;bir çocuk olur yarın&lt;br /&gt;dağ çıkarıp koynundan&lt;br /&gt;doyasıya sever&lt;br /&gt;okşar denizini&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dağlara ortasından&lt;br /&gt;yarılıp açılan gözlerim&lt;br /&gt;ancak böyle görür&lt;br /&gt;böyle tomurcuklar patlatır&lt;br /&gt;ilkyaz akşamlarına&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;böyle bir nehirdir&lt;br /&gt;dalgalara kahramanca akan &lt;br /&gt;iç denizler böyle nişanlanır&lt;br /&gt;böyle evlenir okyanuslarla &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kuşlar kırlangıçlara keser&lt;br /&gt;günler ağar güneşe umudu&lt;br /&gt;o şarkı geceye yansır&lt;br /&gt;yansır dağlara gürül&lt;br /&gt;içinde bir pınar uyur &lt;br /&gt;çocuklar yürür kumsala&lt;br /&gt;yeniden yürür yürür yürür &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;karşı kıyılar oldukça bu deniz&lt;br /&gt;yürüyerek de geçilir&lt;br /&gt;geçilecektir &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;Diyorsam öyle&lt;br /&gt;Böyle akıp gider bu mısra(lar)&lt;br /&gt;Üfle su ile.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6862466-112440755983397483?l=uyumsuznotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/112440755983397483'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/112440755983397483'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://uyumsuznotlar.blogspot.com/2005/08/fle-su-ile.html' title='Üfle Su İle'/><author><name>Ayva§A</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05660263762853173661</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_H3qKw7X8q8c/SRtUJoiLR-I/AAAAAAAAAAM/NJimUvw8G0o/S220/_DSC1669_9.JPG'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6862466.post-112362587984671074</id><published>2005-08-10T00:08:00.000+03:00</published><updated>2005-08-10T01:21:49.856+03:00</updated><title type='text'>Yazakalmak</title><content type='html'>bir yaza&lt;br /&gt;kurumaya&lt;br /&gt;yokluğunuza&lt;br /&gt;siz&lt;br /&gt;bütün çizmeleri çekmişken&lt;br /&gt;bütün ayak izlerini giymişken&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kurumaya&lt;br /&gt;yokluğunuzca&lt;br /&gt;sizinle&lt;br /&gt;çizgileri içerek&lt;br /&gt;adım adım isimsiz yitebiliriz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“kalp dişildir de anlamak bizim harcımız değil” olsun şimdilik&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;her zaman sınırlarla her taraf içsiz&lt;br /&gt;olamama riski ile bütün kaygılar&lt;br /&gt;asla el değememiştik bizler adına&lt;br /&gt;değmemiştir de hiç anılar böyle bir ize&lt;br /&gt;sanmamalıyız da dalga dalga&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yani hiç&lt;br /&gt;kendindelik adına biz&lt;br /&gt;yokuş dik biraz&lt;br /&gt;öyle kalsın idik&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sizi gördüm birden uzaklarda&lt;br /&gt;sizdiniz kucaklanan gölgemdeki kendindelik&lt;br /&gt;sizin körünüzdüm ben&lt;br /&gt;o kaçınılmaz saklanışınızın ergeniyken sivilce&lt;br /&gt;gölgenizi verir miydiniz bana&lt;br /&gt;ne bekledik ne sorduk bir daha&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ona kör olabilirdim birden ama yakın&lt;br /&gt;sizlik ve o uzakken&lt;br /&gt;gövdenizi kavradım aniden&lt;br /&gt;dualite/sahte&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“nasıl buluştuk ruhlarımızca tanyerinde&lt;br /&gt;nasıl tuttuk kaygan düşü, karbon ellerimizce”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;anlayınız&lt;br /&gt;çölü&lt;br /&gt;vahaların boynuna ki kaç&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ki kaç tane daha siz diye&lt;br /&gt;ki kaç tane daha biz yakılacak şerefsizce&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yine de&lt;br /&gt;gölgenizi verir miydiniz bana&lt;br /&gt;hiçbir iz düşmediğimde adınıza&lt;br /&gt;hiçbir iz&lt;br /&gt;saklamayacağım&lt;br /&gt;hiç&lt;br /&gt;bir iz&lt;br /&gt;sırf sizdiniz diye&lt;br /&gt;bir daha hiç&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6862466-112362587984671074?l=uyumsuznotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/112362587984671074'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/112362587984671074'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://uyumsuznotlar.blogspot.com/2005/08/yazakalmak.html' title='Yazakalmak'/><author><name>Ayva§A</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05660263762853173661</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_H3qKw7X8q8c/SRtUJoiLR-I/AAAAAAAAAAM/NJimUvw8G0o/S220/_DSC1669_9.JPG'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6862466.post-112336824681213859</id><published>2005-08-08T00:02:00.000+03:00</published><updated>2005-08-19T02:49:02.506+03:00</updated><title type='text'>Uy ve Um</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos1.blogger.com/blogger/5380/393/1600/44025.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/5380/393/320/44025.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Antik çağ filozoflarından fazla değildir hiç. Hesiodos, Sirozlu Ferekides, Lindoslu Kleobulos, Atinalı Solon, Ispartalı Khilon, Lesboslu Pittakos, Preneli Bias, Korinthoslu Periandros ve Miletli Thales.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yedi bilge.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşağı yukarı değil ölçeğin bilinci, kapsar ölçüyü. Ölçü dışı yarlarla bezenmiş dik bayırlarda dolaşmanın özgürlüğü ve tehlikesi, söylemi ne denli yıpratır göreceğiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Thales’ e kadar sayılı adlar alt tarafı Yunan töresel öğütleri veren ozanlardır. Ama düşünmeye başlamak için kaç asır hazırlanmak gerekse öyledir bu emek. Göreceğiz, nerede bitecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uyum mu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Etikte tam ölçü, sanatta dengeli biçim, doğayı tanımada geometrik oran, dinde evrensel düzen.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ha şiir bir de… o biraz uyumsuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hep aynıdır&lt;br /&gt;çakıl taşlarında ayak izleri konumlamalar&lt;br /&gt;hep&lt;br /&gt;adım adım hayatları heceleyerek&lt;br /&gt;baş suda kalmayı öğrenir boğularak &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kabul etmek gerek&lt;br /&gt;yapacak bir şey bulamıyorsa engerek&lt;br /&gt;ede(cek)&lt;br /&gt;sisten kamçılara sırtlara &lt;br /&gt;gerek yırtıcı pençelere gerek surları burçlu uçurumlara&lt;br /&gt;gerekse çıtır kızlara&lt;br /&gt;hani geldi gelecek kıyamet&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;geçer diyecek bir gün uyum&lt;br /&gt;uyku geçecek mi ölümlü fındık yeşilinden&lt;br /&gt;kokusunda soyulmamış bir kabuğun&lt;br /&gt;eprimiş sözlerinde duyusuz yağmurlarla&lt;br /&gt;geçecek&lt;br /&gt;demiştim faslı artacak&lt;br /&gt;kabul etmek gerek&lt;br /&gt;kim en gerek fırtınalarca&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;aslında uyum&lt;br /&gt;uy ki huzurdur&lt;br /&gt;uyumlu bir sevdanın pazarda iç geçirişinden ibaret&lt;br /&gt;kayıp um&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;soy ağacı&lt;br /&gt;koy ağacı&lt;br /&gt;kökünden geç&lt;br /&gt;suyuna baş konduğunda boğulur&lt;br /&gt;tarihte kalmak&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6862466-112336824681213859?l=uyumsuznotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/112336824681213859'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/112336824681213859'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://uyumsuznotlar.blogspot.com/2005/08/uy-ve-um.html' title='Uy ve Um'/><author><name>Ayva§A</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05660263762853173661</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_H3qKw7X8q8c/SRtUJoiLR-I/AAAAAAAAAAM/NJimUvw8G0o/S220/_DSC1669_9.JPG'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6862466.post-112319028521385910</id><published>2005-08-04T21:40:00.000+03:00</published><updated>2005-08-05T00:52:41.836+03:00</updated><title type='text'>Bir Yıldız Kaydı</title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/5380/393/1600/Untitled-11.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/5380/393/200/Untitled-11.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir yıldız kaydı bu akşam. O dünya, tüm yıkımların ardındaki tozlu yamaçlara sessizce geri döndü. Yıldız çiçeğinin dokusunu hissetti. Fotoğraf çekti. Bir gün batımında vedasız kuyuların başındaydı silueti. Yetti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yolu uzun uzun tanımlar gibiydi yönü. Merkezinde vedasızlık olan bir kurnanın girdabına emilir gibi aktı. Anımsadığında bilecekti ki, yollar böyledir. Apansız karşılaşmaların bedelidir vedasız gidişlerin de ederi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yetti, dehlizinde kabul bulunduran sofraya. Onlar yediler bu seyretti. Güzel.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;bir yıldız dedi&lt;br /&gt;merhaba&lt;br /&gt;iki göklük maviye tümden&lt;br /&gt;elveda tüm&lt;br /&gt;dedi yıldızların izi&lt;br /&gt;üç günlük çizgiye&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;(Laf aramızda bu çizgi yalnız yıldızlar kaydığında görülebilir)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra çıkıp gitti bütün gecenin rengi. Ah Tanrılar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sanrısı sağaldığında bilecektir ki, yolda olanlara vedasızdı Tanrılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;teni karanfil kokuyorsa &lt;br /&gt;eninde vefa yoktur çiçeğinizin&lt;br /&gt;iş size düşer&lt;br /&gt;bir fotoğraf çekin derhal&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;Durur akşamlarınızda tüm şarkıların yıldız izleri.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6862466-112319028521385910?l=uyumsuznotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/112319028521385910'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/112319028521385910'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://uyumsuznotlar.blogspot.com/2005/08/bir-yldz-kayd.html' title='Bir Yıldız Kaydı'/><author><name>Ayva§A</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05660263762853173661</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_H3qKw7X8q8c/SRtUJoiLR-I/AAAAAAAAAAM/NJimUvw8G0o/S220/_DSC1669_9.JPG'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6862466.post-112285046586234156</id><published>2005-08-01T23:44:00.000+03:00</published><updated>2005-08-05T01:00:50.550+03:00</updated><title type='text'>Adına</title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/5380/393/1600/DSC00427.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/5380/393/200/DSC00427.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;adına bir ünlem düşmesem&lt;br /&gt;sayamazdım ayın günlerini birer birer&lt;br /&gt;bütün ustalığıyla atmosferin&lt;br /&gt;ozonunu yırtamazdım&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yetti yeryüzüne küpen&lt;br /&gt;büyüttü çayır böceklerini saklayan&lt;br /&gt;tüm çayırlara kendini&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;adına bir ün biçmesem&lt;br /&gt;yırtamazdım ayın güncesinden &lt;br /&gt;kendi ıstırabının kıyısında yüzen bir dalga için&lt;br /&gt;kendi halsizliğinin denizinde boğulan&lt;br /&gt;birsizliğin hakkına taşkın&lt;br /&gt;o dolunaydan düşmezdi adın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;artık biliniyor&lt;br /&gt;kalabalığı kendiliğinden &lt;br /&gt;bu kargaşanın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;her gün batımında gece için &lt;br /&gt;adına ıssız bir güneş yaktım&lt;br /&gt;boynumda senliğimden &lt;br /&gt;gürültücü gölgeler taşıyorum &lt;br /&gt;adına olsun adımlarım&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6862466-112285046586234156?l=uyumsuznotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/112285046586234156'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/112285046586234156'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://uyumsuznotlar.blogspot.com/2005/08/adna.html' title='Adına'/><author><name>Ayva§A</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05660263762853173661</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_H3qKw7X8q8c/SRtUJoiLR-I/AAAAAAAAAAM/NJimUvw8G0o/S220/_DSC1669_9.JPG'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6862466.post-112276676238843278</id><published>2005-07-31T02:22:00.000+03:00</published><updated>2005-07-31T02:39:22.396+03:00</updated><title type='text'>Neden</title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/5380/393/1600/gulcin%20009.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/5380/393/320/gulcin%20009.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;çocuktum&lt;br /&gt;bazı geceler uykudan &lt;br /&gt;sıçrardım hiç bilmeden&lt;br /&gt;neden&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;genç bir yetişkindim bazı geceler&lt;br /&gt;uykudan sıçrardım&lt;br /&gt;bilmezdim hiç neden&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir yerlerde senin canın yanıyormuş meğer&lt;br /&gt;bir yerlerde &lt;br /&gt;canımız &lt;br /&gt;yanabiliyormuş meğer&lt;br /&gt;neden ama&lt;br /&gt;neden&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir düşü ödünç aldım senden&lt;br /&gt;üzülme&lt;br /&gt;artık yok neden&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(bu şiir bir şairin ruhundan çalınmıştır)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6862466-112276676238843278?l=uyumsuznotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/112276676238843278'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/112276676238843278'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://uyumsuznotlar.blogspot.com/2005/07/neden.html' title='Neden'/><author><name>Ayva§A</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05660263762853173661</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_H3qKw7X8q8c/SRtUJoiLR-I/AAAAAAAAAAM/NJimUvw8G0o/S220/_DSC1669_9.JPG'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6862466.post-112249853976372089</id><published>2005-07-27T23:41:00.000+03:00</published><updated>2005-07-28T15:04:00.630+03:00</updated><title type='text'>Vakitsiz Geçtiler Biraz</title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/5380/393/1600/dag-3.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/5380/393/320/dag-3.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Penceremde kırlangıçlar ve Mozart, 40. senfoni. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuklar ! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Penceremden geçti vakitsiz kırlangıçlar . Çocuklar yine kendi odalarında. Çocuklar yine biraz ve inadına hızla büyümekteler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ateşlendiler, öksürükleri arttı. Kör bir izmaritin ucundaki kül yüzünden denemez ya bunlara. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuklar, en çok vakitsiz bir kırlangıç sürüsünün kanat rüzgarlarından çektiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuklar, öfkelenip zamanın kuyruğuna teneke bağladılar... taşa tuttular. Pisi pisine intikam kovaladılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vakitsiz geçtiler biraz: Kimi erkenci bir sabah dedi, kimi geç kalmış bir göç. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öcünü almayı unutan bir tanesi geri kaldı. Avustralya yerlisi gibi durup bekledi. Ardında kalan ruhunu bekledi. Senfoni bekledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;em&gt;bekledi tüm kırlangıç sürülerini vakitsiz &lt;br /&gt;geçti küheylan zaman&lt;br /&gt;kuyruğunda tenekesi&lt;/em&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6862466-112249853976372089?l=uyumsuznotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/112249853976372089'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/112249853976372089'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://uyumsuznotlar.blogspot.com/2005/07/vakitsiz-getiler-biraz.html' title='Vakitsiz Geçtiler Biraz'/><author><name>Ayva§A</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05660263762853173661</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_H3qKw7X8q8c/SRtUJoiLR-I/AAAAAAAAAAM/NJimUvw8G0o/S220/_DSC1669_9.JPG'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6862466.post-112189117404868804</id><published>2005-07-20T23:21:00.000+03:00</published><updated>2005-07-29T02:25:27.666+03:00</updated><title type='text'>Öyle ya</title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/5380/393/1600/CIMG08951.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/5380/393/200/CIMG08951.JPG" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;"Dağlarda geçmiş hiçbir zaman arkamızda değildir, hep yanımızda durur. Akşam karanlığında ormandan inersiniz ve kulübede bir köpek havlıyordur. Bir yüzyıl önce aynı noktada günün aynı saatinde, bir köpek, ormandan aşağı bir adamın geldiğini farkedince havlıyordu ve bu iki olay arasındaki ara, havlamaların arasındaki aradan fazla değildir." John Berger(Domuz Toprak)&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;***&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;açıldıkça kıyılarına deniz&lt;br /&gt;deniz ak değil ama söylenirse de söz&lt;br /&gt;özüm olsun&lt;br /&gt;kendini kendimize döken ağırlık&lt;br /&gt;tan yanadır kanından rengin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;belki sevisi derin denizlere yandaş&lt;br /&gt;belki hiç tanımlanamamış derin denizler&lt;br /&gt;lepiska lülelerin iki ucu gibi bir anlamda&lt;br /&gt;bir anlamda zıt ama kendine&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;arkadaş &lt;br /&gt;yarınlar için kimseni&lt;br /&gt;ne kadar sordun sen&lt;br /&gt;ne kadar sensin karadaş&lt;br /&gt;kimliğin ne kadar sen&lt;br /&gt;kimsesizliğin ne kadar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ölüm bizi ayırıncaya değin&lt;br /&gt;ki yalana çekilen sürmedir&lt;br /&gt;ölüm dediğin&lt;br /&gt;hangi çerçevelerdeydin kendine&lt;br /&gt;verdiğini sınayınca önceliğin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yanıt: c şıkkı&lt;br /&gt;şahin iki şahin iki&lt;br /&gt;bin tepenin bin çiçeği&lt;br /&gt;üç dağın üç geçidi&lt;br /&gt;sonunda kendin olana&lt;br /&gt;hoş geldin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;erik mevsiminin erkencisiyiz&lt;br /&gt;çok geç olmadan&lt;br /&gt;kamaş ki kimsenin bilmediği bir galaksi yaratalım&lt;br /&gt;kuytu bakışlardan uzanan ellerin yıldız günceleri için&lt;br /&gt;mezbele sıradanlıkların hane halklarına söylediği yalanlardan&lt;br /&gt;kan ile şirin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;içini hiç yakmamış bir sıla ateş olur mu? olmaz&lt;br /&gt;vadilerin çıkmazı mı dağlar... çıktıların dipleri mi eserin &lt;br /&gt;olursa "sıradan"ın amentüsü... bildiğin martıları yak gitsin&lt;br /&gt;olursa körlüğünü onar&lt;br /&gt;bakışın sonundaki sokağa sapma&lt;br /&gt;çıkmazın olursa işte&lt;br /&gt;kan ile şirin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;şahin iki şahin iki&lt;br /&gt;bin tepenin bin çiçeği&lt;br /&gt;üç dağın üç geçidi&lt;br /&gt;sonunda kendin olana&lt;br /&gt;hoş geldin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;en iyisidir uzanınca tutabildiğin&lt;br /&gt;omuzlara yasladığın ellerin&lt;br /&gt;kanıksanmaz değildir hiç kimsenden&lt;br /&gt;müjde&lt;br /&gt;ellerin ki sınırı yok&lt;br /&gt;kor gözlerime düştüğünde&lt;br /&gt;son kızılım sensin hep&lt;br /&gt;kan ile şirin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;tan yanadır kanından rengin&lt;br /&gt;kavuşmama sarıl &lt;br /&gt;sonra yak bayrağımı ellerimde&lt;br /&gt;sönülmeden önce&lt;br /&gt;dönülmeden önce&lt;br /&gt;merhabasızlığa&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bin tepenin bin çiçeği&lt;br /&gt;üç dağın üç geçidi&lt;br /&gt;sonunda kendin olana&lt;br /&gt;hoş geldin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kaç öykünün toplamı olmalığın bilinmez&lt;br /&gt;kaç yabanın salyasında seldin o da&lt;br /&gt;üç dağın üç geçidi&lt;br /&gt;sonunda kendin olana&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;zıtlığın içinden geçmeyi unuttuk&lt;br /&gt;içliğin zıddını yaratmayı öğrendik&lt;br /&gt;üç dağın üç geçidi&lt;br /&gt;sonunda kendi olana&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;durum an' ın garantisidir&lt;br /&gt;öyle ya&lt;br /&gt;hoş geldin&lt;br /&gt;sonsuzuna&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6862466-112189117404868804?l=uyumsuznotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/112189117404868804'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/112189117404868804'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://uyumsuznotlar.blogspot.com/2005/07/yle-ya.html' title='Öyle ya'/><author><name>Ayva§A</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05660263762853173661</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_H3qKw7X8q8c/SRtUJoiLR-I/AAAAAAAAAAM/NJimUvw8G0o/S220/_DSC1669_9.JPG'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6862466.post-112155395539267332</id><published>2005-07-18T00:24:00.000+03:00</published><updated>2005-07-19T00:31:09.133+03:00</updated><title type='text'>Sataşmalar</title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/5380/393/1600/DSC00064.gif"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/5380/393/200/DSC00064.gif" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;söylenecek sözlerin alanıdır konuşmalar&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;kozalak toplama arası molalar&lt;br /&gt;sunak&lt;br /&gt;hiç yaşanmamış olmaktan daha kötü&lt;br /&gt;var ya unutmak&lt;br /&gt;yansın bir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;var ya ötelenmiş zaman&lt;br /&gt;tüm kanatları kıran aryalar&lt;br /&gt;kül&lt;br /&gt;tabağında eprimiş uçuş&lt;br /&gt;var ya&lt;br /&gt;pis kokar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ya hiçsiz zamanlar&lt;br /&gt;ya içsiz zamanlar&lt;br /&gt;ah ki sataşmalardan&lt;br /&gt;ibaret iliği geçimsiz&lt;br /&gt;ipince halat&lt;br /&gt;bir sicim&lt;br /&gt;bir yağmur&lt;br /&gt;yoncasız bir çayır&lt;br /&gt;ki kendinden bile habersiz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ola ki ortadasın&lt;br /&gt;yola ki ortadan&lt;br /&gt;konuş ki kitle duysun&lt;br /&gt;konuş bir&lt;br /&gt;bistan yürütür para konuşturur diyorlar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sözü kullanarak sözsüz kalıp sözde sözle seslenenler&lt;br /&gt;sinisi kırık sofralar içinse&lt;br /&gt;konuş&lt;br /&gt;tırnağından eksik kalmasın&lt;br /&gt;sataşmalar&lt;br /&gt;sin esin esin&lt;br /&gt;ateşinin çenesi kırık&lt;br /&gt;bu bir varkalış meselesidir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;içine sinsin&lt;br /&gt;dumanla kavrulmuş et&lt;br /&gt;gül dereotu lale maydanoz&lt;br /&gt;bir tutam da ekin&lt;br /&gt;ek tarlanı satmadan &lt;br /&gt;dayanabilirsen kiralan geçsin&lt;br /&gt;yeni bir tane daha&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;var ya elin tersine&lt;br /&gt;bu satırlar&lt;br /&gt;dar zamanda kalan&lt;br /&gt;ar zamanda kalan&lt;br /&gt;bir&lt;br /&gt;leş &lt;br /&gt;arenada kokmadan&lt;br /&gt;dirilen sataşmalara&lt;br /&gt;sakin bu savaş&lt;br /&gt;kırılmalara&lt;br /&gt;sakın sataşma sakin im&lt;br /&gt;sakince inebilir(im)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;anlamını yitirince yönünü sese çevir&lt;br /&gt;kürkünü doyurmak için&lt;br /&gt;yutkunman da yeterlidir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;ey söz daha ne kadar gideceksin&lt;br /&gt;dahası ne zaman çekeceksin tetiği&lt;br /&gt;şakağın kubbesinden eyfel' e&lt;/blockquote&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6862466-112155395539267332?l=uyumsuznotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/112155395539267332'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/112155395539267332'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://uyumsuznotlar.blogspot.com/2005/07/satamalar.html' title='Sataşmalar'/><author><name>Ayva§A</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05660263762853173661</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_H3qKw7X8q8c/SRtUJoiLR-I/AAAAAAAAAAM/NJimUvw8G0o/S220/_DSC1669_9.JPG'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6862466.post-112141974981523417</id><published>2005-07-15T12:29:00.000+03:00</published><updated>2005-07-15T12:29:09.860+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href='http://photos1.blogger.com/img/242/2645/320/00017522.jpg'&gt;&lt;img border='0' style='border:1px solid #000000; margin:2px' src='http://photos1.blogger.com/img/242/2645/320/00017522.jpg'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Varkalmak varolmaktan tutucudur.&amp;nbsp;&lt;a href='http://picasa.google.com/' target='ext'&gt;&lt;img src='http://photos1.blogger.com/pbp.gif' alt='Posted by Picasa' border='0' style='border:0px;padding:0px;background:transparent;' align='absmiddle'&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6862466-112141974981523417?l=uyumsuznotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/112141974981523417'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/112141974981523417'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://uyumsuznotlar.blogspot.com/2005/07/varkalmak-varolmaktan-tutucudur.html' title=''/><author><name>Ayva§A</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05660263762853173661</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_H3qKw7X8q8c/SRtUJoiLR-I/AAAAAAAAAAM/NJimUvw8G0o/S220/_DSC1669_9.JPG'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6862466.post-112138144036185167</id><published>2005-07-15T09:45:00.000+03:00</published><updated>2005-07-15T09:38:56.236+03:00</updated><title type='text'>On Mayıs Bin Dokuzyüz Doksan Sekiz</title><content type='html'>Günce: 10 Mayıs 1998 / Pazar&lt;br /&gt;-gündüz- düşerken günün yıldızı- yaban ve yakın şehir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Alfabetik Aforizmalar-&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazamıyorum... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Detaylı ve dürüstçe değerlendirmeler yapmam gerek. zaman ilerliyor ve ben bu yeşil coşkuyu kaçırmak istemiyorum... hızla yaz geliyor... hızla yazlar geçiyor... öğrendiğim yaban yitişler var. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O kadar uzak ve geniş bir zamanda mı kaldın?... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karşılığı bulunan her şey gerçek sevgi dışı. Karşılık olgusu minnet belki... ama sevgi değil. Çünkü sevgi veriliyorsa karşılığına bakılmıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Detaylı ve dürüstçe düşünmeliyim. Karşılığını beklemeden yazmalıyım. A’ dan Z’ ye yazmalıyım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;A= Aşk&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşk, derin ve mahrem anlamı daha ayırdına varıldığı ilk anda çekilmeye başlayan bir cezaydı. Bilerek razı oldu. Şimdi katlanma zamanı. Ama başka hiçbir acı bu kadar onurlu bu kadar güzel olamazdı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tarih boyu yapıla gelmiş tüm fedakar mücadelelerin, bir şeyler adına verilen tüm hayatların hepsinin çok iyi bildiği bu tutkuyla mutlu. Ve kadın erkek herkesin hayatında her an çekebileceği bu acıyı bir çok insanın, yaşadıklarını sanırlarken gerçekte yaşamadıklarını anladı. Yanıltılanlardan biri olarak, anladı çünkü kaybı kazancından çok daha zevkli olan bu duygu yalnızca daha önce onu yaşamış birileri tarafından anlatılabilirdi. Bildiği tüm aşk hikayelerini yeniden andı. Ve bunun anlamı, bir daha onun yerine konulamayacağını ve asla onun yerini tutamayacağını gözlerindeki bu kaybı hissettiği anda anladı. Anladı ki bu cezanın bedeni olamazdı. O kendine konaklamak için seçtiği bedenlerde hınzırca dolaşan bir ibadetti. Derviş olmayı seçti. Bildiği tüm adların yanına dayanmayı koydu. Bildiği tün yollara aşkı. Aşkın bir yüzü olamazdı. Tüm sokakları onun gözlerinde arşınlamaktan başka. Onunla şu şiiri yazdı.. ki bu şiir bir gün gelip yitik bir sözlükte bir harfin ardında yer alacağını bilerek- bilmeyerek yazılmıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yürüyoruz günlerce&lt;br /&gt;fülüt sesinde pan’ ın &lt;br /&gt;yanyana iki yırtıcı kuş &lt;br /&gt;birden kamçılanıyor &lt;br /&gt;başımızın üzerindeki hava&lt;br /&gt;binlerce sus işareti&lt;br /&gt;barikat barikat&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;binlerce aslında&lt;br /&gt;yürüyoruz&lt;br /&gt;barikat barikat&lt;br /&gt;yanyana biz iki kuş &lt;br /&gt;fülüt sesinde pan’ ın &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;parçalanıyoruz günlerce &lt;br /&gt;biz iki kuş &lt;br /&gt;kendi pençelerimizde&lt;br /&gt;tükeniyoruz aslında&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;aslında biz &lt;br /&gt;ne sen ne ben &lt;br /&gt;ne de inkâr edebileceklerimiz &lt;br /&gt;uzun seneler aynı saatlerde yatıp&lt;br /&gt;uyuduklarımız yabanca&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeryüzü insan bedenine onun ölçülerinde gidilemeyecek kadar geniştir. Tüm haritalarda mesafeler bilinse bile birey için hep yürünememiş yollar kalacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;B= Berkeley&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“...sonlu insan tininin sonsuzluktan pay alan şeyleri ele aldığında içinden çıkamayacağı saçmalıklara ve çelişkilere düşmesine şaşırmamalıdır; çünkü sonsuz olanın sonlu olan tarafından kavranamaması onun doğasından gelir...”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;John Berkeley –İnsan Bilgisinin İlkeleri Üzerine - 1734-&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;C= Candan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Candan Erçetin’ i düşündü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“gamsııızz hayaaat&lt;br /&gt; herkese başka sooraaar&lt;br /&gt; geçmiiş hesaaplarınıııı”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ç= Çığ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir çığın altında kalmanın nasıl bir şey olacağını düşündü. Beyaz karanlık, soğuk, kapana kısılmışlık, yaklaşan uyku, çaresizlik ve klostrofobi. Pek değil... hayır değil... bunlar çığ altında kalmadan da yaşanabilir çünkü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;D= Derin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevdiği bir şiir kitabının adı. Şair Özlem Sezer güzelce her şeyi söylemiş dedi. – Birinci Basım- Eylül 1998 &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;E= En&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Düzlemde ölçülebilir bir nicelik. Okyanusta ölçülemez uzaklık. Boylamda üç boyutlu silindirik yapı ya da çap. Geometrik çağrışımların ölçülebilir küçüklüğünün ardına saklanışların uzak mesafelerinde boğduğu sefil olgu. Bir tesadüfün şaklattığı kırbaç. Kederli karınca, simitçiyi terk eden susam, sineklerin üzerine üşüştüğü kahverengi kütle, hermetik şiir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;F= Fanisin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fanisin dedi kendine. İçi rahatladı. Bir içimlik kütleyi düşündü. Rahimde henüz bir noktacık halinde olan kütleyi. Her sabah yediği yumurtalarda tavuğun mideye gönderdiği horozca aşk tohumlarını. Ya şimdi ondan ne farkı vardı? O kendini biliyor ama dev bilir mi? Belki bir dev içti içecek gövdeyi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;G= G (G Harfi)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Latince’ den Avrupa alfabesine giren 7’inci harf. Avrupa alfabesinden Latin Türk alfabesine girdiğinde 8’ inci olan harf. Doğuya gittikçe saatler eksilir, nasıl oluyor da rakamlar büyüyor denilebilir? Gün doğumu günün en fazla kısmıdır çünkü, bir başka deyişle doğudan batıya geliş bir geriye sayıştır. Batıdan doğuya gidiş de ileriye. Gelmek batıdan çoğalmak, gitmek batıya eksilmek gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;H= Harmonia&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İster Aphrodite ile Ares’ in kızı olsun ister Zeus ile Elektra’ nın, o en çok Kadmos’ un karısı olduğunda kıskandı onu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;I= Işık&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilinen en hızlı şey diye düşündü. Onca bilinen ama bilinmezden gelinen en hızlı şey Söz’ dü. Neden mi? Çarptığında ışık düşüremez ama söz düşürürdü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İ= İp&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu bir psikolojik test olsaydı, darağacı derdi. Uzman hemen bir macun karmaya başlardı, beynindeki çatlağı sıvamak için. Tam sıvayacakken elleriyle bileklerinden yakalar onu uzaklaştırmaya çalışırdı.  Bir süre sonra seyredenler elini çekip kurtarmaya çabalayan uzmanın yanısıra onun eline asılıp kendime doğru çekmeye çabaladığını görürlerdi. Macunu ısırmaya çalıştığının resmi olurdu bu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;J=Jurnal&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendini ihbar ediyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DENİZ HUMMASI &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gene denizlere dönmeliyim, ıssız denize, semaya &lt;br /&gt;Bütün istediğim bir gemi ve yolunu gösteren yıldız &lt;br /&gt;Çark vursun, rüzgar söylesin, beyaz yelkenler çarpsın havaya &lt;br /&gt;Ve denizde sisli bir fecir, bir fecir istediğim yalnız &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gene denizlere dönmeliyim, dalgaların çağrışına &lt;br /&gt;Öyle hoyrat, öyle saf bir çağrış ki karşı durulmaz buna &lt;br /&gt;Bütün istediğim rüzgarlı bir gün, bulutların yarışı &lt;br /&gt;Savrulan köpükler, serpintiler, martıların haykırışı &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gene denizlere dönmeliyim, serserilik hayatına &lt;br /&gt;Martılarla, balinalarla o keskin rüzgarlı yollarda &lt;br /&gt;Bütün istediğim yolculuğun sonunda bıkıncaya dek &lt;br /&gt;Uyumak, rüya görmek ve bir gemici masalı dinlemek &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;JOHN MASEFIELD &lt;br /&gt;Çeviri: Melih Cevdet Anday &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;K= Kısas&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her sözün bozulduğu bir son vardır. Her söz bozulur. Ama en çok bozgun yitirir insanı. Kısasa kısas bir sevgi verilmiş ona. Görmeden anladı dese anlatamaz derdini. Gösterdiler anladı dese anlaşılacaktır. İstenmese bile artık anlama çarpmıştır söz. Ve gerçek işte o dur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;L=Lalezâr&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Osmanlı ipek halılarında Hereke dokuması bir modelin ismi. Adı skandala karışmamış, raiting kaygısı taşımayan bir model. Onun bunun altına elbet serildi ama asla asaletini kaybetmedi. Çekip aldı onu yerden, atladı üzerine uçup gitti. Bütün efsaneler bundan bahsetti. Ama artık onsuz uçuyoru. O üne kapıldı, şu bu yele. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;M= mektup&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günler boyunca bunu düşündü. Yazmasaydı asla karşılığını bulamayacağı mektuplar gelirdi aklıma. Yazmak gittikçe daha da zorlaştı. Yazabilmenin kolayına kaçmak için taraf olma fikrini aklımdan çıkardı. Tarafsız kaldığında bir şeyler yazabildiğini fark etti. Sevgi tarafsızlığında tarafını buldu, sevgi tarafsızlıkla tarafında karşılığını. Günler sıradan yerlerine kavuştu. Nesnelerin küçük göz kırpışlarını hep yanında taşıdığı not defterine özenle kaydederken hiçbir yüzü anımsamadı. Alabildiğince renkli alabildiğince hızlı geçen bu silik günlerden tuhaf bir haz aldı. Bu haz şimdi geceye biriktirdiği bir dinginlik damlacığı. Kütlesi olsa da olmasa da inanıyor ki, biraz daha zamanla o dönülmez yolun hiç değilse başlarını kat edebileceği bir Pegasus’ u getirecek ona. Bu şimdiden bir umut veriyor. Ne çok umut ne çok gölge var gecelerde. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;N= Narin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Narinna Rinna Ninanay Nay   &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başka bir gün geliniz &lt;br /&gt;Başkaları filizlendiğinde içinizde &lt;br /&gt;Size ada çayı demlerim &lt;br /&gt;Sakız ağaçlarının gölgesinde &lt;br /&gt;Ben fesleğen kokulu saba söylerim, &lt;br /&gt;Siz nar renkli hüzzama eşlik edersiniz... &lt;br /&gt;Narinna rinna ninanay nay &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güneş altın tepsiyle dönüyorsa &lt;br /&gt;Yazdır; haziran ya da temmuz &lt;br /&gt;Dilim esriktir, sözcem mahmur, &lt;br /&gt;Doğurur adalarını yeniden Ege &lt;br /&gt;Adalarda bekleyiniz &lt;br /&gt;Yalıyarlarda martı bayramları başlar &lt;br /&gt;Öptükçe kumsalı tuz, hayatı selamlarız... &lt;br /&gt;Hayat sevgiyle akran... &lt;br /&gt;Narinna rinna ninanay nay &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çekirdeksiz üzüm gözlerinizde &lt;br /&gt;Yanık dağlar mavisiyim &lt;br /&gt;Suskunsam, su olup çağıldayınız &lt;br /&gt;Görmemişsem, kuruntularınızdan arınıp &lt;br /&gt;Yetmiş iki renginizle geliniz &lt;br /&gt;Ölürsem, &lt;br /&gt;Aşksız kentlere yolum düşer korkumdandır &lt;br /&gt;Hakkımdır, şahdamarımda uyumak ey! &lt;br /&gt;Narinna rinna ninanay nay &lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;Hamdi Topçu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O= Onlar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Döktüğümüz gözyaşları yüzümüzü kızartmasın. Çünkü onlar katılaşan kalplerimizi örten, gözleri bulandıran tozların üzerine dökülen bir yağmur gibidir.” &lt;br /&gt;(Charles Dickens)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ö=Öfke&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öfkeyi düşündü. O her zaman anlamın acısını en kolay yoldan uyuşturan basit ve çok bulunur bir afyon. Kendi adına öyle çok kullandı ki. Bu uyuşmayı iyi biliyor. Ama uzun zamandır onun sarhoşluğundan her çıkışında yaşananları bir bir anımsadığını da görüyor. Öyleyse yararı yok. Öfkeyi düşünmeye bile değmez. Çünkü düşünülmekten sakınacağı hiçbir şeyi yok öfke karşısında.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;P=Paylaşım&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Paylaşımı düşündü. Bin bir kılık bin bir öfke, bin bir söz, bin bir anlaşmazlık ve bin bir çelişkiye bürünmüş tezinin haklılığını bir kez daha gördü. Paylaşım apaçık birden çok bireyin varlığıyla meydana gelir. Ve ortaya konduğunda ya da sorulup istendiğinde bir önceki anlamda kaldığı, artık önemli olmadığı, artık geçtiği söylenemez. Söyleniyorsa bu paylaşım olamaz. Hatta, ölçülerin direniş esnasında muallak yanıtlarla belirsiz çaplara ikame edilişi değil bir paylaşım, olsa olsa diğer bireyi aptal yerine koymak olur. Paylaşım diğeri tarafından yeterince ele geçtiğinde ve ancak onun kabulüyle gerçekleşmiş sayılır. Bir kez kendini ele veren ise her ne kadar sonradan pişman olup, konuyu sezip dönüş manevralarıyla bunu savuşturmaya çalışsa da, tılsım artık çoktan bozulduğundan oluş duracak sistem işleyecektir. Yaradılışa kan fısıldayan o kahpe sistem. Ah o bir seferden fazla olmayan var oluşlar. Belki de yaşam en çok bu. Öyle ya, tüm kanıtsız kalan sonsuzluk tezlerine rağmen hayat da en azından "biz" olarak yalnız bir kez yer alabileceğimiz bir sihir değil mi? Bir kelebeğin kanadındaki ipeksi tozların bir dokunuşta yitmesi gibi değil mi? Bazı sözlerin bir kereliğine bile olsa bozulması her ne kadar dürüstçe olduğu iddia edilen itiraflarla bildirilmiş bile olsa sonra yine bozulmayacaklarının garantisi olur mu? Belki en çok ilk söze geliniyor “Aşk, derin ve mahrem anlamı daha ayırdına varıldığı ilk anda çekilmeye başlayan bir cezaydı”.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;R=Riyakar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kerem Aslı’ ya yalan söyleyebilir. Çünkü onların arasında her şey mübah sayılmıştı. Aslı’ ya sormak gerekirdi; hangi riyakar duygu seni Kerem’ den edebilir. Hiçbiri diyecekti aslı. Hiçbiri. Kerem ile Aslı olmak böyle bir şeydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;S= Sen&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O kadar uzak ve geniş bir zamanda mı kaldın?..&lt;br /&gt;Aşk yalnız şimdi en narin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ş= Şimdi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi şeytan yazıyı biriktir diyor ona. Şeytan bazen haklı söylüyor. Her şeyi daha iyi anladığımda kendine kalışı eş seçecek. Ve sonsuza kadar sessiz kalacak. O an çok yakın. Desteğini esirgemeyenlere sevgi ve saygıları var. Günlerin sönmüş yıldızlara döndüğü zaten pek çok coğrafya olmuştur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Puşkin şöyle demiş;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Hışırda, çırpın, uysal yelkenim&lt;br /&gt; Dalgalan, karanlık okyanus, dalgalan”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;T= Töre (ya da adı “t” ile başlayanlar)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Töreyi düşündü. Onu kendi için örnekleme yapmamıştı hiç. Onun gözünde töre olsa olsa Vanlılarda, Karslılarda, Ardahanlılarda, Lazlarda, Kürtlerde, Çerkezlerde, Türklerde(her ne kadar kimliği iyice tartışılır olmuşsa da) yani bir coğrafyada bolca olabilirdi ancak onun sözüne düşerse işte onlar gibi sadece onları betimlemek hatırlatmak içindi. Asla o değil. Bu nedenle asıp kesenleri düşündü. Asılıp kesilenleri düşündü. Ama asla asıp kesmeyi düşünmedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;U= Uzlaşma&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir gün haberler tükendiğinde, gittikçe küçülen bir uçurtmanın ipi kopar. Rüzgarın ona ne yapacağına değil, ipin elde bıraktığı boşluğa dikilir gözler. Sonunda makara sarılır çayır terk edilir. Onurlu çocuklar oyunun bittiğini anlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ü=Ütopya&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yitirilen her şeyin ardında kalan hayal kurma gücü. Uzak en uzak yerlerin adresi. Gül sesi, diken rengi, çan bedeni, çan...çan.. çan...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;V=Veda&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Duyguyu atarsan içinden varlığı bile kuşkuya bürürsün. Bir öncesine inat için varolmuş herhangi bir şey günün birinde yok sayılmaya mecburdur. Yokluk duygudan arınmışlık gerektirir. O halde veda neden olsun? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Y=Yalnız&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yalnız düşündü. Düşünüyorum öyleyse varsın, varsın öyleyse düşünüyorum diyordu göklerdeki bütün taşları yuvarlayan ses.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Z=Zurba (keklik sürüsü)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sürü sürü kekliği düşündü. Etini lezzetini, vurmayı avlamayı değil. Açlığın öylesine çoğalmasından artık duyulamaz oluşundaki uyuşmayı. Gidişlerini mi dönüşlerini mi tam bilemedi. Ama o güzelim kuşların öldürülmek korkusuyla uçup kaçmamalarını isterdi. Şimdi şuraya şimdi buraya şimdi oraya konuşlarını, yarence bir dille göz göze alıp onu uçurmaya ikna edişlerini ve avlanmak tehlikesine rağmen zurbalarına katılmayı isterdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SEVİYORDUM SİZİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seviyordum sizi: ve bu aşk belki&lt;br /&gt;İçimde sönmedi bütünüyle;&lt;br /&gt;Fakat üzmesin sizi artık bu sevgi;&lt;br /&gt;İstemem üzülmenizi hiçbir şeyle.&lt;br /&gt;Sessizce, umutsuzca seviyordum sizi,&lt;br /&gt;Kâh ürkeklikle, kâh kıskançlıkla üzgün;&lt;br /&gt;Bu öyle içten, öyle candan bir sevgi ki,&lt;br /&gt;Dilerim bir başkası da böyle sever sizi.&lt;br /&gt;     1826&lt;br /&gt;Puşkin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazarın Notu:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her son başka bir şeyin başındaysa !? Bir gün siz de düşüneceksiniz... karşı dağlarda gittikçe solan sonsuz ışıkları. Yalan değil ışık sonsuz ama ben kör oluyorum... dilerim siz gerçeği sonsuza değin görebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Merhaba...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6862466-112138144036185167?l=uyumsuznotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/112138144036185167'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/112138144036185167'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://uyumsuznotlar.blogspot.com/2005/07/on-mays-bin-dokuzyz-doksan-sekiz.html' title='On Mayıs Bin Dokuzyüz Doksan Sekiz'/><author><name>Ayva§A</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05660263762853173661</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_H3qKw7X8q8c/SRtUJoiLR-I/AAAAAAAAAAM/NJimUvw8G0o/S220/_DSC1669_9.JPG'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6862466.post-112077882476194270</id><published>2005-07-08T02:18:00.000+03:00</published><updated>2005-07-11T00:58:50.100+03:00</updated><title type='text'>Çiy Düzü</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.oursworld.net/roman-kadin-yiyen/illus/theatre01.gif"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px;" src="http://www.oursworld.net/roman-kadin-yiyen/illus/theatre01.gif" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yaratan aşkın adıyla&lt;br /&gt;bıçaklar bileniyor&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kimin çığlığıydı önce&lt;br /&gt;kim neydi&lt;br /&gt;parmak izinde infazı çoktan alınmış bir yolun iziydi payidar&lt;br /&gt;bağdaş kurduğu toprakta kendi çatırtısını duyduğu ana kadar&lt;br /&gt;ilerlemek istedi bulut&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ilerledikçe dökülürken tane&lt;br /&gt;yaş bırakmak için irkildi çimen&lt;br /&gt;gökyüzü akıyordu akıyordu gece&lt;br /&gt;ve ateşin göbeğinde iki göz iki buzul &lt;br /&gt;sökülürken bağrından yaban&lt;br /&gt;akıyordu buzul&lt;br /&gt;ve acemi karnından çıkarılırken iki köz&lt;br /&gt;pişmemişti patates&lt;br /&gt;akıyordu  gece yine&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;çimenlerin hışırtısıyla ezilen ateşler çiy bilendi öfkesinden&lt;br /&gt;nefesinden bilendi&lt;br /&gt;çılgın bağrından duyan olsun diye değil&lt;br /&gt;çığlığın bağrından yaşaması için çiğler&lt;br /&gt;büründü nem erildi ateş&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ki zümre nefesler adına bir kendindelikten&lt;br /&gt;sönene kadar köz&lt;br /&gt;kimin çığlığıydı önce&lt;br /&gt;tekinsiz çığ delenler fısıldasın&lt;br /&gt;neydi öz&lt;br /&gt;özbeöz idi ancak, kibirsiz bir ateşte söndürülsün&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;söndü ateş&lt;br /&gt;buzdan kayığına binip gitmek kaldı çimdirilmiş geceye&lt;br /&gt;şüphesiz ki aşk tekildi ve sadece kendisine&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bizi kıyılardan bırakanlar adına dedi töz&lt;br /&gt;söndüğünde köz bir patlıcan kadar eksiktik&lt;br /&gt;ve albenili yarasalar için radar nemi&lt;br /&gt;karanlıkta el yordamından başka neydik&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;konuşabilmek için önce susmak gerekebilirdi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;es&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;çığlığını fakültenin duvarından söktük&lt;br /&gt;ve öğüttük çinicilerle&lt;br /&gt;kimse duvar olduğunu bilmesin diye&lt;br /&gt;parça parça irkildik gecelerine&lt;br /&gt;patika da öğrendiği tarihin içinden geçmek&lt;br /&gt;zifire dayadı ellerini&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;patikada &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;es&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;toplayanlar kadar sevindik reçellere&lt;br /&gt;böğürtlendik rüzgarlara&lt;br /&gt;geçtik&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;uyaksız ve uyumsuz&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6862466-112077882476194270?l=uyumsuznotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/112077882476194270'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/112077882476194270'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://uyumsuznotlar.blogspot.com/2005/07/iy-dz.html' title='Çiy Düzü'/><author><name>Ayva§A</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05660263762853173661</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_H3qKw7X8q8c/SRtUJoiLR-I/AAAAAAAAAAM/NJimUvw8G0o/S220/_DSC1669_9.JPG'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6862466.post-112069036109308116</id><published>2005-07-07T00:12:00.000+03:00</published><updated>2005-07-07T02:08:35.600+03:00</updated><title type='text'>Huşlar</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.biltek.tubitak.gov.tr/canlilar/img/primat.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px;" src="http://www.biltek.tubitak.gov.tr/canlilar/img/primat.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;"Maddi dünya vardır, oradadır şüphesiz, Dr. Johnson' un ispatladığı gibi. Buna isterseniz &lt;em&gt;düş&lt;/em&gt;, isterseniz &lt;em&gt;yanılsama&lt;/em&gt;, ya da sadece bir &lt;em&gt;görünüş &lt;/em&gt;deyin. Ama gene de bu düş, bu yanılsama, bu görünüş oradadır. Kesinlikle varolmaktadır." (Stace, Hegel üstüne)&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;"Hecelerim aşktan ibarettir benim. Adres arayışım ise yoktur. Aşk yok olsun." (Yersizyurtsuz)&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kafesinde bir kuşun&lt;br /&gt;şarjöründe bir duruşun üzerine&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ezilmesin ince ve tiz ses&lt;br /&gt;güzün kırbaç yemiş küheylanı&lt;br /&gt;gezin yakılmış nişangahı&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;"Heceleri aşktan ibaretti. Adres arayışı ise yoktu. Aşk yok." (Kuşkusuz)&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kafesinde bir kuşun&lt;br /&gt;şarjöründe bir duruşun üzerine&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kırılmasın pencerelerin yüzü&lt;br /&gt;sözün sığırtmacı özün ağrıyanı&lt;br /&gt;çeşninin üryan soluyanı&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;"Heceleri aşk. Adres arayışı. Yok." (Huş)&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kurşunsuz tohumlar isabet ettiğinde huş ağaçlarına &lt;br /&gt;yaşarlar&lt;br /&gt;bütün kuşlar ölse de&lt;br /&gt;bu düş, bu yanılsama, bu görünüş oradandır&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kafesinde bir kuşun&lt;br /&gt;şarjöründe bir duruşun üzerine&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6862466-112069036109308116?l=uyumsuznotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/112069036109308116'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/112069036109308116'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://uyumsuznotlar.blogspot.com/2005/07/hular.html' title='Huşlar'/><author><name>Ayva§A</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05660263762853173661</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_H3qKw7X8q8c/SRtUJoiLR-I/AAAAAAAAAAM/NJimUvw8G0o/S220/_DSC1669_9.JPG'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6862466.post-112034436382746772</id><published>2005-07-03T13:07:00.000+03:00</published><updated>2005-07-03T01:50:55.453+03:00</updated><title type='text'>Oradan</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://sprott.physics.wisc.edu/fractals/collect/1994/FIRE.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px;" src="http://sprott.physics.wisc.edu/fractals/collect/1994/FIRE.JPG" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;güveniyoruz&lt;br /&gt;bir bakkalın sunduğu ikram kola&lt;br /&gt;ya&lt;br /&gt;bir sakalın umduğu sivas' a&lt;br /&gt;yaa işte&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;anımsasak ne olur&lt;br /&gt;gidişatı şimdiden belli bir aymazlık&lt;br /&gt;eylem kibrinin fünyesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bin kere yakıldık&lt;br /&gt;çekildik bin kere&lt;br /&gt;bin kere sulandık&lt;br /&gt;ekin farkı ile devam ediyoruz&lt;br /&gt;o da yağmurdan&lt;br /&gt;ilerledik&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;olgu işledi&lt;br /&gt;biz rolümüzü oynamadık&lt;br /&gt;yani daha varız&lt;br /&gt;güveniyoruz oyuna&lt;br /&gt;direniyoruz işte&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir bakkalın sunduğu ikram kola&lt;br /&gt;ya&lt;br /&gt;bir sakalın umduğu sivas' a&lt;br /&gt;yaa işte&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;aya sürülüyorsa ayak&lt;br /&gt;sivas' a da sürüldü&lt;br /&gt;ajite sufle ile&lt;br /&gt;üfürüldü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;olgu işledi&lt;br /&gt;oldu işte&lt;br /&gt;biz rolümüzü oynamadık&lt;br /&gt;yani daha&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;varız&lt;br /&gt;oradan üreyerek&lt;br /&gt;sunmaya&lt;br /&gt;üfürerek oraya&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;...&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Söyle&lt;br /&gt;Görünmeyen renklerin sır küpü dostum&lt;br /&gt;Söyle&lt;br /&gt;Mor üstüne hangi rengin&lt;br /&gt;Kaçıncı tonudur bu gizemli sevişme"&lt;br /&gt;(Adnan Yücel)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6862466-112034436382746772?l=uyumsuznotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/112034436382746772'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/112034436382746772'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://uyumsuznotlar.blogspot.com/2005/07/oradan.html' title='Oradan'/><author><name>Ayva§A</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05660263762853173661</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_H3qKw7X8q8c/SRtUJoiLR-I/AAAAAAAAAAM/NJimUvw8G0o/S220/_DSC1669_9.JPG'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6862466.post-112017141414736555</id><published>2005-07-03T12:22:00.000+03:00</published><updated>2005-07-03T23:53:18.940+03:00</updated><title type='text'>Akşam</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.rehberiniz.net/rehberiniz/Images/urlasunset.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px;" src="http://www.rehberiniz.net/rehberiniz/Images/urlasunset.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;akşam safını tutmuyor&lt;br /&gt;intiharlar kanatsız baskın gecelerde&lt;br /&gt;sağlam bir kalp için öldürürken her şey&lt;br /&gt;bacıdan kalıntı bu rüzgâr&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dokuz kendini bilmiyor&lt;br /&gt;vurduğunda kimse de bilmedi&lt;br /&gt;kalibre standardı tutmuyor&lt;br /&gt;du...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;doğacak bütün günlerin feri&lt;br /&gt;bu yüzden&lt;br /&gt;şurada akşam burada yılgın gergef&lt;br /&gt;hiç acıtmıyor&lt;br /&gt;ilk vurgun can dost&lt;br /&gt;son kurşun hepimizindi&lt;br /&gt;türkünün nabzı tutmuyor&lt;br /&gt;du...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;akşam da olmuyor artık&lt;br /&gt;didou nana(Kâzım Koyuncu)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6862466-112017141414736555?l=uyumsuznotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/112017141414736555'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/112017141414736555'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://uyumsuznotlar.blogspot.com/2005/07/akam.html' title='Akşam'/><author><name>Ayva§A</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05660263762853173661</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_H3qKw7X8q8c/SRtUJoiLR-I/AAAAAAAAAAM/NJimUvw8G0o/S220/_DSC1669_9.JPG'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6862466.post-112034557590050707</id><published>2005-07-03T02:03:00.000+03:00</published><updated>2005-07-03T02:06:15.906+03:00</updated><title type='text'>Kim bilir...</title><content type='html'>Bazen susmak bir cehennemdir, elindedir bağır bağır konuşmak &lt;br /&gt;ama susar ve cayır cayır yanar insan. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Torbasındaki azık yanar, cebindeki elleri yanar, her adımda topukları...yanar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şu iki yanı ezik zamana sıkışmışlığındadır yanında taşıdıkları, sis basar, yalnızlığıdır puslu kalabalık saniyeler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bahçeler durur, bağlar durur ve yalnız bir mum yanar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belki bir yel eser söndürür mumu, belki bir mevsim geçer de gelir kırlangıçlar, belki de beklenmedik bir ortamın barınağıdır o duraklar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yolu düşmüştür iklime rotasını kaybedip. Belki de yol düşmüştür duraktan yana. Kim bilir?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6862466-112034557590050707?l=uyumsuznotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/112034557590050707'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/112034557590050707'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://uyumsuznotlar.blogspot.com/2005/07/kim-bilir.html' title='Kim bilir...'/><author><name>Ayva§A</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05660263762853173661</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_H3qKw7X8q8c/SRtUJoiLR-I/AAAAAAAAAAM/NJimUvw8G0o/S220/_DSC1669_9.JPG'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6862466.post-112007884876420337</id><published>2005-06-29T23:31:00.000+03:00</published><updated>2005-06-30T00:00:48.770+03:00</updated><title type='text'>Saptama</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.gokbora.com/images/ik_img_2.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px;" src="http://www.gokbora.com/images/ik_img_2.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Farklı düşünce sistemlerinden seçilen öğretilerin ayrı bir sistem içinde birleştirilmesi. Eklektizm (seçmecilik), öğretilerin alındığı sistemlerin bütününü benimsemediği gibi, aralarındaki çözümleme amacını da gütmez. Dolayısıyla, düşünce sistemlerini birleştirme ya da uzlaştırma yöntemi olan sinkretizmden  farklıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fransız düşünürü Victor Cousin, eklektizm yönteminden bir felsefe okulu kurmuştur. Cousin’in eklektizm öğretisi Platon’u, Kant’ı ve İskoçyalıları kaynaştırır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Soyut düşünce düzeyinde her sistemin öğretileriyle ayrılmaz bir bütün oluşturduğu kabul edilirse, eklektizm, farklı sistemlerden keyfi olarak seçilen öğretilerin bir araya getirilmesinden doğacak tutarsızlıklar yüzünden eleştirilebilir. Ama uygulamada eklektik bakış açısı birçok bakımdan yararlı olabilir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6862466-112007884876420337?l=uyumsuznotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/112007884876420337'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/112007884876420337'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://uyumsuznotlar.blogspot.com/2005/06/saptama.html' title='Saptama'/><author><name>Ayva§A</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05660263762853173661</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_H3qKw7X8q8c/SRtUJoiLR-I/AAAAAAAAAAM/NJimUvw8G0o/S220/_DSC1669_9.JPG'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6862466.post-111999543273947701</id><published>2005-06-29T00:33:00.000+03:00</published><updated>2005-06-29T01:01:34.946+03:00</updated><title type='text'>İnanmayacaksınız</title><content type='html'>inanmayacaksınız bütün bunlara&lt;br /&gt;çoğulca mahalleli&lt;br /&gt;azınlıklarca keşfedilmesi imkânsız&lt;br /&gt;temelinden su geçmiş leblebi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;biraz nohutumsu ama&lt;br /&gt;bu satırlar gibi bencil&lt;br /&gt;şişmiş&lt;br /&gt;biraz anlar balıkçılıktan&lt;br /&gt;ama iğnesini çektiğinde balık&lt;br /&gt;eğilmiş&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ağzında tüm kırlangıçların şarkısı&lt;br /&gt;erk sahibi&lt;br /&gt;ilk sahibi&lt;br /&gt;hani bunun&lt;br /&gt;son sahabi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ebu bilmem ne&lt;br /&gt;a bu bizim leblebi&lt;br /&gt;şişmiş&lt;br /&gt;biraz nohutumsu ama&lt;br /&gt;anlar balıkçılıktan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;boş zamanlarında şikayetçidir&lt;br /&gt;eski sevgililerinden&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimsenin anlaması için değidir satırlar. O zaman neden yazıldılar? Çünkü beş gecedir dolunay var. İşte ondan hep derim: Yazılmaz şiir böyle. Hokka geceyse, divit olmak bizim harcımız değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi bütün kalemler ele... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ha... Sahi satır arasında ben doğmuşum. İşte ele (öyle).&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6862466-111999543273947701?l=uyumsuznotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/111999543273947701'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/111999543273947701'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://uyumsuznotlar.blogspot.com/2005/06/inanmayacaksnz.html' title='İnanmayacaksınız'/><author><name>Ayva§A</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05660263762853173661</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_H3qKw7X8q8c/SRtUJoiLR-I/AAAAAAAAAAM/NJimUvw8G0o/S220/_DSC1669_9.JPG'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6862466.post-111956864979939662</id><published>2005-06-24T00:54:00.000+03:00</published><updated>2005-06-25T02:06:45.076+03:00</updated><title type='text'>Belirli Sözcükler</title><content type='html'>Belirli sözcükleri yasaklıyorum kendime. Turkuvazın bu iğrenç güzelliğinin nasıl girdiğini anlamaya çalışıyorum gözlerime. Zihnim bulanık belki, ama açık da olabilir. Arada alıp verdiğim nefeslerle doğrulup eğriliyorum. Diğerlerine bulaşmak istemeyişim kibir karantinası değil, korkularına olan saygım. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Satırlarımdaki dar alanları genişletebilmek için gasp edebileceğim devlet arazileri arıyorum. Vızıldayan kurtçuklar imparatorluğunda herşeyin adı çoktan konmuş. Haziran.&lt;br /&gt;Tabanımla dokunmak üzerlerine bir olgudan ibaret; bastırıverince yanlara patlayan yeşil öz sular... basit yani. Bulaşmıyorum onlara. (Bunu ben sananlar yanılacak) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rafine edilmiş bir ufkum var. Zehirli atıkların kadırgalarıyla açılıyorum karanlık okyanuslara. Üzerlerine düştüğümde dizlerimi kanatan çakıl taşları, şimdi sıla. Hasret beni yaşatacak olan, neye değil neden bilinmeyen. Anlatmıyorum. Tek başına okunaksız bir sanskritçe bu, kime ne. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendimden emin olarak aldatılıyorum. Aldatanların asıl kendilerine uyguladıkları bu işkence, balıketi genç bir kızın kalçalarına yapışmış inatçı yağlardan ibaret. Arada bir sessizlik ve salata turşusu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Turkuvaz iğrenç yalınlığını sürdürüyor. Bir iç deniz, akıntısına kendini küçük dalgalarla kusuyor.Güzelliklerinden mağlulen emekli olmuş fahişelerin yosunlu koyu olsa gerek burası. Denize doğru uzanan ince bir derenin kısık gözlerinden usulca akıyor rimelleri. Şehvetlerinin fiyatını soruyorum. Kendilerine acıdıkları oranda yükseltiyorlar fiyatlarını. Benim içinse çok pahalılar çoktan beri. Ben erklerimi reddediyorum. Henüz beğenilerinin bile simli sıfatlarla beslenen bir salya olduğunu bilmiyorlar. Ya da hinliğine bu kavga.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;kendilerinden olsaydım&lt;br /&gt;vizeli bir protoplazmaydım&lt;br /&gt;fakat terk edildim&lt;br /&gt;özgürce&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Işık yediğimi anımsıyorum. Oburluğuma öfkeleniyorum sonra. Proust gibi çölün bütün kumlarını elemeye girişenlere katılıyorum. Dört yapraklı bir yonca bulmaya adanıyor ter. Kasların yılmaz orduları emiyor kanı. Emiliyorum. Öpülmektense...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;yığıldım yok oldum&lt;br /&gt;ama yılmadım&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Göğüs uçlarından dünyanın, son yaşamışlığımı sorgulamak için emdiğim lavların hıncını, büzülmüş bir Pompeiliden alıyorum. Hırslıyım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;kırlangıçlara dair&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Terli koltuk altlarında parıldayan, sözde güzelliğine lanetler yağdırıyorum kadının. Müttefiklerim şekerli tadlarıyla loş oyuklarda gölgeliyorlar bu sahte lezizliği. Güzelliklerini boğazlayan kızlara ağlıyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;gelinciklere bin kere&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Balmumundan bir gerdanın Vudu büyücüsüyüm. Teker teker ayıklıyorum iğnelerini. Önce kendimi yakmalıyım. Erimek varsa böyle, ateşi kutsuyorum öncelikle.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;sınıf tutkunu yazım&lt;br /&gt;döndü inine&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lanetin karanlık mavisi ihanetle bezendiğinde, frengili pamuk tarlaları bir Matisse kadınını ağdalarından arındırmalıydı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;içlerini döktükleri yere&lt;br /&gt;ve var oldukları sadece&lt;br /&gt;kitle aidiyetliklerini&lt;br /&gt;salabilirlerdi daima&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelin görün ki, Louvre' dan ödünç aldığım timsah gözlerini bir Iraklı yankesiciye kaptırmışım. Korkarım bütün patlamaların bedelini artık, batılı müzeler ve mitolojik iştahları üstlenecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diaspora tarihinin acılı kromozomundan tanıdığım bu tatlı koku, yeniden esir alıyor beni.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yengeç dönencesi başlangıcımdı. Su insanı. Bitişini neden anımsayamıyor yangın? Aklımda kalan tek bir renk var. Bileşimini harflere kodluyorum, anlamını usum fısıldıyor gri bir zemine. Sizi affetmiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;sorulacak şey değil&lt;br /&gt;durulacak yer  değil&lt;br /&gt;çok kolaydır reddi&lt;br /&gt;ama çok kolay değil&lt;br /&gt;belirli sözcüklere&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Işıklar açık olsaydı, makamıyla söylerdim renksizliğinizi.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6862466-111956864979939662?l=uyumsuznotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/111956864979939662'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/111956864979939662'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://uyumsuznotlar.blogspot.com/2005/06/belirli-szckler.html' title='Belirli Sözcükler'/><author><name>Ayva§A</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05660263762853173661</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_H3qKw7X8q8c/SRtUJoiLR-I/AAAAAAAAAAM/NJimUvw8G0o/S220/_DSC1669_9.JPG'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6862466.post-111947324143119271</id><published>2005-06-22T23:17:00.000+03:00</published><updated>2005-06-23T01:18:33.356+03:00</updated><title type='text'>Eskiler</title><content type='html'>&lt;blockquote&gt;"Gidiyor suyun götürdüğü yere,&lt;br /&gt;gidiyor parçalanmak için karşı dağlara.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İznik gölünde akşam oldu.&lt;br /&gt;Dağ başlarının kalın sesli sipahileri&lt;br /&gt;güneşin boynunu vurup&lt;br /&gt;                &lt;blockquote&gt;kanını göle akıttılar."&lt;/blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;Nazım Hikmet (Şeyh Bedreddin Destanı)&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;...&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;Eskiler alınıp veriliyor durmadan. Durmadan görmek istediklerini görüyorlar onda. Bu iyi. Ya kendilerini görselerdi ? Asıl kötü olan buydu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;kalıyor çiğ döküntülerine&lt;br /&gt;kalıyor aynı formun teninden sökün edip&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dolunaylı ilk yazların doğumunda&lt;br /&gt;dansından az sonra bir ateş böceğinin&lt;br /&gt;kimsenin bilmediği şu yerlerine düşerek&lt;br /&gt;                &lt;blockquote&gt;ilk damlaları o kanın&lt;/blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6862466-111947324143119271?l=uyumsuznotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/111947324143119271'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/111947324143119271'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://uyumsuznotlar.blogspot.com/2005/06/eskiler.html' title='Eskiler'/><author><name>Ayva§A</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05660263762853173661</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_H3qKw7X8q8c/SRtUJoiLR-I/AAAAAAAAAAM/NJimUvw8G0o/S220/_DSC1669_9.JPG'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6862466.post-111904362726613987</id><published>2005-06-18T00:12:00.000+03:00</published><updated>2005-06-21T00:02:11.693+03:00</updated><title type='text'>Rigveda Yazıtı</title><content type='html'>&lt;blockquote&gt;İçimizdeki sıkıntıların kırdığı kadehi…&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Reddederek başlayabiliriz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diren.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeterince ezilmiş otların bulutlara gönderdiği buhurdan akşamlarda genze düşen yemyeşil gölgeleri bırakarak kendi haline. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzak. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir tay gezer mum ışığında, bir uyurgezer. Ağılın tütsüsünü kim karıştıracak? Kim eteğinde flüt çalacak dağların? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sensin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben, deniz fenerlerinin hayali, istiridye günlerinin erini, bronz kıyıların dehliz bekçisi, kırık iskeleler ve duru göllerin hayaleti. Ben, ellerini buluttan çekmiş düşücü, patlatıcı yağmur balonlarını, bir yaramazlığın eseri: ben. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Varlığım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;reddederek başlayabiliriz&lt;br /&gt;bilinir&lt;br /&gt;sen&lt;br /&gt;en çok bilen yenilir&lt;br /&gt;yen&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ruhun ezgisine yapışmış parmak&lt;br /&gt;nabzın hayatta kalışıyla ilgili&lt;br /&gt;tansiyonu devşiren yılkı&lt;br /&gt;dumanını bitirmiş yangın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;en çok&lt;br /&gt;yenilir mi&lt;br /&gt;içilir mi &lt;br /&gt;bu ben&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diren. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeterince ezilmiş otlar. Kır çiçeklerinin koluna girdiği o uzun maratonlar. Sarı boncuklu tugayların diz dize çatışmaları, dökülen buğdaylar, ezgi taneleri, altın koşuların dizginsiz geçitlerde şahlanışı. Bir köylü, aynı anda burnunu çekişi orağı ile. Dökülüşü tohumların. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zamanı kazanan her şey ve kaybeden nemli kuşluk kokularına, belki diye, belki bir gün. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Düşelim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;İçimizdeki sıkıntıların kırdığı kadehi…&lt;/blockquote&gt;  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;diren&lt;br /&gt;uzak &lt;br /&gt;sensin&lt;br /&gt;varlığım&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir tohum gibi dikilelim yeniden…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6862466-111904362726613987?l=uyumsuznotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/111904362726613987'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/111904362726613987'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://uyumsuznotlar.blogspot.com/2005/06/rigveda-yazt.html' title='Rigveda Yazıtı'/><author><name>Ayva§A</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05660263762853173661</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_H3qKw7X8q8c/SRtUJoiLR-I/AAAAAAAAAAM/NJimUvw8G0o/S220/_DSC1669_9.JPG'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6862466.post-111844599543565301</id><published>2005-06-11T01:01:00.000+03:00</published><updated>2005-06-12T02:15:16.326+03:00</updated><title type='text'>Olan</title><content type='html'>&lt;blockquote&gt;bir isyan ki bekleyecek&lt;br /&gt;bu karanlık&lt;br /&gt;derin bir kavga anlatılmaz&lt;br /&gt;zamansız&lt;br /&gt;tokat gibi ümitsiz özünde&lt;br /&gt;bu şehir ki yüzünü bitirmiş&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;geceler güne dönecek&lt;br /&gt;ses onun olsa da&lt;br /&gt;yalan&lt;br /&gt;bekleyecek&lt;br /&gt;bir isyan ki&lt;br /&gt;bu karanlık&lt;br /&gt;tokat gibi&lt;br /&gt;bu şehir yüzsüz&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aynı şey değil bu, aynı şeyi görme isteği. Bu istek önlenemez. Sınırı farkındalık koyar. Çember döngüsünü tamamlar. Bir açıdan hep böyledir bu. İyi bir şeyin isteği yoktur artık insanlıkta. İyiliği kötülükten beklerler. Gerçek iyiliği bile…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimin galip, kimin meczup olduğu nereden bilinsin… sahne yırtılışların sahnesidir. Acı olan ise hepsi bağırlarından kopan mağlup yağmurlardan kendisiz oluşlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çember döngüsünü tamamlar ancak başladığı noktaya geldiği görülen açının garibidir o yoksul. Simurg gibi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çemberdir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O ise yolun spirali. Kimi zaman, zamansız yolculuklar yapar. Yabancı yataklardan geçer. Kimi zaman apansız kuşkulardan…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Er veya geç alınır muştu. Olan olmayanın cesaretidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;ses bana da çarpıyorsa&lt;br /&gt;irdeleme hakkımla varım&lt;br /&gt;varlığım &lt;br /&gt;kaç çernobil eder&lt;br /&gt;kaç süpergüç tatbikatı&lt;br /&gt;dünyanın varoşlarında&lt;br /&gt;daha kaç istila&lt;br /&gt;görece-iz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ses bana da çarpıyorsa&lt;br /&gt;erteleme hakkımla varım&lt;br /&gt;varlığım&lt;br /&gt;“lexo de” yani konuşacağım&lt;br /&gt;nomos ile bios arasında&lt;br /&gt;sorunlu bir ilişki olsa gerek&lt;br /&gt;ama  önce&lt;br /&gt;seni öldüreceğim kendimde&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;epistemik bir rolün yok senin&lt;br /&gt;karşıtlıklar yasasında&lt;br /&gt;öğreticin benim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;olgu &lt;br /&gt;emek istemez&lt;br /&gt;yorulduysan&lt;br /&gt;olmadan önce sildin sen kendini&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ses bana da çarpıyorsa&lt;br /&gt;perdeleme hakkımla varım&lt;br /&gt;varlığım&lt;br /&gt;logos ile bios arasında&lt;br /&gt;uyumu keşfettin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;susuyorsam &lt;br /&gt;bundan sevgili&lt;br /&gt;kendi  intiharının yönetmeni&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Olan olmayanın cesaretidir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6862466-111844599543565301?l=uyumsuznotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/111844599543565301'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/111844599543565301'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://uyumsuznotlar.blogspot.com/2005/06/olan.html' title='Olan'/><author><name>Ayva§A</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05660263762853173661</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_H3qKw7X8q8c/SRtUJoiLR-I/AAAAAAAAAAM/NJimUvw8G0o/S220/_DSC1669_9.JPG'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6862466.post-111784183395499068</id><published>2005-06-08T01:03:00.000+03:00</published><updated>2005-06-08T01:54:06.470+03:00</updated><title type='text'>HaHaHaSözHA ? (hangi hak hangi söz hangi anı)</title><content type='html'>yürüyüp gittiğinde kalır mı iz&lt;br /&gt;tavuklaraysa birikimi kadar kursak&lt;br /&gt;kursak ah kursak &lt;br /&gt;eski fotoğrafların usundan silinen&lt;br /&gt;ağır aksak bulanık sularda&lt;br /&gt;işte o sularda bir ıslak eli tutsak &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;em&gt;Uzarken gölgeler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kesif sisin içinde kaybolur gibi bedeni uçup gitti bütün satırlar zihninden. Anımsamaya uğraştığı bütün adları yavaşça bıraktı durgun sulara. &lt;/em&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sormuyor hiç &lt;br /&gt;hangi hak&lt;br /&gt;sormuyor, söylüyor çünkü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;em&gt;Söz vermişti sizden söz etmemeye. Hangi söz olsa o, özürlü bir kendindelik kehaneti, dağıtırdı ya gizi. Hangi söz, inandıklarınız ve inanmak için aradıklarınız. Söz vermişti, ama sözlerinizi de vermişti çoktan. Hangi anı dayanmak için başka bir duvar seçmedi.&lt;/em&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gözleri bağlandı ve infazı seçti&lt;br /&gt;geçti, evet geçti&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;özü kendinden gafil bir haldi bu&lt;br /&gt;dünden gafil&lt;br /&gt;hak&lt;br /&gt;ona hunhar kanun demek mi gerek şimdi&lt;br /&gt;hangi hak, hangi söz, hangi anı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ne çamurun oldu o ne çamurdan&lt;br /&gt;o da belki&lt;br /&gt;kendi birliğini birsizden ibaret etti&lt;br /&gt;bilinmeli mi&lt;br /&gt;bilinmemeli&lt;br /&gt;mi-fa-sol-la-si&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hak mı&lt;br /&gt;haksa hangi hak bu&lt;br /&gt;hani şu bildiğimiz amerikan malı&lt;br /&gt;barışı katliam, vatandaşlığı piyango&lt;br /&gt;vahşi batı özgürlüğü, yakın doğu istilası&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bel ki, toprağı deşebilmiş asırlardır&lt;br /&gt;kaypak değil kanunu&lt;br /&gt;aydı yine kendinden muzdarip bir dolunay&lt;br /&gt;bir ülke aymaz &lt;br /&gt;ve dolundu içine cümbürcemaat&lt;br /&gt;dolun, ay dolun içine&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kazması belinden kırık&lt;br /&gt;gelini kendinden iğfal&lt;br /&gt;ondan şuna ulak &lt;br /&gt;ondan buna ufalanarak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;edilmiş işte edilgen&lt;br /&gt;edilmiş işte edilecek de&lt;br /&gt;içinden ay, an' a dönene dek&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hangi hak, hangi söz, hangi anı?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6862466-111784183395499068?l=uyumsuznotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/111784183395499068'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/111784183395499068'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://uyumsuznotlar.blogspot.com/2005/06/hahahaszha-hangi-hak-hangi-sz-hangi.html' title='HaHaHaSözHA ? (hangi hak hangi söz hangi anı)'/><author><name>Ayva§A</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05660263762853173661</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_H3qKw7X8q8c/SRtUJoiLR-I/AAAAAAAAAAM/NJimUvw8G0o/S220/_DSC1669_9.JPG'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6862466.post-111704179320120588</id><published>2005-05-25T20:22:00.000+03:00</published><updated>2005-05-27T00:32:13.303+03:00</updated><title type='text'>Senindir Çıkın</title><content type='html'>Satırların söylediği nedir? Ki bir bileşeni gibi eriyiğin katılsın bütüne.   “Yazgısına boyun eğmiş” dediklerini duyuyorum.  Oysa bilmeliydiler çoğunu o yaratmıştı yazgısının.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saman sapına ulaşacak yolculuğuna başlarken Haziran tarlasının sarışını, başağının olgunluğuna göre ezilmeden vaktinden önce. Yırtıcı bir kuş havalandı gölgelenen tepelerin birinden, pençeleri taradı saçlarını uzayıp giden yolumda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O anda varoluş başladı çıt çıkarmayan çığlığına. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Önce;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dedi ki “hatırla beni"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beni yaralandığında hatırla ki; şu bileşen cümle gibi ulaşayım sana. Ve usulca fısıldayayım aynı formülün iki bilinmeyenine, çözümsüz değiliz. Hayır, şimdi değil. Hayır şimdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çözme. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir paradoksa yardım adına değil, çözme… ki başladığımız gibi kalalım. Bütün. Çünkü geçecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Korkular, umutsuzluklar, başarısız girişimler, bencillikler, zorlayıcılıklar, bütün çetrefil olumsuzluklar… gül bitleri, tarla haşarıları, tahta kuruları, ceviz kurtları, süneler ve zıtlığın karanlık bekçileri, can sıkan satranç hamleleri, kıvamdayken sönen pipolar, gömleğe düşen kül, açtığı delik, Ceneviz topçuları, Argonotlar, topoğrafik keskinlikler, giderek serinleyen cehennem, eriyen buzlar, savanada annesini kaybetmiş yavru aslan, kirpiklerin kuruduğu çöl rüzgârları…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çözülmeyin. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir paradoksa yardım adına hiç değil, çözülmeyin… ki başladığınız gibi kalsın. Bütün. Çünkü geçeceksiniz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aksini dileyemem. Varlığımdır varlık. Kendi yarattığımı bilmesem ona ters bile düşerdim. Ne kadar karbon ne kadar irin korkusu,  düşler de o kadar bukağı, o kadar karabasan var.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir daha,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;belki şimdi&lt;br /&gt;sessizliğinin&lt;br /&gt;tanrısını anlama vaktidir&lt;br /&gt;senindir çıkın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hatırla beni…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6862466-111704179320120588?l=uyumsuznotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/111704179320120588'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/111704179320120588'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://uyumsuznotlar.blogspot.com/2005/05/senindir-kn.html' title='Senindir Çıkın'/><author><name>Ayva§A</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05660263762853173661</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_H3qKw7X8q8c/SRtUJoiLR-I/AAAAAAAAAAM/NJimUvw8G0o/S220/_DSC1669_9.JPG'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6862466.post-111680045841301236</id><published>2005-05-23T01:00:00.000+03:00</published><updated>2005-05-23T01:20:58.416+03:00</updated><title type='text'>Sen in sen çık / çoğul bir ölümü yık</title><content type='html'>belki şimdi&lt;br /&gt;sessizliğinin&lt;br /&gt;tanrısını anlama vaktidir&lt;br /&gt;senindir çıkın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir dönüşün&lt;br /&gt;elemsiz kibirsizliğinden uzaklaşan&lt;br /&gt;tüm yıldızların ışınına belki&lt;br /&gt;anlaman gerektir sessizliğini&lt;br /&gt;sensizliğini sen adına anlaman&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;anlam günü geldiğinde&lt;br /&gt;belki&lt;br /&gt;sana da düşen &lt;br /&gt;bu gölgeyi sıyırmadan bedeninden &lt;br /&gt;oradan&lt;br /&gt;ibaret olacaksın&lt;br /&gt;o da benim kadar in&lt;br /&gt;senin kadar çık&lt;br /&gt;çıkın artık&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;şimdi hangi bütünün yılmaz şevkini &lt;br /&gt;mırıldanan şarkıyı &lt;br /&gt;aldın anlağına&lt;br /&gt;ki onun kalacaksın&lt;br /&gt;umursamaz yalın halinden&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gibi bir anlamla&lt;br /&gt;sessizce&lt;br /&gt;sevgiyle&lt;br /&gt;oluşun bütünselliğine yürümelisin oysa&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;gözlerinde büyüyen ölümün hakkını ben veremem &lt;br /&gt;ama gözlerindeki ölüme bir gül kökü ekebilirim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;çünkü seni sevmeye de bilirim&lt;br /&gt;sevmeyi de&lt;br /&gt;durum toprağın humusundan ibarettir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;müzik çıldırasıya ritmindeyken&lt;br /&gt;güz yoncanın sahibi bir yeşilden&lt;br /&gt;gonca ise gülün sessizliğinden&lt;br /&gt;ibarettir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;çünkü...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6862466-111680045841301236?l=uyumsuznotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/111680045841301236'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/111680045841301236'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://uyumsuznotlar.blogspot.com/2005/05/sen-in-sen-k-oul-bir-lm-yk.html' title='Sen in sen çık / çoğul bir ölümü yık'/><author><name>Ayva§A</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05660263762853173661</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_H3qKw7X8q8c/SRtUJoiLR-I/AAAAAAAAAAM/NJimUvw8G0o/S220/_DSC1669_9.JPG'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6862466.post-111628269701818609</id><published>2005-05-15T11:58:00.000+03:00</published><updated>2005-05-18T22:29:27.403+03:00</updated><title type='text'>Yenilmedin mi</title><content type='html'>&lt;blockquote&gt;&lt;em&gt;düşünmek yerine &lt;br /&gt;düş ünlenenlere&lt;br /&gt;düş &lt;br /&gt;ünlemin kaba yerlerine&lt;br /&gt;vuranlara anne&lt;/em&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hiç biri desek&lt;br /&gt;"e" şıkkı&lt;br /&gt;şık oldu size&lt;br /&gt;kısmen alıştık biz&lt;br /&gt;o üzülesi  bol önceliklere&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;uzun şiirleri severdik&lt;br /&gt;ama kısa da geçerdik&lt;br /&gt;işaret dilini öğrenirken gazap&lt;br /&gt;hayatın dilsizliği&lt;br /&gt;nezaketsizliğine&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hepsi ile aynı şey… yani bir dökülüş&lt;br /&gt;ama kendi dirseğinin farkında &lt;br /&gt;bir ölüş &lt;br /&gt;belki spontan… sonunda neydi tan?&lt;br /&gt;neydi anne  ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bırakır bebeğini&lt;br /&gt;baba umursamaz işi… bitmiştir an&lt;br /&gt;kan anne&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kalan sağlara&lt;br /&gt;sonsuza kadar şiir&lt;br /&gt;sağ olsun&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;onu unutan sağlar&lt;br /&gt;kana kana günlerden eksik&lt;br /&gt;aylardan fazla anlarca&lt;br /&gt;yine bencilliğine solan&lt;br /&gt;bu beddua ile&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;esrik&lt;br /&gt;bırakır bebeğini&lt;br /&gt;baba umursamaz işi… bitmiştir o an&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ama neden varlığa bu hıyanet?&lt;br /&gt;yenilmedin mi &lt;br /&gt;anne ?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6862466-111628269701818609?l=uyumsuznotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/111628269701818609'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/111628269701818609'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://uyumsuznotlar.blogspot.com/2005/05/yenilmedin-mi.html' title='Yenilmedin mi'/><author><name>Ayva§A</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05660263762853173661</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_H3qKw7X8q8c/SRtUJoiLR-I/AAAAAAAAAAM/NJimUvw8G0o/S220/_DSC1669_9.JPG'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6862466.post-111610500531766019</id><published>2005-05-15T00:08:00.000+03:00</published><updated>2005-05-15T00:10:05.323+03:00</updated><title type='text'>Vuslat</title><content type='html'>Aynılaşmış tüm terimlerin ışığını gördüğümüzde kör kalmayı hazmedebilir miyiz? Sesin tonunu ayarlamak varoluşun makyajını silebilir mi? Hangi oyunun olacak bu boyut? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yanıt: Azaldıkça çoğalmak…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet “azaldıkça çoğalmak”. Çünkü bir lolipop değildir hayat. Şekeri de yaladıkça yok ederiz. Elbet insanlık bilincidir azalarak çoğalacak. Kaç ölümün hesabını verebilecek bilinç? O hesap değil midir şimdi kemirilen şu teknoloji. Kaç ata ile vardık bu saraya? Ve bizden sonrakiler kaç adet biz yitirdikten sonra ulaşacak nebulalara?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet insan insan olmaya azalarak çoğalmaktan başlayacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Söz kendini vurmadan önce, kendini vurmak gerektir söze. Çok da zor değil hani. Ama önce kendine koymadan parselini tarlanın, köylü olabilmektir gerekli olan vuslat .&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6862466-111610500531766019?l=uyumsuznotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/111610500531766019'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/111610500531766019'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://uyumsuznotlar.blogspot.com/2005/05/vuslat.html' title='Vuslat'/><author><name>Ayva§A</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05660263762853173661</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_H3qKw7X8q8c/SRtUJoiLR-I/AAAAAAAAAAM/NJimUvw8G0o/S220/_DSC1669_9.JPG'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6862466.post-111584353109626311</id><published>2005-05-11T23:44:00.000+03:00</published><updated>2005-05-12T01:25:48.870+03:00</updated><title type='text'>.  .  .  /  .  .  .</title><content type='html'>&lt;blockquote&gt;"sevdiklerimizi büyütüyoruz&lt;br /&gt;kimi zaman hiç bir şey olduklarına &lt;br /&gt;kan ayarak"&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;visibilia ex invisibilibus&lt;br /&gt;nesne, nesne olmayandan kaynaklanır&lt;br /&gt;ya da&lt;br /&gt;varlık evrenin kendisinden dışlanandır&lt;br /&gt;sıradan aklın vizyonu bu&lt;br /&gt;antagonis benimle misin?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sözlük sırasını yitirmiş bir kavram&lt;br /&gt;söyleyemediğini biliyorum&lt;br /&gt;ama nasıl desem&lt;br /&gt;vizyon gerçeği anlamı bağlamaz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;herakles sütunlarının arasında&lt;br /&gt;ne gezer o bağnaz?&lt;br /&gt;unuttur bünyene safra birikimini&lt;br /&gt;fazla bir şey bırakma ardında&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bunu düşün&lt;br /&gt;düşünce yaratır&lt;br /&gt;durum yakarışın yalın halidir&lt;br /&gt;düşeceksen düş&lt;br /&gt;ama önce cenneti yarat&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;mea kulpa&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sonsuz bir an' ı çal flüt&lt;br /&gt;duraksama&lt;br /&gt;derin dondurucuya bırak es' i&lt;br /&gt;mevsimi dansına al&lt;br /&gt;mışıl gülümset uyuyan ormanını&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kibrimi&lt;br /&gt;tane tane anlatmalıyım sana&lt;br /&gt;kesmeden sözümü&lt;br /&gt;dinle ki&lt;br /&gt;yeterince küçümseyebil beni&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;evet, seni seviyorum mikro kozmos&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ama nasıl desem&lt;br /&gt;anlam gerçeği vizyonu bağlamaz&lt;br /&gt;sıradan aklın işidir bu&lt;br /&gt;parrhesia yasası işlemez&lt;br /&gt;ve iki şey daha&lt;br /&gt;aşk ile hakikat&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6862466-111584353109626311?l=uyumsuznotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/111584353109626311'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/111584353109626311'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://uyumsuznotlar.blogspot.com/2005/05/blog-post.html' title='.  .  .  /  .  .  .'/><author><name>Ayva§A</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05660263762853173661</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_H3qKw7X8q8c/SRtUJoiLR-I/AAAAAAAAAAM/NJimUvw8G0o/S220/_DSC1669_9.JPG'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6862466.post-111567906353653743</id><published>2005-05-10T01:10:00.000+03:00</published><updated>2005-05-10T01:51:03.616+03:00</updated><title type='text'>Ağlamak mı</title><content type='html'>oysa bir servinin dibinde ağlamaktan&lt;br /&gt;çok daha fazla şeydi gözleri&lt;br /&gt;kapalı kaldıklarında üçüncü &lt;br /&gt;dünyaydılar&lt;br /&gt;açıldıklarında sırılsıklam&lt;br /&gt;mesela&lt;br /&gt;azgelişmiş yerlerinden vururlardı &lt;br /&gt;insanı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;güne yenik kaldılar&lt;br /&gt;susuzluklara eklenerek&lt;br /&gt;mesela&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ağlamaktan vazgeçtiler&lt;br /&gt;doya doya şöyle ve yürekten&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;mes&lt;br /&gt;kuraktır şimdi mevsimleri&lt;br /&gt;alıkonmuşturlar elâ&lt;br /&gt;denize gitmekte olan sular&lt;br /&gt;doldururlar tüm çukurları&lt;br /&gt;rengârenk&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;açar kaşkolünü geceden sıyrılırken &lt;br /&gt;sabah&lt;br /&gt;yanaklarının kızarıklığını &lt;br /&gt;obur serinler alır&lt;br /&gt;yüzünü varsın serseri yeller &lt;br /&gt;doğrasın(dır)lar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;soğuktur... soğuk duyurmaz &lt;br /&gt;parçalanmışlıkları &lt;br /&gt;kemirilirken bir yandan &lt;br /&gt;anlatılamaz kavrulurcasına üşümek&lt;br /&gt;lar&lt;br /&gt;har yaladığında buz sanılır ilk&lt;br /&gt;derin yanıklar böyle yanıltılır&lt;br /&gt;lar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ağlamaktan vazgeçti dünya&lt;br /&gt;oysa bir servinin dibinden&lt;br /&gt;çok daha fazlaydılar&lt;br /&gt;şeydi gözleri şey…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6862466-111567906353653743?l=uyumsuznotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/111567906353653743'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/111567906353653743'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://uyumsuznotlar.blogspot.com/2005/05/alamak-m.html' title='Ağlamak mı'/><author><name>Ayva§A</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05660263762853173661</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_H3qKw7X8q8c/SRtUJoiLR-I/AAAAAAAAAAM/NJimUvw8G0o/S220/_DSC1669_9.JPG'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6862466.post-111532974708012363</id><published>2005-05-06T00:14:00.000+03:00</published><updated>2005-05-06T00:49:07.256+03:00</updated><title type='text'>Ney</title><content type='html'>&lt;blockquote&gt;Hilal Lüle anısına&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neydi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tanımlanan yeni canlıların sesleri belki... belki de tanınmışların aktığı sıradan dereler, irkilirken sen, biz olmayan. Ne noktası olan ne virgülü, yabanda onanmaz bir geceydik belki.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Erk" in kolay yanlarını bulan yolların var. Oysa ağır olandır söyletemediklerimiz. Konuşur konuşur konuşuruz bütün kuşların tüneklerine. Unutur gider bütün martılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Donanan yeşilin içinden konuşuruz biz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geldik böylece ve şarkıları susarak ilerledik...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neydi...k ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Canlıların seslerinden ibaret kendi susuzluğunda. Bir okyanus... ama direnerek senin için sesini bekleyecek bir kendi halindelik ile.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ney idik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;"Dinle neyden kim hikâyet etmede&lt;br /&gt;Ayrılıklardan şikayet etmede&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kestiler sazlık içinden der beni&lt;br /&gt;Dinler ağlar hem kadın hem er beni&lt;br /&gt;Gönlün bu ayrılıktan göz göz olsun da bir&lt;br /&gt;Sen o gün benden işit özlem nedir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her kim aslından uzak düşsün arar&lt;br /&gt;Cânâna dönmek için bir uygun gün arar"&lt;br /&gt;                     &lt;blockquote&gt;Mevlanâ&lt;/blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6862466-111532974708012363?l=uyumsuznotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/111532974708012363'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/111532974708012363'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://uyumsuznotlar.blogspot.com/2005/05/ney.html' title='Ney'/><author><name>Ayva§A</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05660263762853173661</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_H3qKw7X8q8c/SRtUJoiLR-I/AAAAAAAAAAM/NJimUvw8G0o/S220/_DSC1669_9.JPG'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6862466.post-111498410539652936</id><published>2005-04-30T00:41:00.000+03:00</published><updated>2005-05-03T23:27:17.726+03:00</updated><title type='text'>Soldan Çıkış</title><content type='html'>Bilerek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Soldan çıkış sağa hiç bakmadan. Ruhsuz bir fren.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilerek dayanıyor tilki. Refleksleri güvenilir bir çığırtkan. Biraz alıngan. Biraz da kızıl sanki. Erketesi oldu o, aynı akşamın anında susmalar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İvme hızını kesmese bu yıl kiraz olmazdı. Yağmur sonrası hep kurtlanır kirazlar. O bunu göremezdi soldan çıkana çarpınca. Olmadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akşamın baharına hayal ettiği bir kemirgen. Hani ona sorsalar şekerpareden ibaret bütün. Bütün güneşler... Hey ! . Ay sana ne söylesin ey hemşeri. Kucağı karpuz dolu bir manav, kesmece düş karası bir gecede. Vuralım patlasın çalalım (oy)lasın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oysa o tilki önce erkete duygularını ölürdü bu baharın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilerek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cahil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne acı şey bilmek böylesine. Soldan çıkış sağa hiç bakmadan. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu mevsimin ehliyeti iptal edilmeli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(klavyemin tr' si acı acı uluyor)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6862466-111498410539652936?l=uyumsuznotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/111498410539652936'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/111498410539652936'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://uyumsuznotlar.blogspot.com/2005/04/soldan-k.html' title='Soldan Çıkış'/><author><name>Ayva§A</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05660263762853173661</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_H3qKw7X8q8c/SRtUJoiLR-I/AAAAAAAAAAM/NJimUvw8G0o/S220/_DSC1669_9.JPG'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6862466.post-111472761141298557</id><published>2005-04-28T23:58:00.000+03:00</published><updated>2005-04-29T01:36:30.646+03:00</updated><title type='text'>Doğal Konuşmalar / İşte o</title><content type='html'>kendi adına “asla” &lt;br /&gt;yanıyor olandır&lt;br /&gt;uyuyanların cehennemini her kimsen&lt;br /&gt;kendi adına yanmalısın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dağ başları olmuş odamız&lt;br /&gt;odamıza damdan girmiş çiçek&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;uy… andın mı beni &lt;br /&gt;andın ki &lt;br /&gt;her yanım kızıl &lt;br /&gt;kulaklarından&lt;br /&gt;uzar kulaklarım&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;güzellik baş aşağı&lt;br /&gt;kanlı gözleri mor sarkıt&lt;br /&gt;aşkı göğe uçurmuş kökünden&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;değildir oysa&lt;br /&gt;aymazlık belki&lt;br /&gt;yanmalısın sen&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;tersinden anlamış derdimizi&lt;br /&gt;uçurumdayız bunca yıldır&lt;br /&gt;eğmiş bileklerini bakar bize &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;o değildi… o diye yitiyorsun&lt;br /&gt;bu değildi … bu diye&lt;br /&gt;şu değildi ki… şu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kulak tozumuza uzanmış&lt;br /&gt;bir söyleyeceği var söylemez&lt;br /&gt;söylese patlayacak duyularımız&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;özveri&lt;br /&gt;diyeydi belki&lt;br /&gt;bence tabi ki&lt;br /&gt;iyimserim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ev ev dolaşmış&lt;br /&gt;bir tanıyanı çıkar diye&lt;br /&gt;kollarından tutup&lt;br /&gt;dama savurmuş çirkinler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;belki de en sona sadece o &lt;br /&gt;gider ama neden diyeceksin&lt;br /&gt;ne bileyim&lt;br /&gt;ilhan berk miyim ben&lt;br /&gt;benziyorum bu hermetik halimle&lt;br /&gt;değil mi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“bu tür çiçekler&lt;br /&gt;sessiz yerlere bakar da büyür”&lt;br /&gt;derdi babam peygamberce&lt;br /&gt;o çiçeklerden öğrenmiş ilkbaharı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;her kimeyse evet… her kimse “asla”&lt;br /&gt;asla &lt;br /&gt;ki;&lt;br /&gt;o da o değil&lt;br /&gt;gidemedi bırakıp da&lt;br /&gt;her kimeyse fakir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“öyle anlarımız vardır ki; bütün sözcükleri biz yaratırken, hiç birini kullanmaz sadece kendimizi tüketiriz açlıkta”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“asla” bulaşması önlenmiş salgın ama güvenli bir hastalıktır&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;seyir defterine de biri yazar bunları&lt;br /&gt;işte&lt;br /&gt;o &lt;br /&gt;benim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kışları ben okuyorum sessiz&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6862466-111472761141298557?l=uyumsuznotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/111472761141298557'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/111472761141298557'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://uyumsuznotlar.blogspot.com/2005/04/doal-konumalar-ite-o.html' title='Doğal Konuşmalar / İşte o'/><author><name>Ayva§A</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05660263762853173661</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_H3qKw7X8q8c/SRtUJoiLR-I/AAAAAAAAAAM/NJimUvw8G0o/S220/_DSC1669_9.JPG'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6862466.post-111436689918470614</id><published>2005-04-24T21:12:00.000+03:00</published><updated>2005-04-25T01:11:04.393+03:00</updated><title type='text'>Kimliksizlik Bilinci</title><content type='html'>Gece sayıkladığı saatleri henüz geçmişti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nefer Boncuğu* biçiminde bir gök taşı girdi atmosfere. Karşı kaldırımı bekleyen büfe ışığı gibi ıslak, zarif bir ezgiyi uzattı gaz katmanlarına. Sormadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İyi ki;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sormadı üzerine çullanan bu nadas yılgınlığını. Anlatamazdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O kent kargaşasında, öylesine bir parkın loş kalan yanıydı, o sürgün kavgasında, dirençli bir omza tılsımından miras kalmış bir buse.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi hayatın dirim vakitleri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Olası değil ya dünyanın çekiminden, oluyormuş işte. Görüldüğü yerde bütün tutkuların prangasına kırılan yürek çizgisiyle suyun yansıtma yanılgısı benzeri, çıkıp giderken diğer yanından dünyanın, göktaşı. Anladı. O gidiş de aynı nadas, aynı yılgınlık, aynı geçiş vakti vardı. Atmosfere giriş ve çıkış anı gibi Nefer Taşı. Sadece o anın gururu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kesekağıdını delip geçince yaramaz bir çocuğun sapanı, üzümleri saçılmıştı ya kaldırımlara. Aceleyle kendi ceplerine o çocuğun ürkek bakışlarını doldurmuştu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öyle anladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdiyse hayatın kuşluğunda, yetkin;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aramak mı yolunu, bir Ortaköy akşamı olsun, bulmak mı, denize doğru yürürken hafif geçkin? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi, yazıyor bak. Her yanı bahara ulak, her harfine akan yığından bir simge olarak. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Kimlik lütfen !” &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tıslar gibi bir yanıt:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Yetkinizi görelim.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nihayet öz, gür ve hür bir bilincin şafağına sarılıyor ardıçlar**. Nihayet kimliksizlik bilinci sorguluyor kimliği.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ya bu mücadele hangi yanlışın gururu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;*  Eski Mısır' da Nefertiti zamanında kolyelerde kullanılan bir boncuk biçimi.&lt;br /&gt;** Servigillerden, güzel kokulu yapraklarını hiç dökmeyen bir ağaççık.&lt;/blockquote&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6862466-111436689918470614?l=uyumsuznotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/111436689918470614'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/111436689918470614'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://uyumsuznotlar.blogspot.com/2005/04/kimliksizlik-bilinci.html' title='Kimliksizlik Bilinci'/><author><name>Ayva§A</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05660263762853173661</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_H3qKw7X8q8c/SRtUJoiLR-I/AAAAAAAAAAM/NJimUvw8G0o/S220/_DSC1669_9.JPG'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6862466.post-111271351510575798</id><published>2005-04-05T17:05:00.000+03:00</published><updated>2005-04-10T00:31:50.280+03:00</updated><title type='text'>Humma</title><content type='html'>"...Bizim aramızda ve bizler için dostlar&lt;br /&gt;Gelenek ve hayat arasındaki bu uzun yarışmaya&lt;br /&gt;aracılık ediyorum..."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;Apollinaire&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anlatılmaz humma. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çenesi bağlanmış kuşların kanatlarında özgün yelpazeler taşıyabilirim. Raca' nın fil konforu sarı bozkırına inat titrer gömleğimde. Ha şimdi ha sonra, görünür leopar. Şu izler, diyeceğim bize mi döner ? Öyleyse pençe yakın. Yol yolcuyu sonunda paralar. Kavuşmak bütüne serpili gevrek susam kokusu. Pençe yakın, seferimin dizine dört ayaklı ahşap sehpa gerek, simidimi satmalıyım. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Marifet mi sanılır, çalmamaya sığındığım güfteler ? Gitarımı senfonik bir yaz güneşinde  yakmıştım ben. Doygundum ve bir daha... hiç "yanılmadım yalanı" na güldüm katılarak. Kış biterken son ateşe kendi terliklerimi attım. Anlatılmaz... inanmalılar marifetten değildir. Saçlarımı bir gürzün sapına astım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu benim vasat yanım. Belki de kestane satmalıydım. Kış bitimlerinde tedavülden kalkıp sarı yazların içine sızmak için meşru bir öyküm olurdu. Şimdi ise en iyi bildiğim şey, yelkovanı akrepten kaçırmak. Ama hangi kadranın yüzüne düşmeliyim bilmiyorum artık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim de dudaklarına yıldız tozu sürülü çayırlarım oldu. Ben de ülkemin barajlarına biriktim bulut gölgesinde huzurla. Ama hiç bir turnayı incitmedim. Geldiler geçtiler gözlerimin sonsuzluğuna. Başımın eğikliği işte bundandır, işte tam bundan; çünkü turnalar bana, yüksek uçmayı sevdiklerini söylediler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Büküldü bileğim boynumla birlikte.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sizin aranızda ve sizler için dostlar&lt;br /&gt;yenmek ve yenilmek arasındaki bu hummalı suskuya&lt;br /&gt;tefecilik ediyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;"Apollinaire" beni bağışlar !&lt;/blockquote&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6862466-111271351510575798?l=uyumsuznotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/111271351510575798'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/111271351510575798'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://uyumsuznotlar.blogspot.com/2005/04/humma.html' title='Humma'/><author><name>Ayva§A</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05660263762853173661</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_H3qKw7X8q8c/SRtUJoiLR-I/AAAAAAAAAAM/NJimUvw8G0o/S220/_DSC1669_9.JPG'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6862466.post-111230760520097647</id><published>2005-04-01T00:15:00.000+03:00</published><updated>2005-04-15T01:44:58.566+03:00</updated><title type='text'>Gurur hep aynı</title><content type='html'>Hep aynı heyecan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçinden çıkılmaz; içten çıkarların duman izleri de olsa. Hep aynı is. Son gülün umudu, kimine bırakıldığı belirsiz meçhul alaçık (dağ kulübesi). Ancak yığınların fısıltılarının gürlediği kınalı bir avuca düşen yaş yine de, olsun (dua). Ardışık bu gerçek, ardışık. Hep aynı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vücudun bir meşe gölgesine düşmesi gibi katılaşmış umut. Tutarsa. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;Çocuklar, bütün oyunları oynayın fakat oyuna gelmeyin. Dinleyin seslerinizi. Uzun süre çekiştik. Seslerinizin hangi derin kuyulara çekildiği meçhuldü. Yer açık, işte düşülmeye görsün "er veya hatun kişi ruhuna". Sıra sıra mermerler koyultulmuş bir gece dolunayın telvesinde. İrdeleyin, selviler de gölgelidir kendi serinlerine.&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi bütün sesleri bir yana koyup Nisan' ın genzini koklayabilirsiniz artık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gördüğüm şudur: Gurur bütün eleklerden geçer, sonunda en ince kumlara adanmıştır o. Hayret ama en iri kitlelerin en iri yapılı dengesizliğidir o... ya daha neyin nesidir? "Kütledir işte ağırlığını kim ne yapsın" diyebilirsiniz. Öyledir, rüyasını arayan bir cizvit gibidir. Ana vatandan ne uğruna koptuğunu unutmuş bir bellek ile boğuldu boğulacak, tımarsız ata benzer.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hep aynıdır oysa özelleştirme uğruna ne tüzel kişilikler öldürmüştür. Ne gururlu ölümlerdir onlar. Satılır gider, fahişe bedenlerindeki onurdan kurtarılmış bölgelerin takma isimlerine.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sözünüz olsun yarın. Yenidenliğin zaferi hücrelerinizi kutsasın. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bense...özün yelkensiz gemisidir; ben(im), forsa kollarımla çekerim kürekleri. Hep aynı heyecan, hep aynı mum yanığı gecelerin izi. Hep aynı is ile.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;Dikkat: &lt;br /&gt;Seyrelterek katılın kendinize. Suyunuzu esirgemeyin özünüzden. İyice karıştırmadan kullanmayın kendinizi. Çocukların uzanabileceği yerlerde saklamayın bizleri.&lt;/blockquote&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6862466-111230760520097647?l=uyumsuznotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/111230760520097647'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/111230760520097647'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://uyumsuznotlar.blogspot.com/2005/04/gurur-hep-ayn.html' title='Gurur hep aynı'/><author><name>Ayva§A</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05660263762853173661</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_H3qKw7X8q8c/SRtUJoiLR-I/AAAAAAAAAAM/NJimUvw8G0o/S220/_DSC1669_9.JPG'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6862466.post-111161968777800220</id><published>2005-03-24T00:13:00.000+02:00</published><updated>2005-03-24T01:14:47.780+02:00</updated><title type='text'>Heyelan</title><content type='html'>Eski adımlarla yürümüştük nehirler boyunca. Uğultusunda kalbin tiz bir sesi barındırıyor gidiydik. Adım adım koparılmış mevsimlerin kurak izlerini, çoktan fosilleşmiş halkalarımızdan ispat etmek ne mümkün... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne yana baksak yine de kızıl bir ıssızlığın irkilişi... uyandı uyanacak yanı başımızda. Kısa yalpalayışların eğretiliğini taşıyan dizlerimiz, sürüp gidecek sanki defalarca... o hezeyana. Ta ki, içeriden dışarıya yuvarlanmış yanık ezgilerin nefesiyle çığırından çıkmaya hazır bekleyen... o heyelana. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne ki, yatağından hangi yana uğradığı belirsiz sayısız cılız akıntıyla yıpratılmış yarlar adına biz devrilmiştik o mezrada da. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kayıp köylerin faili olduysak, bir dağın güneşe çevrilen göğsünün kalburundan elenmiş anısına biz yükselecektik yenidenliğin edasıyla yine de... yine de.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne çıkar bir asırlık suskunluktan ozanı bağlanmayan yüreğin?&lt;br /&gt;Ne çıkar anlatmadan kalsa dallarına eğretilenmiş kiraz çiçeğinin?&lt;br /&gt;Ne çıkar bırakılsa bir nefeslik kendine özgülüğü eflatun rengin?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6862466-111161968777800220?l=uyumsuznotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/111161968777800220'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/111161968777800220'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://uyumsuznotlar.blogspot.com/2005/03/heyelan.html' title='Heyelan'/><author><name>Ayva§A</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05660263762853173661</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_H3qKw7X8q8c/SRtUJoiLR-I/AAAAAAAAAAM/NJimUvw8G0o/S220/_DSC1669_9.JPG'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6862466.post-110962187067444611</id><published>2005-02-28T21:09:00.000+02:00</published><updated>2005-03-06T02:23:07.960+02:00</updated><title type='text'>Şifa</title><content type='html'>Oklar ve yayları çekiştirip çekiştirip bırakanlara, sinsi avlaklarında göçe durmuş yıldız sürülerinin ürküp dağılmamaları için en arkadakilerinden vurmaya başlayanlara, “hu” ile huri çağırıp, kandil ışığında sorguya girişenlere, kendi yazdıkları kitapların boynu bükük sayfaları arasına yalnızca kendi bildikleri tılsımları saklayıp, bir ön sayfadan bir arka sayfadan okuma hunharlığına kalkışanlara, ayrıcalıklı sözde baharlarını, sıyırıp öne çıkan ıssız dağlara örtmeye çalışanlara, anlamın nirengi noktasını bellerine bağlayıp savaşa karşı savaşların içinde barınan iki yüzlü gladyatörlere, kendi atadıkları başkumandanların avuçlarına kozmik yumurtalar döken ankalarına ve var oldukça dünya kendi var ettiklerini sandıkları bilgeliklerini oradan buradan bölük pörçük, kendi sahnelerinin perdelerine sürmüş ve sürecek olanlarına...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Deyiniz ki;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Ne yaptıklarını bilmedikleri için onları bağışla” sözleri yeryüzüne düştüğünde, kılıcımı o sözlere teslim ettim ben. Kesiklerinizden akan kanı bundan bilin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve dediği gibi Baltazar’ ın, “Tanrım ne çok yaşamışım.”&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6862466-110962187067444611?l=uyumsuznotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/110962187067444611'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/110962187067444611'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://uyumsuznotlar.blogspot.com/2005/02/ifa.html' title='Şifa'/><author><name>Ayva§A</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05660263762853173661</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_H3qKw7X8q8c/SRtUJoiLR-I/AAAAAAAAAAM/NJimUvw8G0o/S220/_DSC1669_9.JPG'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6862466.post-110928235172313004</id><published>2005-02-24T23:47:00.000+02:00</published><updated>2005-03-17T00:47:54.893+02:00</updated><title type='text'>Öykün</title><content type='html'>kısa da olsa hayata&lt;br /&gt;dönmek vaktidir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;göz bebeklerin ve çizdiğin börülce&lt;br /&gt;irkiltmeden çekmelidir mil&lt;br /&gt;kısa da olsa bir&lt;br /&gt;dönmek gözlerinden &lt;br /&gt;birebir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;vaktidir hayata&lt;br /&gt;çekilesi bileklerinin&lt;br /&gt;örülmemiş yerlerini artık terk etmek&lt;br /&gt;hakkını vermek yeşillerin&lt;br /&gt;öykünüyorken boşluğunda&lt;br /&gt;doyamadığın bebeklerin&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6862466-110928235172313004?l=uyumsuznotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/110928235172313004'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/110928235172313004'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://uyumsuznotlar.blogspot.com/2005/02/ykn.html' title='Öykün'/><author><name>Ayva§A</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05660263762853173661</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_H3qKw7X8q8c/SRtUJoiLR-I/AAAAAAAAAAM/NJimUvw8G0o/S220/_DSC1669_9.JPG'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6862466.post-110902663990416898</id><published>2005-02-22T00:01:00.000+02:00</published><updated>2005-02-22T01:02:34.873+02:00</updated><title type='text'>Dışarıda kocaman ve duyarsız bir dünya.</title><content type='html'>kimi zaman gün devrilirken güne&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kalbini aceleyle koyar cebine biri&lt;br /&gt;içindeki uçsuz bucaksızlığın tehlikesini&lt;br /&gt;düşlerin o engin kırsalına &lt;br /&gt;terk eder&lt;br /&gt;geniş çayırların hayallerini &lt;br /&gt;yıpranan kaval seslerine&lt;br /&gt;son ateşlerin süreğinde&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;avuçların dualarını kaldırmak için &lt;br /&gt;yöneldikleri gökyüzünden&lt;br /&gt;yağmur yanıtlarıyla düşer hissiz sular&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ıslak ıslak uyanır beden&lt;br /&gt;çeperine yaslanır hayatın&lt;br /&gt;bütün genişliklerin doğumuna &lt;br /&gt;gittikçe daralan o yer yüzü &lt;br /&gt;akar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;akar&lt;br /&gt;böyle umarsız bir kanun&lt;br /&gt;geçip gider sonsuz&lt;br /&gt;kimi zaman gün evrilirken güne&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yaşamak&lt;br /&gt;kindar bir aymazlık rüyası&lt;br /&gt;kan davası bir hayatın &lt;br /&gt;infazı günlerce&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6862466-110902663990416898?l=uyumsuznotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/110902663990416898'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/110902663990416898'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://uyumsuznotlar.blogspot.com/2005/02/darda-kocaman-ve-duyarsz-bir-dnya.html' title='Dışarıda kocaman ve duyarsız bir dünya.'/><author><name>Ayva§A</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05660263762853173661</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_H3qKw7X8q8c/SRtUJoiLR-I/AAAAAAAAAAM/NJimUvw8G0o/S220/_DSC1669_9.JPG'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6862466.post-110884958913795146</id><published>2005-02-19T23:40:00.000+02:00</published><updated>2005-02-19T23:46:29.136+02:00</updated><title type='text'>Seyir</title><content type='html'>Örtüldüğü zaman yeni bir mezar gibi içteki boşluğun toprağı. Kabarık bir dolu umut aceleyle akıtıldığında kuytu yerlerine. Tümseklerini henüz dışbükey fısıldayan  o koyu kahverengi ören yerleri.  Diriltilmeye çalışılan eski bir kentin harabesinden, arkeolojik emeklerin can nesillerine; bir flüt sesi... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Duyulur antik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün çöllerde ve bütün denizlerde aynı anda duyulur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O işve. O rastlantısal adaletsizlik. O sefer sayısı belirsiz sıla. O urağan tını. O asi yeşil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oysa kendi iç döngülerinden sıyrılıp toplanan ezgisel birlikteliğe titrerken dağılan magma. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve böylece yağmalanan hayata, gün döngüsü çemberler. Ve böylece dönen iki yüzlü bir gerçek kendine. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve bir kadın pencerede toz alır ve bir baykuş havalanır ve bir kedi yalanır ve sessizliğin anidenliğine söylene gelen  o kız çocuğu, doğar bir yerlerde. Ve...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;Ben mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sadeleşmiş bir tanık. Bir gittiğinde kalan sıfırların ederi.&lt;/blockquote&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6862466-110884958913795146?l=uyumsuznotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/110884958913795146'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/110884958913795146'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://uyumsuznotlar.blogspot.com/2005/02/seyir.html' title='Seyir'/><author><name>Ayva§A</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05660263762853173661</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_H3qKw7X8q8c/SRtUJoiLR-I/AAAAAAAAAAM/NJimUvw8G0o/S220/_DSC1669_9.JPG'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6862466.post-110877104210434307</id><published>2005-02-18T00:37:00.000+02:00</published><updated>2005-02-28T00:39:47.736+02:00</updated><title type='text'>Hak</title><content type='html'>hakkıdır böyle bir ayrılığın&lt;br /&gt;hakkımızdır bu yollar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve telaşlı bir çocuk gibi öğreniriz içimizi&lt;br /&gt;sen lale&lt;br /&gt;biz bildiğimiz tek çiçekle çilekeş&lt;br /&gt;içtenliğimiz yani&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gül dökümü bir tunç belki&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sonsuza kadar gül&lt;br /&gt;sonsuza kadar kahkaha&lt;br /&gt;olsun ü ürü üüü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ürün horozun sabahı &lt;br /&gt;da olabilir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;seni sağladığım için trafik aksamadı&lt;br /&gt;nedense tıkanmış bütün ana arterler&lt;br /&gt;onların eseriydi... onların&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;trafik yasasına al beni &lt;br /&gt;al seni de cezaya&lt;br /&gt;ya ... dedi&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6862466-110877104210434307?l=uyumsuznotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/110877104210434307'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/110877104210434307'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://uyumsuznotlar.blogspot.com/2005/02/hak.html' title='Hak'/><author><name>Ayva§A</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05660263762853173661</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_H3qKw7X8q8c/SRtUJoiLR-I/AAAAAAAAAAM/NJimUvw8G0o/S220/_DSC1669_9.JPG'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6862466.post-110868394472644040</id><published>2005-02-17T23:42:00.000+02:00</published><updated>2005-02-19T00:00:35.306+02:00</updated><title type='text'>İnfilak</title><content type='html'>“yolunu izleyip yavaş yavaş&lt;br /&gt;görürüm varışını en son sıraya”&lt;br /&gt;Piyon, Kavafis&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;unutur sanma&lt;br /&gt;sanma ki &lt;br /&gt;yaş olur bu söz&lt;br /&gt;izlerim&lt;br /&gt;ağlanmaz akşamının sahte sabahını&lt;br /&gt;ıslanır&lt;br /&gt;salgılarım amonyak ve asidine&lt;br /&gt;unutmam&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;evrimin çevriminde gözüne kaçtığım&lt;br /&gt;kaç kağıt ederdin oysa&lt;br /&gt;seçkinin mürekkebini kuruttuğunda ney&lt;br /&gt;aymaz ütopyalığın kaç para&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;o neydi bir zaman&lt;br /&gt;eşkıya birliğinin hey sesi&lt;br /&gt;kendi kınını hançerlediğin&lt;br /&gt;gözlerini ben çıkartmasaydım&lt;br /&gt;sapından&lt;br /&gt;göremezdin ya&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;olmasa da çöplüğün&lt;br /&gt;kim kanardı suyunun bulanıklığına&lt;br /&gt;olsa olsa unutularak yaşardın &lt;br /&gt;elde yok avuçta yok kalemin&lt;br /&gt;çeyiz sandığın kurtlarına hücre&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hey&lt;br /&gt;ney kuruntusu&lt;br /&gt;oku&lt;br /&gt;oku doğrudan kalplere sallanmış&lt;br /&gt;oyuntunu&lt;br /&gt;bedevilerin günlüğünde&lt;br /&gt;usanmadan ırzına geçtiğin&lt;br /&gt;hak senindir san&lt;br /&gt;sensin... sensin.... sensin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;helalini o oyuklara gömdüğüm&lt;br /&gt;haram nar tanem&lt;br /&gt;sen ki&lt;br /&gt;gönül çatladığında&lt;br /&gt;başa belâ bir ezikle&lt;br /&gt;kibir çukurlarından arttın&lt;br /&gt;üşüdün üşüttün&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;artık üşüme&lt;br /&gt;yaşadığın kentin kanununu yaz&lt;br /&gt;sonra kundağımla yak onu&lt;br /&gt;dağılırken sabaha karşı dumanım&lt;br /&gt;külleri aralayıp usulca &lt;br /&gt;boz bulanık kininden&lt;br /&gt;piç bezlerinle beni kundakla&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir şişeye yarıdan çok sönmemiş kireç koy&lt;br /&gt;sarı arsenik asidi ve suyla doldur&lt;br /&gt;ağzını sımsıkı kapa&lt;br /&gt;sonra&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;işte infilak&lt;br /&gt;kutla&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6862466-110868394472644040?l=uyumsuznotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/110868394472644040'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/110868394472644040'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://uyumsuznotlar.blogspot.com/2005/02/infilak.html' title='İnfilak'/><author><name>Ayva§A</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05660263762853173661</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_H3qKw7X8q8c/SRtUJoiLR-I/AAAAAAAAAAM/NJimUvw8G0o/S220/_DSC1669_9.JPG'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6862466.post-110815729263525492</id><published>2005-02-11T23:23:00.000+02:00</published><updated>2005-02-11T23:28:12.636+02:00</updated><title type='text'>Orada</title><content type='html'>şimdi orada şimdi&lt;br /&gt;bir yerdesin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kişiselleştirmeyelim peki...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;şimdi orada şimdi&lt;br /&gt;bir yersin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;orada şimdi orada&lt;br /&gt;her yersin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;oldu mu şimdi&lt;br /&gt;oldu mu...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6862466-110815729263525492?l=uyumsuznotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/110815729263525492'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/110815729263525492'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://uyumsuznotlar.blogspot.com/2005/02/orada.html' title='Orada'/><author><name>Ayva§A</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05660263762853173661</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_H3qKw7X8q8c/SRtUJoiLR-I/AAAAAAAAAAM/NJimUvw8G0o/S220/_DSC1669_9.JPG'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6862466.post-110807358332729912</id><published>2005-02-11T00:06:00.000+02:00</published><updated>2005-02-11T00:13:03.326+02:00</updated><title type='text'>Benim Yerime</title><content type='html'>&lt;span style="font-style:italic;"&gt;“Geri dönüp senin yerine geçiyorum.” (Fotini Tsalikoğlu)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Geri dönüyorum. Sen daha hayatı damla damla tatmaya çalıştığın zamanlar ben yanındaydım; biliyorum, sen beni görmüyordun, ama ben oradaydım."&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;- Geri dönüyorsun. Ben daha hayatı damla damla tatmaya çalıştığım zamanlar sen yanımdaydın; biliyorsun, ben seni görmüyordum, ama sen oradaydın.&lt;br /&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style:italic;"&gt;“Bak; kırmızı, küçük bir elbise giyiyorum. Kırmızı yanan gözlerim; bir an bile durmayan bir zihnim var, o da kırmızı. Zihnim de kırmızı, kalbim de ve o, sana ait her şeyi içine alabilmek için bomboş.”&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;- Evet; kırmızı, küçük bir elbise giyiyorsun. Kırmızı yanan gözlerin; bir an bile durmayan bir zihnin var, o da kırmızı. Zihnin de kırmızı, kalbin de ve o, bana ait her şeyi içine alabilmek için bomboş.&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style:italic;"&gt;“Aşk ise, kalbimin beyaz olan rengidir. Her şeyin içine sığabildiği ölüm gibi bembeyaz.”&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;- Hayır aşk, kalbinin beyaz olan rengidir. Her şeyin içine sığabildiği ölüm gibi ak.&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;geri dönüp benim yerime geçtiğin zaman &lt;br /&gt;yazılası bir roman değil miydi o kaybolan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sıkıldıkça sızan ince akışkan&lt;br /&gt;bir yağmura dönüşmüş hafif kil kokulu&lt;br /&gt;narenciye bahçelerinin neminden&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;görülmemiş denizlerin bilinmeyen uzaklarında&lt;br /&gt;demirlemiş kınalı yelkenliler gibi&lt;br /&gt;düşlerin sancağından alabanda edişleri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hepsi var ama ben değilim&lt;br /&gt;bir evren zihnine anlığın kadar sığar&lt;br /&gt;geri dön o benim yerime&lt;br /&gt;garantisini vermiştin bunun&lt;br /&gt;gelgit yorgunu sızlayan sularından&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;eğretile beni&lt;br /&gt;yel değirmenlerinin bocurgatında&lt;br /&gt;dönüyor olsun gecenin rengi&lt;br /&gt;ötelerden pançosunu uçurup gelen&lt;br /&gt;bir atlı geçerken pencerenden&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;mazeretli desinler&lt;br /&gt;revirde kendisine henüz gelen&lt;br /&gt;ziyaretçi ürkekliğinde&lt;br /&gt;o şimdi asker&lt;br /&gt;çapraz ateşlerde kaftanı delinmiş&lt;br /&gt;kaf dağından çıka gelen&lt;br /&gt;kurşun gibi apansız ve hain &lt;br /&gt;pusuların ucube tetikçiliğinden &lt;br /&gt;gelen desinler ne fark eder&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;boran aşkına kaldır yakanı&lt;br /&gt;az sonra kudurmuş bir kamçının dili&lt;br /&gt;boynuna düşürecek servetini&lt;br /&gt;şansölyelik adına  &lt;br /&gt;darağacını kuracak&lt;br /&gt;babası ormancı olan bir prusyalı&lt;br /&gt;otto von bismarck&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ah çalıntı tasalarla otağı kuran sultan&lt;br /&gt;yasaların bozgun coğrafyası&lt;br /&gt;keşfedildin çoktan&lt;br /&gt;kıyılarında bu şan bu şöhret &lt;br /&gt;geçti senden&lt;br /&gt;bilemezsin&lt;br /&gt;‘daha güzel bir şey olabilir mi &lt;br /&gt;dokunduğu yeni bir dünyayı &lt;br /&gt;pruvasıyla selamlamasından bir geminin’&lt;br /&gt;diyen biri kadar&lt;br /&gt;adı richard brautigan’ dı bu şairin&lt;br /&gt;bağır bağır okurken şiirini &lt;br /&gt;süpürdüğüm amfinin kuzey penceresinden&lt;br /&gt;intihar ettiğini söylemişti biri sene seksen dört&lt;br /&gt;aylardan şubat ve günlerden zemheriydi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;zihnimin girdabında bir mevlevi&lt;br /&gt;döner durur artık&lt;br /&gt;bana değerlerini hakim kıl&lt;br /&gt;ki dize gelebilsin kıstasların kıskıvrak&lt;br /&gt;ama hayır hayır kal iyisi mi&lt;br /&gt;orada başka biri var&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;geri dönüp benim yerime geçecek&lt;br /&gt;yazılası bir roman değil miydi o &lt;br /&gt;her şeyin içine sığabildiği ölüm gibi ak &lt;br /&gt;sayfalarca bende kaybolacak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;‘...’ :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fotini Tsalikoğlu, Benim Adım Marta Freud, çev: T. İzbek, roman, Donkişot Yayınları, bölüm; Geri Dönüp Senin Yerine Geçiyorum.&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6862466-110807358332729912?l=uyumsuznotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/110807358332729912'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/110807358332729912'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://uyumsuznotlar.blogspot.com/2005/02/benim-yerime.html' title='Benim Yerime'/><author><name>Ayva§A</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05660263762853173661</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_H3qKw7X8q8c/SRtUJoiLR-I/AAAAAAAAAAM/NJimUvw8G0o/S220/_DSC1669_9.JPG'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6862466.post-110799145425652996</id><published>2005-02-10T01:00:00.000+02:00</published><updated>2005-02-10T01:39:38.510+02:00</updated><title type='text'>Hayrımıza</title><content type='html'>zamanla anlaşılır&lt;br /&gt;zamanımız kalmaz&lt;br /&gt;zam ve an enflasyona terk edilir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;geniz içine kaçan bir dumandır o akşam&lt;br /&gt;çenesi düşmüş çakal&lt;br /&gt;kaymasına kaydığı yıldızın&lt;br /&gt;başlara düşüp yarıldığı ışıktır&lt;br /&gt;kalmaz hiç çözülen ellerimizden&lt;br /&gt;birikilmiş ulunmuşluk &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;çakamaz&lt;br /&gt;kahredici bir şarkının&lt;br /&gt;peşi sıra kaybolduğunu&lt;br /&gt;yırtılırca eski bir çarşaf&lt;br /&gt;kendi kanatlarımızı ararız biz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;oysa çakıl taşlarına oyulan yüzlerle&lt;br /&gt;sulara bırakılan cesetler kadar&lt;br /&gt;derinlerin evlatlarıdır o yılkı anlar&lt;br /&gt;o yılkı anlar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;zamanla anlaşılır&lt;br /&gt;zamanla dakikalaşır&lt;br /&gt;zamanla saniye leş&lt;br /&gt;anla zam yaş anır&lt;br /&gt;eşek yükü kutsal ağırlıklarımız&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;faizi bir hiç&lt;br /&gt;yılmaz tarihin ipi çözülmüş&lt;br /&gt;dağlarımızdandır yaban pençeleri&lt;br /&gt;hunhar davaların değildir ama öyle isterler&lt;br /&gt;olsun sistendir elimizden kayan gaip&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yaşlanır ova kalbinde&lt;br /&gt;hayratımıza bir çift günlük &lt;br /&gt;yanaşır bedava &lt;br /&gt;hayrımıza&lt;br /&gt;o da kalana dek teke tek&lt;br /&gt;akacaktır hay !&lt;br /&gt;rantımıza&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6862466-110799145425652996?l=uyumsuznotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/110799145425652996'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/110799145425652996'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://uyumsuznotlar.blogspot.com/2005/02/hayrmza.html' title='Hayrımıza'/><author><name>Ayva§A</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05660263762853173661</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_H3qKw7X8q8c/SRtUJoiLR-I/AAAAAAAAAAM/NJimUvw8G0o/S220/_DSC1669_9.JPG'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6862466.post-110782251062428904</id><published>2005-02-07T23:24:00.000+02:00</published><updated>2005-02-08T02:28:30.623+02:00</updated><title type='text'>Bunu Anlıyoruz.</title><content type='html'>GAFİL&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;anlamı ; kendinden gafil&lt;br /&gt;dili ; türkilizce (Esin Avşar)&lt;br /&gt;ne diyor ; ah bir bilsem&lt;br /&gt;kime diyor ; ah bir bilsem&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;eee ; esi poposuna çimdik &lt;br /&gt;imgesi ; zengin anlamı garip&lt;br /&gt;türü ; belirsiz&lt;br /&gt;vatanı ; yok coğrafyası da &lt;br /&gt;neden ; green card beklentisi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kanı ; var kansız ama&lt;br /&gt;neden ; kimsesiz bir bedenden...bilirim&lt;br /&gt;seveni ; çok&lt;br /&gt;nerede ; firari&lt;br /&gt;hain mi yoksa ; hayır &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;doğanın global topraksızı&lt;br /&gt;kendine müebbet, yeni dünyalı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sana ne ; bana mı, bize mi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;a ! bir de &lt;br /&gt;anlamı kendin&lt;br /&gt;de &lt;br /&gt;nnn &lt;br /&gt;gafil &lt;br /&gt;bedevi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;pes ; yani ne sandın&lt;br /&gt;kıpırdadık işte &lt;br /&gt;terliksi (hayvancık)&lt;br /&gt;ya sen ne&lt;br /&gt;zan* dın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Ne çıkar siz bizi anlamasanız da&lt;br /&gt;Evet, siz bizi anlamasanız da ne çıkar&lt;br /&gt;Eh, yani ne çıkar siz bizi anlamasanız da&lt;br /&gt;Hiçbir şey !" Edip Cansever&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Zan : ‘Zanlıyı teşhis etmek için aranan o kimse bulunamadı’ anlamında bir san... bulunamadı da.&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6862466-110782251062428904?l=uyumsuznotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/110782251062428904'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/110782251062428904'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://uyumsuznotlar.blogspot.com/2005/02/bunu-anlyoruz.html' title='Bunu Anlıyoruz.'/><author><name>Ayva§A</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05660263762853173661</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_H3qKw7X8q8c/SRtUJoiLR-I/AAAAAAAAAAM/NJimUvw8G0o/S220/_DSC1669_9.JPG'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6862466.post-110737262897841771</id><published>2005-02-02T21:29:00.000+02:00</published><updated>2005-02-02T23:27:04.793+02:00</updated><title type='text'>Emanetim</title><content type='html'>Özgürlüğün tutsağı, her yönde aranan o ışık. O yaşanan ama tarif edilemez ikilem (dualite). Zıtlığın uzam karmaşasına izlerimizi düşüren varoluş! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sen olmasan varlığımın bir anlamı yok. Sen yürütmesen güneşi bir yandan diğer yana savrulan gölgemin karanlığı yok. Ve her şeyden daha çok burada sen olmadığın kimse de yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Büyük düşünceler yürekten doğarlar” (Vauvenargues) Oysa o yüreğin atışı kadar zayıf olan başka ne var? Karmaşık milyonlarca işlemden birinin ters gitmesi yeter. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yürekten !&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Varlığın iki yana savrulan başı adına tutkularımın özgürüyüm ben. Ayırıp parçalamaya hiç niyetim yok onu. Olgu kendine ulaşabilenlerin koynuna girer. Yine de ancak bir darı tanesi gibi insan. Öğütmek için, değirmenin günlerce dönmesine gerek yok. Bir kıvılcım veya bir damla zehir onu öldürmeye yeter. “İnsanın büyüklüğü kendi değersizliğini kabul etmesindedir. Kendi değersizliğini bilmez bir ağaç.” (Pascal)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve sen olmayan !&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Emanetim !&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günlerin ve gecelerin içinde uçuşan ruhlarını diğer insanların sahtekâr yarınlardan koruyan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gitmelerin adına açık bıraktığın soru dolu kadehlerimizle&lt;br /&gt;Gözlerimizi sana kaldırmanın şerefine... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dilerim  o “özlem yok” yalanıyla söndüremediğimiz hasret ateşini söndürür bu sular.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6862466-110737262897841771?l=uyumsuznotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/110737262897841771'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/110737262897841771'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://uyumsuznotlar.blogspot.com/2005/02/emanetim_02.html' title='Emanetim'/><author><name>Ayva§A</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05660263762853173661</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_H3qKw7X8q8c/SRtUJoiLR-I/AAAAAAAAAAM/NJimUvw8G0o/S220/_DSC1669_9.JPG'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6862466.post-110720719980831939</id><published>2005-01-31T23:30:00.000+02:00</published><updated>2005-01-31T23:33:19.810+02:00</updated><title type='text'>Ke(n)di Olmak Karnaval Gözlere</title><content type='html'>Bu gün ister doğuştan gelen yazgım, ister sofralara düşen yankım, aynaların yansıttığı alnımdaki göz olsun. Bu ritmin içinde akan sellerin çamuruna düşmedik ki söz kaldık. Öyküm yakına vurmuş mavi bir kırbaç gibi titretti toprağı. Tam ve kesin bir yasa bilerken zamanın bıçağını, perdeye yansıyan gölgenin ipleri koptu. Yankı karanlığa yuvarlandı. Yuv/ar/larında gül demetleri aktı kanın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cadde boştu. Karşı kaldırımda duvar dibinde bir güvercin öldü. Geç olmuştu. Ruhlar kendi sahillerindeki denizlere uyumaya gittiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Duygu neydi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kurutulmamış saçlarla iki kapı arasında kalmak mı? Ağrıyan baş, eskiyen yüz, titreyen ateş. Ama hepsi bende, hep benim yarattığım hummalar. Öyle mi? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O bir yerindelik kutbuydu. O bir çekim yasası. Kozmik eğlencelik. Aş sonrası paradoks.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu gün karnaval gözlü bir kızla bakıştık. O kalabalık sığındı, ben ıssızlık. Kalabalığa değil, kalabalık. Çünkü o gövdesini çürütmeden önce yakmıştı. Olsa gövdesi yığınlara elbet saklanabilirdi.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Görevliler de olmasa Lunapark’ ın kapalı olduğunu biz anlayamazdık. Paltomun altına davetsiz bir kedi saklandı, soğuk değil güvenden kaçarak. Tek isteği boğaz tokluğuna iki küçük parça ciğermiş. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elimi kana bulamadım. O aç kaldı. Kapadı gözlerini karnaval. Ben açtım. Ne bulsa yiyecek kadar aç.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sözün özü ke(n)dimize yenildik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz iki ihtiyaç çizgisinin arasındaki hiçlikler... olmasak ke(n)dimizi de yiyemezdik mutlak.&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6862466-110720719980831939?l=uyumsuznotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/110720719980831939'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/110720719980831939'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://uyumsuznotlar.blogspot.com/2005/01/kendi-olmak-karnaval-gzlere.html' title='Ke(n)di Olmak Karnaval Gözlere'/><author><name>Ayva§A</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05660263762853173661</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_H3qKw7X8q8c/SRtUJoiLR-I/AAAAAAAAAAM/NJimUvw8G0o/S220/_DSC1669_9.JPG'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6862466.post-110703126059154558</id><published>2005-01-29T22:40:00.000+02:00</published><updated>2005-01-30T01:18:53.956+02:00</updated><title type='text'>Zurnada Peşrev</title><content type='html'>kanada kalkmış giderken senden&lt;br /&gt;palazını kaybetmiş ördeği gördüm&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;Geren otları donanmış ürkek bir yürek gibiydin. Sallanan kırsal sabahında rengini henüz giymemişti mavi çam.  Bıraksam ardına sürerdin gerindiğin orman gülünü. Oysa öfkesinin zehirli köklerinde duraksadığım yeni yetme gövdeni, izime düştün küçüğüm. &lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;şiddetinden sesini duymadığım kurşunun kökü&lt;br /&gt;vurduğunda sırtıma &lt;br /&gt;sırtımdan vurulduğunda&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kanada kalkmış giderken sen&lt;br /&gt;palazını kaybetmiş ördeği öldüm ben&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6862466-110703126059154558?l=uyumsuznotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/110703126059154558'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/110703126059154558'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://uyumsuznotlar.blogspot.com/2005/01/zurnada-perev.html' title='Zurnada Peşrev'/><author><name>Ayva§A</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05660263762853173661</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_H3qKw7X8q8c/SRtUJoiLR-I/AAAAAAAAAAM/NJimUvw8G0o/S220/_DSC1669_9.JPG'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6862466.post-110635023684013443</id><published>2005-01-22T01:07:00.000+02:00</published><updated>2005-01-22T09:53:00.670+02:00</updated><title type='text'>Demiştim...</title><content type='html'>    Bırak dedim bırak, deniz dalgasını vursa da kıyıya, onu karada bırakmaz hiç.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ardından hangi karanın parçası adına yanar bir dağ olmaya giriştin de dedim? Kara sana güvenlidir... güven istersin iç güdülerinden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bırak ve yanma. Ben dahil sende bırak...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6862466-110635023684013443?l=uyumsuznotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/110635023684013443'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/110635023684013443'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://uyumsuznotlar.blogspot.com/2005/01/demitim.html' title='Demiştim...'/><author><name>Ayva§A</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05660263762853173661</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_H3qKw7X8q8c/SRtUJoiLR-I/AAAAAAAAAAM/NJimUvw8G0o/S220/_DSC1669_9.JPG'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6862466.post-110604340677111674</id><published>2005-01-18T13:01:00.000+02:00</published><updated>2005-01-29T00:52:50.990+02:00</updated><title type='text'>Konumlandırmalar</title><content type='html'>Zamanın kaçış noktası, eğrinin düzleme yansıttığı kırılma anı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimi zaman duvar diplerinde unutulmuş insanlar çizeriz. Çareyi dilenmekte bulmuş beklenti sarmaşıklarına. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hiçbir sahneyi kaçırmıyorsun dedim. “Şüpheciyim elbet enayi değilim” dedi. Dedim ki; bak, her yanın insan ama ne görüyorsun. “Körüm ben konumlandırabilirim ancak” dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sivilleşmiş bir kamyon. Plakası öylesine tutturulmuş eğreti bir yolculuk haberi. Keşanlı bir daralış. Boğazın en uç noktası. Ainos’ un (Enez) ayak izlerine konan beyaz bir kelebek. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;Bırak dedim bırak, deniz dalgasını vursa da kıyıya, onu karada bırakmaz hiç.&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6862466-110604340677111674?l=uyumsuznotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/110604340677111674'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/110604340677111674'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://uyumsuznotlar.blogspot.com/2005/01/konumlandrmalar.html' title='Konumlandırmalar'/><author><name>Ayva§A</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05660263762853173661</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_H3qKw7X8q8c/SRtUJoiLR-I/AAAAAAAAAAM/NJimUvw8G0o/S220/_DSC1669_9.JPG'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6862466.post-110583467636432747</id><published>2005-01-16T01:02:00.000+02:00</published><updated>2005-01-18T01:34:39.140+02:00</updated><title type='text'>Şiirin duası...</title><content type='html'>Sezgi ayinlerinden yükselen buhurdan o koku ve içimizde kocayan çoğul tarihler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün bütün bilinçlenmiş homosapiens bayramlar. Sahralar, çöller, vahalar ve hurmalıklar. Kızıl kaya parçalarının gözlerimize yuvarladığı boşluklardaki o ölü alanlar. Evrimin çıngıraklı dilleri. Çelişkinin ezoterik yasaları. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kucağımıza hayatın yüklediği tutku meyvelerinin gözlerimizin önünde çürüyüşü. Var oluşmacılık. Çılgın bir baharın bütün polenleri. Haziran gelincikleri. İlk tebessümler. Çekimserliğin saygı duyduğu hayatlar. Telgraf “stop” ları.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütünsellik. Güzel bir şarkının kadınca sesi. Özlenen bir kıyının azot kokusu. Pervanenin ışığa karbon hamlesi. Çocuğun uykuya bulanmış yüzü. Meleğin asla görülemez kanatlarından içimize savrulan yel. Tekil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Denizlerin birbirine karşılık duran uzak kıyıları.  Çoğul.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uçkun yazların serin gölgelikleri. Uykulu bir gece yarısında aralanan endişeli gözler. Duru gölde çekilen küreklerden kalbe yansıyan meşin gıcırtıları. Fırtınalardan arta  kalan sessizlikler. Ve başlamadan önce çıt çıkarmayan o grilikler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve tek başına.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonsuza dek çekilecek tespih. Çamur içinde vahşi toprağa doğrultulmuş o namlu. Yıldırım arası aydınlık gökyüzünde siluet arayışı. Göğüsleri sarsarak patlayama başlayan silah. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve çoğul.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sarkıt ve dikitler adına amin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz bu alanı mayın(lar)dan temizlememiş miydik ?&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6862466-110583467636432747?l=uyumsuznotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/110583467636432747'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/110583467636432747'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://uyumsuznotlar.blogspot.com/2005/01/iirin-duas.html' title='Şiirin duası...'/><author><name>Ayva§A</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05660263762853173661</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_H3qKw7X8q8c/SRtUJoiLR-I/AAAAAAAAAAM/NJimUvw8G0o/S220/_DSC1669_9.JPG'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6862466.post-110574246474170747</id><published>2005-01-15T01:02:00.000+02:00</published><updated>2005-01-15T01:01:06.046+02:00</updated><title type='text'>sana... soba/e</title><content type='html'>bana benden kalan hiç bir yanın yok&lt;br /&gt;senin şarkını düşüyorum boğazına&lt;br /&gt;seni senden yana düşüyorum&lt;br /&gt;üşümedim sanma fani erik&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;düş üşenmez soba bile yakar&lt;br /&gt;soğuktu... kış uykusuzluğuydu&lt;br /&gt;ben dua idim kuruyan dallarında&lt;br /&gt;sen çobanca amin &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;tanrı&lt;br /&gt;kabul edilmedi&lt;br /&gt;yan(ıl)dık mı ne&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6862466-110574246474170747?l=uyumsuznotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/110574246474170747'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/110574246474170747'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://uyumsuznotlar.blogspot.com/2005/01/sana-sobae.html' title='sana... soba/e'/><author><name>Ayva§A</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05660263762853173661</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_H3qKw7X8q8c/SRtUJoiLR-I/AAAAAAAAAAM/NJimUvw8G0o/S220/_DSC1669_9.JPG'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6862466.post-110566290298184708</id><published>2005-01-14T01:04:00.000+02:00</published><updated>2005-01-14T02:35:02.980+02:00</updated><title type='text'>kuş dili aykırı şiir “cik” </title><content type='html'>------------&gt; toprağa&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bakıyorum&lt;br /&gt;kanıyorsun&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; “cesaretin bakışı&lt;br /&gt;korkaklığın kılıcından keskin”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;anıyorum&lt;br /&gt;akıyor kan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-----------&gt; havaya&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;şimdi al sesini &lt;br /&gt;arı bir mızrap im&lt;br /&gt;sesin&lt;br /&gt;mandolin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;çekil&lt;br /&gt;az değil o pınar &lt;br /&gt;seni &lt;br /&gt;su troppo&lt;br /&gt;anımsıyor&lt;br /&gt;um&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sesim imgenin &lt;br /&gt;kucağında&lt;br /&gt;her yan im&lt;br /&gt;her yan &lt;br /&gt;kantat sen&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kurbanıyız izin&lt;br /&gt;her dehliz in&lt;br /&gt;her dehliz im&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;karanlık her yan&lt;br /&gt;sanki &lt;br /&gt;ıslak &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;korkarım &lt;br /&gt;biziz &lt;br /&gt;kanayan&lt;br /&gt;mandolin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;---------------&gt; suya&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ayandon fırtınası düşmeden&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;git üzerine&lt;br /&gt;yürü yelin&lt;br /&gt;tramola&lt;br /&gt;kasırga öncesi&lt;br /&gt;alesta &lt;br /&gt;uslu bir denizdesin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yelken daralmadan&lt;br /&gt;sinmeden &lt;br /&gt;üzerine camadan&lt;br /&gt;bağlan&lt;br /&gt;siren aşkına&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;seni&lt;br /&gt;tutamam&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-------------&gt; ateşe&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dokun&lt;br /&gt;bak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dokun &lt;br /&gt;yanıyor&lt;br /&gt;eller&lt;br /&gt;im&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6862466-110566290298184708?l=uyumsuznotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/110566290298184708'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6862466/posts/default/110566290298184708'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://uyumsuznotlar.blogspot.com/2005/01/ku-dili-aykr-iir-cik.html' title='kuş dili aykırı şiir “cik” '/><author><name>Ayva§A</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05660263762853173661</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_H3qKw7X8q8c/SRtUJoiLR-I/AAAAAAAAAAM/NJimUvw8G0o/S220/_DSC1669_9.JPG'/></author></entry></feed>
